ipe sapa gelmez dusuncelerim var.. ne zamandir biriyle saatlerce susasim.. istersen cay pisiririz, cay yerine votka koyariz sende dilersen..
ne zamandir fikrim firarda.. ne zamandan beri boyleyim bilmiyorum..
bir bilgenin sabrini ta$irabilecek kadar saldirgan, bir kediyi sakinle$tirebilecek kadar uysal, bir toplulugu gulmekten kirip gecirebilecek kadar pozitif, yanindakileri intihara surukleyebilecek kadar negatif, butun gece dansedebilecek kadar enerjik, butun gun uyuyabilecek kadar yorgun, bir haftalik i$i yarim gunde bitirecek kadar hizli, yarim gunluk i$i bir haftaya yayabilecek kadar yava$, bir gelincik kadar narin, bir cam agaci kadar guclu...
Tuesday, June 29, 2010
Monday, June 28, 2010
gelecek bi sonraki sevgiliden istekler
gel bi an önce sonra da gitme, ben beklemekten sıkılmaya başladım. bilirsin, ya da öğrenirsin ben sıkılınca giden bi tipim. öyle sabırlı değilim. hazır şimdi çağırıyorken, gel bi an önce. bak mevsim yaz, ne güzel üstümüzde ince giysilerimiz varken..sürprizli gel istersen ben bilemem şimdi. ben çağırıyorum, e sen de bi yerlerde hissediyorsundur, gel bir an önce..
Saturday, June 26, 2010
belki..belki ben sana sevmeyi öğretemem. ama sen de bana unutmayı öğretemezsin. bu mevsim ki, yollarda zakkumların açtığıçok yakınlarda... sabahlardan bir sabahseni gerçekten, insanca kucaklasam sımmsıkıve yüreğimi avuçlarına koysam.. ne dersin? belki ben sana kavuşmayı öğretemem. ama sen de bana, ayrılığı öğretemezsin.
Thursday, June 24, 2010
nakka
once sarkinin linki : http://fizy.com/s/1jq6l4#
sonra sarkinin analizi:
"çok gunahın çok derdım zaten çok gez dolaş gül seni tutan yok sakın sorma yeniden açma ah ne olur yok şakam yok bu defa yok"
[burada kahramanımız kafası allak bullak gezmektedir. "ulan ne haltlar yedik şu hayatta" der, eller ceptedir. "neyse sittir et" diye devam eder, o sıra aklına kafasındaki "o insan" gelir. "bırak yahu, zaten bi fena oluyorum" der ama nafiledir bu telkinler kendi kendine.]
"düşe kalka zar zor kanı verdım aşka ama gel gör ki şefkati az bu defa son bu defa nakka"
[ eller cepten çıkmıştır burada. kendini savunacak şekildedir o eller kollar. "çok çektim be" der kahramanımız. "uğraşamam, uğraşınca değiyor mu ulan, anlaşamadık hep sonunda" diye umutsuzluğa kapılır. "havlu attım ben arkadaş" diye bitirir bu bölümü.]
"öğren kalbim öğren artık sen de uzatma bu sitem bile fazla"
[kafasında bitirdiğini düşünen kahramanımız, "eeh yeter" diyerek duygularına çıkışır bu sefer de. ama asıl sır son bölümdedir.]
"öğren kalbim öğren artık sen de utanma yeni bir rüzgara binelim gitsin."
[duygularına yenildiğini düşünen kahramanımız burada "yeni bir rüzgar" derken "yaşa be abi" yoluna baş koyar. aslında yenilmiştir kafası. "sen de öğreneceksin neyse" diyerek olayları akışına bırakır. "gene aşığım lan galiba" der, eller cepte avare gezişine devam eder. açık kapı bırakır sitemlerine rağmen.]
nakka iste adi ustunde asla..
sonra sarkinin analizi:
"çok gunahın çok derdım zaten çok gez dolaş gül seni tutan yok sakın sorma yeniden açma ah ne olur yok şakam yok bu defa yok"
[burada kahramanımız kafası allak bullak gezmektedir. "ulan ne haltlar yedik şu hayatta" der, eller ceptedir. "neyse sittir et" diye devam eder, o sıra aklına kafasındaki "o insan" gelir. "bırak yahu, zaten bi fena oluyorum" der ama nafiledir bu telkinler kendi kendine.]
"düşe kalka zar zor kanı verdım aşka ama gel gör ki şefkati az bu defa son bu defa nakka"
[ eller cepten çıkmıştır burada. kendini savunacak şekildedir o eller kollar. "çok çektim be" der kahramanımız. "uğraşamam, uğraşınca değiyor mu ulan, anlaşamadık hep sonunda" diye umutsuzluğa kapılır. "havlu attım ben arkadaş" diye bitirir bu bölümü.]
"öğren kalbim öğren artık sen de uzatma bu sitem bile fazla"
[kafasında bitirdiğini düşünen kahramanımız, "eeh yeter" diyerek duygularına çıkışır bu sefer de. ama asıl sır son bölümdedir.]
"öğren kalbim öğren artık sen de utanma yeni bir rüzgara binelim gitsin."
[duygularına yenildiğini düşünen kahramanımız burada "yeni bir rüzgar" derken "yaşa be abi" yoluna baş koyar. aslında yenilmiştir kafası. "sen de öğreneceksin neyse" diyerek olayları akışına bırakır. "gene aşığım lan galiba" der, eller cepte avare gezişine devam eder. açık kapı bırakır sitemlerine rağmen.]
nakka iste adi ustunde asla..
durduk yere uzulmek
bazen öyle dönemlerim oluyor ki; neye, ne kadar üzüldüğümü bilemiyorum. bin bıçak saplanıyor sanki her bir hücreme. agresif oluyorum, kavga ediyorum ama ağlayamıyorum. tam tersine daha çok gülüyorum. "ağlarken içim güldü gözlerim" diyorum sık sık. çevremdekileri de güldürüyorum, sınır tanımadan geyikten geyiğe koşuyorum. fondiplere dalıyorum, dibini göremeyen sevdiğini de göremesin diye arkadaşlarıma şevk veriyorum. dibini de fazlasıyla görüyorum. ama kimseyi istediğim kadar sevemiyorum. emin olamıyorum kendimden. her birini ne uğruna sevmiş olabileceğimi düşününce kaçıyor hevesim. kadınsal rekabet mi giriyor kanıma yoksa hayatımda bir değişiklik mi arıyorum? nefes bile alamadan sevmek, mantığımı devre dışı bırakmak istiyorum. sonra vazgeçip, herkesi, her şeyi yarım bırakıyorum. daha iyi olduğuna inandırıyorum kendimi. bazen de aklıma jim carrey'nin efsane repliği geliyor; neden bana ilgi gösteren herkese aşık oluyorum? benimki de bu hesap mı acaba diyerek daha fazla yoruluyorum. ama umutluyum her zaman gelecekten. steve tyler amcamın "maybe tomorrow the good lord will take you away" dizesi benim gibiler için yazılmıştır belki*. dream on moduna bağlıyorum. bir süre için kendimi kaybetmek istiyorum. sonrasında tam anlamıyla bulabilmek şartıyla. alkolle aram yoktur, böyle dönemler hariç. sonuna kadar, içebildiğim, bünyemin alabileceği kadar içmeyi düşünürken; süper egom devreye giriyor, id'imi durduruyor. sonuç olarak istediğim gibi kaybedemiyorum kendimi. sıcak bir yaz gecesinde, "her yerde kar var kalbim senin bu gece" şeklinde serenat yaptığımı, ertesi sabah hatırlayabiliyorum mesela. hem bütün hayal kırıklıklarım geliyor aklıma teker teker. yine mi demekten yoruluyorum. kişiler, olaylardan çok kararsızlıklar yaralıyor beni. sonra "hamdolsun yine mi güzeliz, yine mi çiçek" diyorum. teşekkür ediyorum tanrıma. zaten dünyada bu kadar çarpıklıklar varken, fazla da mutlu olmamak lazım.kendinden geçmek istiyorsan bir süreliğine, iç ve geç! evren değiştir!ama ağlama! çünkü super girls don't cry.
Sunday, June 13, 2010
bazen sen karsidakini cok seviyorsun, onemsiyorsun ne bileyim. hayatini ona adamiyorsun da oyleymis gibi oluyor iste. her sey o oluyor zamanla. sen de -cok afedersiniz son zamanlardaki favori repligim- bok varmis gibi evet aynen boyle cok buyuk bi bok varmis gibi kendini onunla ozdesletiriyorsun. ne bileyim her an o varmis gibi dedim ya, bilen bilir iste.
sonra ne oluyor?
o bunu gormuyor, birak gormeyi adam fark etmiyor bile. hadi iyimserim bugun, adam goruyor ancak umursamiyor. sen aklindan "ya naparim da bu biraz mutlu olur" derken, adam sen yokmussun gibi davraniyor, seni unutuyor, yoksun diyor... alismani bekliyor bu da baska bi boyutu da neyse!
"ben her seyi onun icin onun yaninda yaparken, o hepsine uzaktan bakardi bir yabanci gibi.. her sozumu dinliyor gibi beni kandirirken icimden gelen binlerce ses bastirirdi sesimi..." den farkli olarak burada bi "o" yok. sen almissin gerceginden farklilastirmissin, adeta meta yapmissin ama bakiyorsun ki yok. artik oyle bir durum ki, zaten olsa da fark etmez olmasa da...
bu kendini cokca onemseyen, hatta kendini hic onemsemeyen insanlarin sorunu. bazen sana oyle davranmayanlara sen de oyle davranmamalisin. ogrenmek lazim.
o gitmis, belki sen onun icin "hic" olmamissin, o sensiz, sen onun hayatinda daha yokken ki gunlerine donmus.. hatta daha bile gerilere... ne yazik ki onune degil arkasina bakiyor. bu durumda nasi kirarsin ki o zaman tunelini? buna gucun var mi? buna deger mi? artik kelimeler ayni anlamlarina mi geliyor? yoksa tamamen anlamlarini mi kaybetti?...
uzulursun o cok gercektir. o kadar gercektir ki hayatin o olur bi sure. uzuntu. ancak hayatinin baska bi "o" belki de "0" yok olmasindan daha iyidir dersin. yasarsin...
neymis? bi insana cok deger verirsen ya onu kaybedermissin, ya kendini...
sonra ne oluyor?
o bunu gormuyor, birak gormeyi adam fark etmiyor bile. hadi iyimserim bugun, adam goruyor ancak umursamiyor. sen aklindan "ya naparim da bu biraz mutlu olur" derken, adam sen yokmussun gibi davraniyor, seni unutuyor, yoksun diyor... alismani bekliyor bu da baska bi boyutu da neyse!
"ben her seyi onun icin onun yaninda yaparken, o hepsine uzaktan bakardi bir yabanci gibi.. her sozumu dinliyor gibi beni kandirirken icimden gelen binlerce ses bastirirdi sesimi..." den farkli olarak burada bi "o" yok. sen almissin gerceginden farklilastirmissin, adeta meta yapmissin ama bakiyorsun ki yok. artik oyle bir durum ki, zaten olsa da fark etmez olmasa da...
bu kendini cokca onemseyen, hatta kendini hic onemsemeyen insanlarin sorunu. bazen sana oyle davranmayanlara sen de oyle davranmamalisin. ogrenmek lazim.
o gitmis, belki sen onun icin "hic" olmamissin, o sensiz, sen onun hayatinda daha yokken ki gunlerine donmus.. hatta daha bile gerilere... ne yazik ki onune degil arkasina bakiyor. bu durumda nasi kirarsin ki o zaman tunelini? buna gucun var mi? buna deger mi? artik kelimeler ayni anlamlarina mi geliyor? yoksa tamamen anlamlarini mi kaybetti?...
uzulursun o cok gercektir. o kadar gercektir ki hayatin o olur bi sure. uzuntu. ancak hayatinin baska bi "o" belki de "0" yok olmasindan daha iyidir dersin. yasarsin...
neymis? bi insana cok deger verirsen ya onu kaybedermissin, ya kendini...
Friday, June 11, 2010
güneş altında söylenmedik söz yokmuş..bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde...
