susucak cok sey varken konusmaktan iyidir belki de kimbilir. bu yuzden susuyorumdur belki, kelimeleri secip kullanmaya cesaretim yoktur belki, kelimeler yalnizca zarar verir cunku. (they can only do harm)
sorsan buraya nasi geldigimi bilmiyorum, bi zaman once nerdeydim simdi nerdeyim. aradaki derin ucurumda kalakaldim, bi dussem rahatlicam belki o kemiklerin kirilmasi, sert zemine carpma hissi falan yasasam bunlarin hicbiri kalmicak. ama yok durmadan dusuyorum, bak ne kadar guzel dusuyorum, gel dususumu beraber izleyelim.
bir bilgenin sabrini ta$irabilecek kadar saldirgan, bir kediyi sakinle$tirebilecek kadar uysal, bir toplulugu gulmekten kirip gecirebilecek kadar pozitif, yanindakileri intihara surukleyebilecek kadar negatif, butun gece dansedebilecek kadar enerjik, butun gun uyuyabilecek kadar yorgun, bir haftalik i$i yarim gunde bitirecek kadar hizli, yarim gunluk i$i bir haftaya yayabilecek kadar yava$, bir gelincik kadar narin, bir cam agaci kadar guclu...
Sunday, December 29, 2013
Tuesday, December 17, 2013
yalnız kadın karizmasi vs. parmaginda yuzuk olan adam karizmasi
biraz da sosyolojik incelemelerde bulunalım su gunesli gunde. yalniz kadin karizmasi denen bisey bence, tum erkeklerin ay cinim yeaa niye yalniz ki bu acaba deyip bi heves kosmak istedigi. tamamen sizin denyolugunuzdan canim tamamen diyemedigimiz. bi de parmaginda yuzuk olan adam karizmasi var, birini begendikten sonra parmaginda yuzuk oldugunu gorup kacan kadinlar ve kacmayanlar.
yalniz kadin uzaktan cok cekici gelse de, yalnizliginin nedenlerine bakmak lazim. mesela bu kadinin belli bi entelektuel kapasitesi vardir, ama karsisina cikan adamlar okuzun onde gidenidir. kitap okumayan, muzikten anlamayan. sadece parasiyla ya da unvaniyla kadini cekebilecegini sanan. ha yok mu oyle hemcinslerim, var zaten onlarin hepsi suan facebookta "kocisleri"yle carsaf carsaf fotoraf paylasma derdinde. neyse, baska bi neden kadinin yalniz kalmasindaki kimsenin kendisini kendisi kadar sevemeyecegine inanmasi, olabilir. ASIK AMA SEVMİYOR dedim ben bi kez, SEVIYOR AMA ASIK degil e cevirdim sonra. asik ama sevmiyor cok salakca gorunse de olabiliyor, tarih askindan olup sevemedigimiz insanlarla dolu. yalniz kadinin zilyon tane maskesi vardir, guclu gorunur, yeni yalnizliklardan uzaklasmak icin. kapatacagim kapiyi niye acayim mantigi biraz, hangimizde yok ki. ancak macerayi sevmesi konusuna da deginmek lazim, cunku MACERA HER YASTA GUZEL cumlesini motto kabul etmistir. fazla "birey"dir. ki erkek milletinin en cok korktugu kadindir ayni zamanda. cunku erkek milleti yonetmek ister, bu yalniz kadin da zaten kendi kendini yonetme ability'sine sahiptir. self bilinci gerceklesmistir. olur gidenin arkasindan, susar oturur. oysa o da ister hayatina birileri girsin, ama cesaret bebegim 21.yuzyilin siksok iliskilerinde en az onemsenen kelime olmustur...
gelelim parmaginda yuzuk olan adam karizmasina, ben kendi adima parmaginda yuzuk olan adam gordum mu istemdisi kacarim, adama acidigimdan degil karisinin yerine kendimi koydugumdan. oysa kirmizi isikta kopek seven adam karizmasi da vardir ama nedense cok az bulundugundan o parmaktaki yuzuk BAZI kadinlara cekici gelir. adam evde bulamadigi huzuru yeni fuckbuddy sinde bulur, onla gezer tozar, ona alir, ona yedirir icirir. karizmatik dedik ama bu adamda ayni zamanda got yoktur. evet efendim got olsa zaten karisina cinim buraya kadarmis der siktir olur gider. ama hayir bazilari hem cam kenari olsun, hem gunes gelmesin ister. hem de 2.5 lira ucuz olsun. ama hayat iste. en cok bu adamlara yazik eder. cunku sirf toplum baskisindan cekinip evlenen adam sonunda kacar. kadin gidemez bak, gelecek kaygisi vesaire dusunur susar oturur. ama zavalli adamlar, ne oralik ne buralik olur, ne kalmayi ne gitmeyi beceremez. o zaman iktisat hocamın dedigi gibi: 3 gramlik yuzuk ozlem ama insanin boynuna dolaniyor der, esurun egrilerinde denge noktasini isaretlerken.
vazgectim, bu adam bi karizmatik falan degil.
o zaman bi adami neler karizmatik yapar sorusuna gelirsek; ustu, basi, arabasi, evi, parasi degil. ne kadar icten oldugu mesela. sefkati, hayata bakisi, lost olup olmadigi, lost olan bi ruha iyi gelip gelemeyecegi, yani her seyinden bagimsiz kendisi.
