Tuesday, November 3, 2009

".. ben çoğu geceler içiyorum. bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum. belki kendi kendimden. iki çeşit içen vardır. biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer. bir de şu çevrendekilere bak. bunlar neden içiyorlar? toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için. çekinmeden bağırmak, yüksek sesle gülmek için. dışarıda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır. sokakta gülmemek için burda gülerler. böylesi az içer. ya ben? içiyorum da kurtulabiliyor muyum? belki yalnız baş ağrısından..."

ama konuşunca dahada cok içiyorum
benim içimde hep bi şeyler
olucak ben alişmişim kendimle konuşunca
beni benden aliyorlar gibi hissediyorum
bi bakiorum benim olanlar artık
başka birinin olmuş ben yine yalniz kalmişim
işte ozaman kendimi tekrardan yaratiorum kimsenin bilmedikleriyle
işte o zaman ben meydana gelio
ama içki mereti
konuşturuyo bu yönünü sevmiorum
ya o değişicek ya ben
bu iliski boyle yurumez..
terkedilmeyi yasamak da yersiz en iyisi dost kalalim...


--benim gibi birinden...

cekilmez...

cekilmez biri oldum son gunlerde iyice, aklim o kadar karisik ki, dusunemiyorum bile artik. sadece nefes alip vermek, bi bitkiden tek farkim hareket ediyor olmak.. canim yaniyor bir de fazlaca, gulemiyorum bile cogu zaman, guluyorsam da bakma oylesine.
insan ne kadar aglar? ama ben aglama kotami coooktan doldurmamis miydim?.. sorulari kafamda donuyor...
oyle bi agliyorum bi guluyorum, ama en cok susuyorum.

"dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün "