susmakla konuşmak arasındayız
arada ağlamak var, arada gülmek
ama arada biz hiç yokuz
bir bilgenin sabrini ta$irabilecek kadar saldirgan, bir kediyi sakinle$tirebilecek kadar uysal, bir toplulugu gulmekten kirip gecirebilecek kadar pozitif, yanindakileri intihara surukleyebilecek kadar negatif, butun gece dansedebilecek kadar enerjik, butun gun uyuyabilecek kadar yorgun, bir haftalik i$i yarim gunde bitirecek kadar hizli, yarim gunluk i$i bir haftaya yayabilecek kadar yava$, bir gelincik kadar narin, bir cam agaci kadar guclu...
Wednesday, February 23, 2011
Monday, February 21, 2011
Sunday, February 20, 2011
cook sevdiim bi kitaptan.karsima cikti, kesin anlatmak istedigi bise var dedim
"..sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı: `nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekkenm yapmadın`, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin. yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?..."
Friday, February 18, 2011
rezzan kiraz stayla again.

dolunay.benim gibi lunaticlerde bas agrisi yapabiliyor iste. bu dolunay kucuk bi rituel yaptim. kedisime ilaclar agir geliormus yarin gene goturucem. kendim hastayim kendimi goturmuyorum onu goturuorum. bas donmesi de var su ara bende anlamadim.
bgn oylesine bi is gorusmesinde normalden genc gosterdigim-universite 2 mi- ya da ne bileyim iste cok hos cok cici bi insan oldugum yonunde feed back aldim walla complimanın kimden geldiginin ne onemi var arkadasim sevinirim ben.
we are accidents waiting to happen cümlesi aklimda. bekliyorum sanirim ondandir.
sailor moon u bastan izlemek istiorum ben.
Wednesday, February 16, 2011

2 gündür biraz keyifsiz olan kediş için "ay ölücek" diye paranoyalara girmek, sabah da bunu doğrular gibi ilk kez -evet bizimleyken ilk kez- yatağa çişini yapması, bunun üzerine "tamam işte işaret bu nerde olduğunu bile bilmiyor" paranoyalarına girmek, üstünde eşofmanlarla veterineri açtırmak, sonuçta "üşütmüş" olduğunu öğrenmek-evde beton yok, her yer parke ve devamlı yatağın üstünde nası üşütüyorsa artık diye şaşırmak- iğne vurulurken sanki size iğne vuruluyor gibi olmak, sabah sabah sinirlerinizin bozulması, "ya ona bir şey olursa" korkularına yenilmek, ağlamaklı olmak. daha da kötüsü ağlarsa düzeleceğini düşünmek.(son cümle benim denyoluğum)
tabii bi kez daha karar verdim ki benden anne falan olmaz, olurum lan ben paranoyadan. ya da bilmem tam tersi olur atarim sokaklarda oynasin seklinde. boyle de bi borderline profili ciziorum as u c.
neyse evrene de burdan 2 cift lafim olucak: nerde bizim siparisler?
neyseki bu entriden 2 saat sonra duzeldi oglusumuz. daha iyi gorunuyor.
Tuesday, February 15, 2011
my confessions vol.3
sanirim hayatimda hic bu kadar yalniz hissetmemistim kendimi. hep birilerine asiktim, sadece asik olmaya asiktim ve bu beni canli tutuyordu. simdiyse, birilerine asik degilim ve yalnizlik hissediyorum.
oyle birinin bana asik olmasina gerek yok, onemli olan benim asik olmam sadece..
boyle de bencilim iste.
bi de olum korkum var, defneden sonra olustu. hic durmadan da dusunuorum, nerde nasil olucem die. resmen paranoyakliim katlanarak gelisior.
isin kotusu ben alisiorum sanirim buna.
oyle birinin bana asik olmasina gerek yok, onemli olan benim asik olmam sadece..
boyle de bencilim iste.
bi de olum korkum var, defneden sonra olustu. hic durmadan da dusunuorum, nerde nasil olucem die. resmen paranoyakliim katlanarak gelisior.
isin kotusu ben alisiorum sanirim buna.
Tuesday, February 8, 2011
Monday, February 7, 2011
baby, did you forget to take your meds?

bazen bir seyi unuttugumu fark ediorum, uzuluorum, birini, ona dair herseyi...guldugunu agladigini herseyi.. bi bakiosun gitmis. ruzgar mi gotuor bilmiorum ama gidior.. aslinda sevinmelisin boyle bi durumda, ama onunla yasadiklarin gidior. belki sen eksiliorsun da kendini kandiriorsun. her zaman yaptigin gibi.
rahatlikla gidebiliorsun ayni sehirlere, ayni mekanlara.. bu sefer daha az canin yanior belki guluorsun sakalasiorsun, normalmis gibi. ama bi anda hatirliorsun, lanetlenmis gibi.. ya o da oyle olsaydi, ya da o gun cok eglenmistik hissi. ama o o zamandi, suan farkli bi zamandasin, yasiorsun ama yasamak hatirlayarak canini yakior, az belki, ama yakior iste. hani murathan mungan'ın dedigi gibi: "o boslugu dolduran sizin eksilmenizdir..."
sonra sen alismak isimli boktan fiile alisiyorsun, ya da kendini kandiriorsun. "aman koyarim gotune life goes on" diorsun arkada da "let the sunshine in" dior. bi barda bagira cagira soyluorsun en iyi arkdasinla, mutlusun ucuyorsun..
bi an iste herhangi bi an dongu basliyor. durdurursan ne ala, durduramadin yandin. yaktin devreleri gene.
hani bozulan arabalar gibi, tekrar tekrar tamire gidiosun onariosun ruhunu, belki alkolle, belki muzikle, belki en iyi arkadaslarinla..
ben bile suan o donguyu yaziorum, her an basa donuyorum, belki egleniorsun derken...
Subscribe to:
Comments (Atom)
