Thursday, June 24, 2010

nakka

once sarkinin linki : http://fizy.com/s/1jq6l4#

sonra sarkinin analizi:

"çok gunahın çok derdım zaten çok gez dolaş gül seni tutan yok sakın sorma yeniden açma ah ne olur yok şakam yok bu defa yok"

[burada kahramanımız kafası allak bullak gezmektedir. "ulan ne haltlar yedik şu hayatta" der, eller ceptedir. "neyse sittir et" diye devam eder, o sıra aklına kafasındaki "o insan" gelir. "bırak yahu, zaten bi fena oluyorum" der ama nafiledir bu telkinler kendi kendine.]

"düşe kalka zar zor kanı verdım aşka ama gel gör ki şefkati az bu defa son bu defa nakka"

[ eller cepten çıkmıştır burada. kendini savunacak şekildedir o eller kollar. "çok çektim be" der kahramanımız. "uğraşamam, uğraşınca değiyor mu ulan, anlaşamadık hep sonunda" diye umutsuzluğa kapılır. "havlu attım ben arkadaş" diye bitirir bu bölümü.]

"öğren kalbim öğren artık sen de uzatma bu sitem bile fazla"

[kafasında bitirdiğini düşünen kahramanımız, "eeh yeter" diyerek duygularına çıkışır bu sefer de. ama asıl sır son bölümdedir.]

"öğren kalbim öğren artık sen de utanma yeni bir rüzgara binelim gitsin."

[duygularına yenildiğini düşünen kahramanımız burada "yeni bir rüzgar" derken "yaşa be abi" yoluna baş koyar. aslında yenilmiştir kafası. "sen de öğreneceksin neyse" diyerek olayları akışına bırakır. "gene aşığım lan galiba" der, eller cepte avare gezişine devam eder. açık kapı bırakır sitemlerine rağmen.]

nakka iste adi ustunde asla..

durduk yere uzulmek

bazen öyle dönemlerim oluyor ki; neye, ne kadar üzüldüğümü bilemiyorum. bin bıçak saplanıyor sanki her bir hücreme. agresif oluyorum, kavga ediyorum ama ağlayamıyorum. tam tersine daha çok gülüyorum. "ağlarken içim güldü gözlerim" diyorum sık sık. çevremdekileri de güldürüyorum, sınır tanımadan geyikten geyiğe koşuyorum. fondiplere dalıyorum, dibini göremeyen sevdiğini de göremesin diye arkadaşlarıma şevk veriyorum. dibini de fazlasıyla görüyorum. ama kimseyi istediğim kadar sevemiyorum. emin olamıyorum kendimden. her birini ne uğruna sevmiş olabileceğimi düşününce kaçıyor hevesim. kadınsal rekabet mi giriyor kanıma yoksa hayatımda bir değişiklik mi arıyorum? nefes bile alamadan sevmek, mantığımı devre dışı bırakmak istiyorum. sonra vazgeçip, herkesi, her şeyi yarım bırakıyorum. daha iyi olduğuna inandırıyorum kendimi. bazen de aklıma jim carrey'nin efsane repliği geliyor; neden bana ilgi gösteren herkese aşık oluyorum? benimki de bu hesap mı acaba diyerek daha fazla yoruluyorum. ama umutluyum her zaman gelecekten. steve tyler amcamın "maybe tomorrow the good lord will take you away" dizesi benim gibiler için yazılmıştır belki*. dream on moduna bağlıyorum. bir süre için kendimi kaybetmek istiyorum. sonrasında tam anlamıyla bulabilmek şartıyla. alkolle aram yoktur, böyle dönemler hariç. sonuna kadar, içebildiğim, bünyemin alabileceği kadar içmeyi düşünürken; süper egom devreye giriyor, id'imi durduruyor. sonuç olarak istediğim gibi kaybedemiyorum kendimi. sıcak bir yaz gecesinde, "her yerde kar var kalbim senin bu gece" şeklinde serenat yaptığımı, ertesi sabah hatırlayabiliyorum mesela. hem bütün hayal kırıklıklarım geliyor aklıma teker teker. yine mi demekten yoruluyorum. kişiler, olaylardan çok kararsızlıklar yaralıyor beni. sonra "hamdolsun yine mi güzeliz, yine mi çiçek" diyorum. teşekkür ediyorum tanrıma. zaten dünyada bu kadar çarpıklıklar varken, fazla da mutlu olmamak lazım.kendinden geçmek istiyorsan bir süreliğine, iç ve geç! evren değiştir!ama ağlama! çünkü super girls don't cry.