Saturday, June 5, 2010
sozluk yazarlarinin itirafları(m)
ruh hastası bir insan oldugumu gizliyorum bildigin. ancak sozluge itiraf edebiliyorum. bugun 5 yil onceki gunluklerimde "kisilik bolunmelerinden kurtulamiyorum, oluyorum, nefes alamiyorum deliriyorum" yazmisim mesela. itiraf neresinde mi? 5 yil icinde hicbir sey degismemis, ufak ufak arada olmus.ayrica ben yalan soylemeyi de seviyorum. normal gibi gorunup deli cevati oynamak en buyuk hobim. ancak insanlara tam tersi gosteriyorum. 26.01.2010
devamlı "bana bir şey olursa" diyorum, insanlar bana kötü bir şey yaptığında bana kötü bir şey olsun ve acı çeksinler diyorum, oysaki kendimi önemsemem.çoğunlukla mutlu olduğumu sanarak yaşıyorum, bazı sabahlar enkazın üstünde uyanıyorum bazen panayırda, doktora gitmeye cesaretim yok biliyorum, verdiği ilaçları birgün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok tadında alıcam çünkü.son günlerde daha çok alkol düşünür oldum, o günlere geri dönemem biliyorum, ancak, olmuyor.çoğunlukla ellerim titriyor bu nedenle sigara tuttuğum elimi sabitlemeye çalışıyorum, o zamanda hep bi yerler yanıyor, bacağım gibi.git gide asosyolleşiyorum bilinçli yapıyorum bunu da, hiçkimse beni ilgilendirmiyor artık.belki yarın sabah tamamen farklı bi giri giricektim buraya bilemiyorum. nostradamus nasıl 2000 yıl sonrasını bilmiş, ben 5 dakika sonramı bilemiyorken, çok merak ediyorum..yenemediğim bi suçluluk duygum var, kimi nerde öldürdüm hiç hatırlamıyorum..belki en çok kendimi öldürdüm ondandır...insanların ufacık dertlerine gülüyorum içimden kıs kıs, şunlara bak ne önemsiz şeyler diyorum, dışsal şeyler. asıl önemli olan kendinle derdin, onu yaşamıyorsun ya şükretmelisin diyorum onlara bakarken...sikerm böle aşkın ızdırabını şeklinde bir yaşam tarzım var, bekliyorum devamlı birinden bir şeyleri; sonu nereye gider hiç bilmiyorum..aldığım eğitimler bilmemneler eğitmen olmayı düşünen bi insan olarak bana bile çok anlamsız geliyor çoğunlukla.hayatta 2 şeye inanıyorum bi pazarlama, 2 para. --04.06.2010
insanların hemen hemen hepsini yapmacık buluyorum, sanırım bunun nedeni benim insanlara son zamanlarda yapmacık davranmam.bi dönem samimi olduğum ya da şuan aramasını beklediğim kişileri arayıp "ya ne öküzmüşsün sen" demek istiyorum ancak onun yerine gayet yavşak davranıyorum.artık kimseyle konuşmuyorum, eskiden çevrem çok kalabalıktı şimdi yalnızım.eski sevgilime "bak senin o çok sevdiğin bıcır bıcır konuşan, neşeli, çevresi kalabalık, sevilen, deli dolu kız var ya, o öldü" demek istiyorum ki; vicdan azabı duysun. işin kötüsü o kız gerçekten öldü.çok şeyim varmış ama hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyorum, kimseye anlatamıyorum.iyiymiş gibi yapma rolümü kendi bildim bileli o kadar iyi oynadım ki, artık kimseye gerçek yüzümü göstermiyorum, biliyorum görürlerse acıtırlar.dün de yazmıştım ama olsun, insanlar bana artık çok sıradan geliyor, o kadar çok şey yaşayınca diğerlerinin yaşadıklarına "pehhh" diyesim geliyor, diyemedim mi yüzümde joker gülümsemesi pazarlamacı insan gibi oluyorum.belki de gerçekten sevilicek biri değilimdir diye düşündüğüm çok oluyor bugünlerde...hayatımı sakin sakin bi yerde yaşayarak geçirmek istiyorum, bunalıyorum artık her yerden herkesten.evet görüldüğü üzere çok karamsar bi insan oldum son günlerde...bazen my name's earl deki randy kadar aptal olduğumu düşünüyorum. ---05.06.2010
