Sunday, August 14, 2011


cok zor degildi hayat, herkese iyiyi ya da kotuyu gosteriyordu, halbuki olaylar kendi baslarina iyi ya da kotu olarak kendini tanimlayamazdi, onlar sadece olurlardi... bu boyleydi, yasamin var oldugu ilk gunden beri degismedi. hep biz isimlendirdik olaylari, insanlari, yasamlari. bastik ustune damgayi "bok gibi" ya da "ayy canım ne guzel..."
olaylar hep sasirdi buna, iclerinden konustular kendi kendilerine "ay bu insanlar da delirmisler heralde, bize hep bi sifat ekliyorlar. oysa biz oldugumuz gibiyiz. neden boyle yapiyorlar ki?..." derken iclerinden cok bilmisin biri atladi, kendisi olay ve olgu arasinda kalmis sonra bunlardan birini secmis bi olustu: "cok basit, boyle yaparak kendilerini sinirlandiriyorlar, mutsuz ediyorlar, canlarini sikiyorlar, buna programlanmislar... toplumsal bilincalti de, ne dersen de. istersen frued gibi 7yasina kadar yasadiklarindan de. fark etmez. kolay olan bu cunku, kotuyu soylemek. kotu isimlendirmek.
halbuki kolayin da kolayi var, karsilarina cikan bizlere iyi deseler, olur deseler, hayat bu gecer deseler, bizleri sevseler.. canlarini acitabiliyoruz zaman zaman, ama burdaki ikileme bosa degil, zaman onlara yardimci, guzeli secmek iyiyi secmek yardimci, dostlar yardimci, kitaplar filmler, hersey onlara yardimci olmak icin var. zorlastirmak icin degil. biz olaylar onlara yeni kapilar aciyoruz, kimi var kapiyi goruyor bi heves, neseyle atiliyor; kimi var kapiyi goruyor arkasini donuyor, korkuyor; kimi var kapinin tam onunde dikiliyor acmiyor kapiyi, ta ki kapanana dek. garip bu insanlar..."
boyle konusunca kendini kucuk prens karakteri sandi bi an cok bilmis olus, bi an aklindan gecirdi mutlu oldu. o boyleydi, aklindan gecenlere sevinirdi, hayallerine tutunurdu, hayal kurmak guzeldi, en cok kendisi guzeldi, narsist olup olmadigini sorgulayamacak kadar iyi niyetliydi...
ve insanlarin karsisina hep boyle cikmayi secerdi, sevindirmeyi mutlu etmeyi... yukarda da bahsetti ya kimi mutlu olurdu, kimi olmazdi..
hep ayni seyi soylerdi uyumadan once: "yapicak bisey yok, kendi secimleri..."

http://fizy.com/#s/1ajdey

Friday, August 12, 2011


aylardir yazmamisim, 4 haziranda ankaraya gidip, 5 hafta kadar kalip dondum... evet her gece dans, sabaha kadar alkol, hatta uyanir uyanmaz siseden alkol(yeaa ben su icmeyi sevmiorum alkolden sonra alkol iyi gider...), cok eglence, S. derken harika zamanlar... sonra bikac gun izmir, bana asikmis gibi davranan adamin evlenmesi hem de bana ve kiza yalan soylerek daha dogrusu gercekleri gizleyerek benimse sakinligim zerre uzulmemem umursamazligim iste beni bilirsin, ardindan tatil, balkondan deniz goren bi ev, aile, huzur, bronz ten, acik kumrala donen saclar... simdi izmir, ramazan. bunlari sadece ileride donup baktigimda hatirlayim diye yazdim, ayrintilar bende dursun bi kosede...
simdiyse garip bise var icimde, sanki biseler olucak, beklediklerim aninda gerceklesicek. bilemiyorum boyle degisik hissediyorum. garip seyler bunlar.
evet dunyanin en anlasilmaz yazisina imza attim gidiyorum.