Wednesday, May 19, 2010

yavasca sessizlige karismak

artık sesinin çıkmadığını fark etmek.konuşsan da duyulmadığını görmek.günlerdir aveadan başka mesaj atan olmadığını biliyor olmak. birileriyle konuşmak ama aslında hiçbir şey anlatmamak. bir soruyu ikinci kez sormamak. peki diyerek yürümeye devam etmek.ısrar etmemek.ısrar edilmemek.karşındakilerin yaptıklarına alınmamak ,gülüp geçmeyi bırak üzerinde bir an dahi düşünmemiş olmak.ve umursamadığın bir yerde zamanla umursanmayan biri olmaya başlamak.merak etsen dahi aramamak. aranmayı beklesen dahi ses çıkarmamak. sanki hep eskiden olduğu gibi insanların gözlerine baktığında neyin olduğunu anlayabileceklerini düşünmek. belki de işte o insanlara haksızlık etmek bu.şans sunmamak. ve sana sunulmasını da istememek. etrafındaki duvarları her geçen gün daha da kalınlaştırmak.kapına gelen ve sayıları gün geçtikçe azalan o misafirleri kibarca sessizliğinle kovmak.kimsenin kalbine dokunmasına izin vermemek.hatta bazen gitmelerini istemiyorken dahi bunu yapmak. belki bir hastalık. belki bir takıntı belki artık umut edemiyor olmak. ya da öylesine kırılmış olmak ki sadece kendine sığınabilmek. varlığıyla canını yakmış insanların artık olmayışıyla avunmak.yalnız olmak. artık içindeki şarkıyı koşarak bir başkasına söyleyecekken kendini durdurmak.sonra zamanla kendi kendine şarkı söylemeyi öğrenmek.yalnız başına ağlamaya alışmak.ağlarken yaslanacak bir omuz aramamak(ki en zorlarından biri bu sanırım). acı veren bir şey yavaşça sessizliğe karışmak. usul usul ölmek aslında. sadece henüz yaşıyorken başkalarının hayatından çıkmış olmak. tek fark bu.
'fazlaca depresif oldu azcık toplamak gerek' notu : belki , tekrar güneşe çıkmak istediğinde, bir şarkı duyduğunda artık gidip bunu birine söylemem gerek dediğin.yeniden nefes almaya başladığın vakit , tamamen unutulmamış olmayı ummak..

No comments: