"otobüslere bindim, otobüslerden indim, garajlarda gezindim; otobüslere bindim, otobüslerde uyudum, günleri gecelere yetiştirdim; otobüslere bindim, kasabalarda indim, günler boyu karanlığın içine gittim ve dedim ki kendi kendime, nasıl da kararlıymış bu genç yolcu kendisini o bilinmeyen ülkenin eşiğine götürecek yollarda sürüklenmeye."
"... birine ya da bir şeye sadık olmak zorundaysam, öncelikle kendime sadık davranmalıyım. gerçek aşkı arıyorsam, karşıma çıkan ortalama aşkları defterden silmeliyim. edindiğim azıcık deneyim bana gösterdi ki, kimse herhangi bir şeyin efendisi değildir, hepsi sadece bir yanılsamadır; maddi zenginlikler de, ruhsal zenginliklerde. çantada keklik sandığını kaybetmiş olan kişi, sonunda hiçbir şeyin ona ait olmadığını öğrenir.
ve hiçbir şey bana ait değilse, benim olmayanlar için kaygılanmamın gereği de yok demektir; bugün ömrümün ilk(ya da son) günüymüş gibi yaşamam daha doğru."
"kapalı bir sandığın içinde gün ışığına çıkmayı bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. beni kefşetmeye çalışmanı da, keşfettiğini sanmanı da istemem. tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanımamışken kendimizi. başkaları hakkında edinilen bilgiler, çöplükten gelişigüzel çıkarılan yiyeceklere benzer. tadına varamayacak olduktan sonra, kokutmak zorunda değiliz beynimizde."