Saturday, October 23, 2010

izmirim ben, havama guven olmaz. gunesli baslarim gune, oglen yagmurlu olurum, varsin aksam olsun hic onemli degil ben de gunes olabilir, gunes acabilir. genelde gunesliyimdir, ancak londra gibi 2 hafta araliksiz yagmur yagdigim da gorulebilir.
mutluyumdur genelde, rahatimdir yani, her an dansedebilirim, cimlerde denize karsi icebilirim, nerde uyandigim cok da onemli degildir.
trafigim genelde rahattir, yani her istediginde ulasabilirsin bana. bi yanim cingenedir. (bkz: ben cingeneleri seviorum yeaa diyen kiz) gidebilirimdir de her an, ancak cook buyuk bi sorun olmadigi surece.
neyse, izmirim iste. otesi yok. biraz da megolamanim yanina.

sozluk yazarlarinin itiraflari vol.4

zihnim hiç durmadan konuşuyor. zaten delirmekten daha doğrusu şizofreniden ölesiye korkuyorum ya, ondan böyle eminim. nasıl bi insan hiç durmadan konuşur, sussa ölür mü sorularına henüz bi cevap bulamadım.
hayvan kadar oldum ama okumaya devam ediyorum. e napayım? böylesi daha iyi. sanki kendimce düzene karşı çıkıyorum, çalışmayarak vs.
bu arada "hayvan" kelimesi inanılmaz çekici geliyor uzun zamandır, fonetiği süper.
bugün düşündüm de, düğün yapsam heralde kimse gelmez, bizimkilerin arkadaş çevresi dışında.
dün en yakın arkadaşımın okula acaip piyasa şekilde gelmesinden sonra kendisinden soğudum. bakımlı olmak çok iyi hoş da, okula gece dışarı çıkar gibi gelmek hayır bunu kaldıramam.
aşık oldum, söyleyemiyorum, delirmek üzereyim resmen liseliden de beter durumum.
yine de mutluyum ama, kim ne derse desin, sakin belki çokca son zamanlarda asosyal bi hayat sürmek beni mutlu ediyor. zira bıkmıştım artık insanların dertlerinden.
son günlerde odam daha toplu, beklenmedik bi ölümle karşılaşırlarsa diye.buna ek olarak, yolculuğa çıkarken oje sürmüyorum, bi de ölürssem onu çıkartmakla uğraşmasınlar diye.
düşüncelerim beni çokca korkutsa da, artık dile getirmiyorum pek kendim dışımda. böylesi daha güzel sanırım.