devamlı "bana bir şey olursa" diyorum, insanlar bana kötü bir şey yaptığında bana kötü bir şey olsun ve acı çeksinler diyorum, oysaki kendimi önemsemem.çoğunlukla mutlu olduğumu sanarak yaşıyorum, bazı sabahlar enkazın üstünde uyanıyorum bazen panayırda, doktora gitmeye cesaretim yok biliyorum, verdiği ilaçları birgün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok tadında alıcam çünkü.son günlerde daha çok alkol düşünür oldum, o günlere geri dönemem biliyorum, ancak, olmuyor.çoğunlukla ellerim titriyor bu nedenle sigara tuttuğum elimi sabitlemeye çalışıyorum, o zamanda hep bi yerler yanıyor, bacağım gibi.git gide asosyolleşiyorum bilinçli yapıyorum bunu da, hiçkimse beni ilgilendirmiyor artık.belki yarın sabah tamamen farklı bi giri giricektim buraya bilemiyorum. nostradamus nasıl 2000 yıl sonrasını bilmiş, ben 5 dakika sonramı bilemiyorken, çok merak ediyorum..yenemediğim bi suçluluk duygum var, kimi nerde öldürdüm hiç hatırlamıyorum..belki en çok kendimi öldürdüm ondandır...insanların ufacık dertlerine gülüyorum içimden kıs kıs, şunlara bak ne önemsiz şeyler diyorum, dışsal şeyler. asıl önemli olan kendinle derdin, onu yaşamıyorsun ya şükretmelisin diyorum onlara bakarken...sikerm böle aşkın ızdırabını şeklinde bir yaşam tarzım var, bekliyorum devamlı birinden bir şeyleri; sonu nereye gider hiç bilmiyorum..aldığım eğitimler bilmemneler eğitmen olmayı düşünen bi insan olarak bana bile çok anlamsız geliyor çoğunlukla.hayatta 2 şeye inanıyorum bi pazarlama, 2 para. --04.06.2010
insanların hemen hemen hepsini yapmacık buluyorum, sanırım bunun nedeni benim insanlara son zamanlarda yapmacık davranmam.bi dönem samimi olduğum ya da şuan aramasını beklediğim kişileri arayıp "ya ne öküzmüşsün sen" demek istiyorum ancak onun yerine gayet yavşak davranıyorum.artık kimseyle konuşmuyorum, eskiden çevrem çok kalabalıktı şimdi yalnızım.eski sevgilime "bak senin o çok sevdiğin bıcır bıcır konuşan, neşeli, çevresi kalabalık, sevilen, deli dolu kız var ya, o öldü" demek istiyorum ki; vicdan azabı duysun. işin kötüsü o kız gerçekten öldü.çok şeyim varmış ama hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyorum, kimseye anlatamıyorum.iyiymiş gibi yapma rolümü kendi bildim bileli o kadar iyi oynadım ki, artık kimseye gerçek yüzümü göstermiyorum, biliyorum görürlerse acıtırlar.dün de yazmıştım ama olsun, insanlar bana artık çok sıradan geliyor, o kadar çok şey yaşayınca diğerlerinin yaşadıklarına "pehhh" diyesim geliyor, diyemedim mi yüzümde joker gülümsemesi pazarlamacı insan gibi oluyorum.belki de gerçekten sevilicek biri değilimdir diye düşündüğüm çok oluyor bugünlerde...hayatımı sakin sakin bi yerde yaşayarak geçirmek istiyorum, bunalıyorum artık her yerden herkesten.evet görüldüğü üzere çok karamsar bi insan oldum son günlerde...bazen my name's earl deki randy kadar aptal olduğumu düşünüyorum. ---05.06.2010
tecavüzden sonra "zevk aldın mı?" diye sormak nasıl abesle iştigalse gidişinin ardından aylar sonra arayıp "nasılsın, ne yapıyorsun?" diye sorman da o kadar abesti işte..uyuz bir itin kasığındaki pire kadar mutluyum..ve başını çöpe soktuğu için kıçı açıkta kalan bir kedi kadar tetikteyim. tut ki mutluyum..tut ki yıkıldım...sana ne..!!!
Friday, June 4, 2010
bir şey var aramızda senin bakışından belli benim yanan yüzümden dalıveriyoruz arada bir ikimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki gülüşerek başlıyoruz söze bir şey var aramızda onu buldukça kaybediyoruz isteyerek fakat ne kadar saklasak nafile bir şey var aramızda senin gözlerinde ışıldıyor benim dilimin ucunda...
demis sair..
demis sair..
Subscribe to:
Comments (Atom)