Sunday, May 2, 2010

about to go

yanlis anlama, ben gidiyorum. hani ingilizcede ki "about to" kalibi vardir ki ben hastasiyimdir, about to go, about to cry... suanki halim bu. about to go.. not yet but soon.. cok seviyorum, sevildigimi biliyorum, ama gidiyorum iste, sen gor gorme fark et etme, senin sorunun.. ben aldim herseyimi, dunyanin en uzak yerine tasiniyorum. orada kalicam bi sure. biri kapimi calar belki bu sen olursun, keske sen olsan.. ama olmasan bile, ben gidiyorum. sen seviyorm desen de, cok kucuk nuanslar olustu beynimde ki bunlari kabul edemiyorum.. bu beni cok acitti, gostermemeye calistim elimden geldigince, ama simdi oldukca uzak bi yere gidiyorum. seni her aramam kendi canimi yakmam demek, senin cehennemin hayatinda benim olmam demek.. ne gerek var degil mi? neden canini yakayim bile bile.. onun yerine kendi canimi yakarim mazosist de bi tarafim vardir bilirsin su yuzune cikar arada iyi olur.. cok seviorum seni ama uzgunum, canini acitmak bana katlanmak zorunda birakmak istemiorum seni.. ben yasarim bi sekilde, sen ii ol yeter ki... ben dunyanin bi ucunda belki gelir diye bekleyen belki de gelmez dierek duran biriyim suandan itibaren, ne zaman istesen yanindayim.. ama sen istersen..
neyse ben artik gideyim, zahmet oldu size de, rahatsizlik verdik.. her sey icin tesekkurler..

No comments: