Saturday, November 2, 2013

i've seen better days

yolun yarisina gelmis, yolun yarisina nasil gelinir ya diye soran biri kadar amacsiz oldugum gunler oldu. bugun de onlardan biri. ruyamda adini gordugum birinin uyanip telefona baktigim an adini gormem gibi, ama bekledigin kisi degilse gereksiz olmasi gibi.
eylulden cok umutluydum ben, hatta sweet september diye film cekicektim hem de kucuk bir sahil kasabasinda, o film yine kucuk bir sahil kasabasinda biticekti. kucuk sahil kasabasina ozenip 3 gun icinde sikildigimiz hayatlarimizi oynayacaktik. olmadi. uzuldum mu? tanri beni seviyor sanirim, uzulmeme firsatim bile olmadi. unuttum gitti.
sonra ekim geldi ve ekim gecti. nasi gecti anlamadim, mutlu galiba. tertemiz yeni serilmis carsaflara yatma mutlulugu gibi. guzel bise. ya da kosarak eve gelirken birine rastlayip aslinda daha onceden tanidigini fark etmek gibi. ya da dusup lan dustum cok komik demek gibi. simple mutluluklar. simple but true olmasina dua edilen gibi. hayatimda her seyin complicated olmasina o kadar alismisim ki simple biseyle karsilasinca kosarak kacma istegimi durdurdum, dur bakalim.

it's just so simple cumlesi kadar guzel aslinda.
kasim geldi simdi, kasim miydi kisin ilk ayi. eger kasimsa hemen murathan'a baglanmak istiorum. istemdisi.

yalniz bi donem kimleri oldurduysem icimde, sanki hepsi geri donmek istiyor gibi, sanki bedenleri gitmis de ruhlari kalmis gibi. bazen nefes alamiyorum ve bunun onlarla baglantili oldugunu dusunuyorum. deli gozuyle bakmazsan bana sevinirim yazmak daha sacma mesela bundan.
27'yi atlatirsam yasayacagima olan inancim gunden gune bitiyor bu yasam tarziyla cok zor gibi gorunuyor. zaten onemli olan katilmakti yazilari var omuzlarimda, kimsenin gormedigi.

hem bi kalple karşılaştırdığında bi böbrek nedir ki?