bu devirde boyle insanlar kaldi mi sorusu ise tamamen baska bir yazinin konusu....
yalniz kadin uzaktan cok cekici gelse de, yalnizliginin nedenlerine bakmak lazim. mesela bu kadinin belli bi entelektuel kapasitesi vardir, ama karsisina cikan adamlar okuzun onde gidenidir. kitap okumayan, muzikten anlamayan. sadece parasiyla ya da unvaniyla kadini cekebilecegini sanan. ha yok mu oyle hemcinslerim, var zaten onlarin hepsi suan facebookta "kocisleri"yle carsaf carsaf fotoraf paylasma derdinde. neyse, baska bi neden kadinin yalniz kalmasindaki kimsenin kendisini kendisi kadar sevemeyecegine inanmasi, olabilir. ASIK AMA SEVMİYOR dedim ben bi kez, SEVIYOR AMA ASIK degil e cevirdim sonra. asik ama sevmiyor cok salakca gorunse de olabiliyor, tarih askindan olup sevemedigimiz insanlarla dolu. yalniz kadinin zilyon tane maskesi vardir, guclu gorunur, yeni yalnizliklardan uzaklasmak icin. kapatacagim kapiyi niye acayim mantigi biraz, hangimizde yok ki. ancak macerayi sevmesi konusuna da deginmek lazim, cunku MACERA HER YASTA GUZEL cumlesini motto kabul etmistir. fazla "birey"dir. ki erkek milletinin en cok korktugu kadindir ayni zamanda. cunku erkek milleti yonetmek ister, bu yalniz kadin da zaten kendi kendini yonetme ability'sine sahiptir. self bilinci gerceklesmistir. olur gidenin arkasindan, susar oturur. oysa o da ister hayatina birileri girsin, ama cesaret bebegim 21.yuzyilin siksok iliskilerinde en az onemsenen kelime olmustur...
gelelim parmaginda yuzuk olan adam karizmasina, ben kendi adima parmaginda yuzuk olan adam gordum mu istemdisi kacarim, adama acidigimdan degil karisinin yerine kendimi koydugumdan. oysa kirmizi isikta kopek seven adam karizmasi da vardir ama nedense cok az bulundugundan o parmaktaki yuzuk BAZI kadinlara cekici gelir. adam evde bulamadigi huzuru yeni fuckbuddy sinde bulur, onla gezer tozar, ona alir, ona yedirir icirir. karizmatik dedik ama bu adamda ayni zamanda got yoktur. evet efendim got olsa zaten karisina cinim buraya kadarmis der siktir olur gider. ama hayir bazilari hem cam kenari olsun, hem gunes gelmesin ister. hem de 2.5 lira ucuz olsun. ama hayat iste. en cok bu adamlara yazik eder. cunku sirf toplum baskisindan cekinip evlenen adam sonunda kacar. kadin gidemez bak, gelecek kaygisi vesaire dusunur susar oturur. ama zavalli adamlar, ne oralik ne buralik olur, ne kalmayi ne gitmeyi beceremez. o zaman iktisat hocamın dedigi gibi: 3 gramlik yuzuk ozlem ama insanin boynuna dolaniyor der, esurun egrilerinde denge noktasini isaretlerken.
vazgectim, bu adam bi karizmatik falan degil.
o zaman bi adami neler karizmatik yapar sorusuna gelirsek; ustu, basi, arabasi, evi, parasi degil. ne kadar icten oldugu mesela. sefkati, hayata bakisi, lost olup olmadigi, lost olan bi ruha iyi gelip gelemeyecegi, yani her seyinden bagimsiz kendisi.
bu devirde boyle insanlar kaldi mi sorusu ise tamamen baska bir yazinin konusu....
it's full moon, not me.
bi kadin dusun hayatini kimseye zerre guvenmeyerek gecirmis, gunubirlik yasamis, deger vermis cani yanmasin diye saklamis, cok sevilince kacayim ben demis-kalsa napicakti ki zaten-, hep gulmus herkes onu cok neseli baslarda ay cok farkli aaa cok komik ayy diger kizlara hic benzemiyor olarak gormus, yakinina geldikce kadin duvarlarinin ustune bi tugla daha koymus ki kimse gelip asagiya bakmasin, sonra bigun durduk yere hic neden yokken bu kadin bu salakligiyla duvarlarini indirmis. "cok penceren var hangisini kapatsam yine de usursun" cumlesini kuranlara dahi duvarlarini kaldirmazken bigun nedensiz iste. inanmak istemis.
bu kadin zaten mutlu sonlara inanmazmis "and they lived happily after ever" lar bize gore degil dermis, inandigi kisi kadini mutlu etmis allah icin, kadin ilk defa belki kendisini "teslim" etmis. eski hikayelerini unutmus, temize cekmis. yapmasa iyiymis ya, yapmis.
ilk defa duygularini bu kadar net gosterebildigi icin mutluymus aslinda. sonra adam hicbi neden yokken kendi aklinda cikarimlar yapmis, kadini kirmis dokmus, kadin sasirmis, bikac gun once kendisini sadece mutlu eden adamin onu bu denli uzmesine... akli almamis, uzulmus belki aglamis, icmis, gulmus, icmis, uyumus, icmis ve yasamis. bikac gun onceki mutlulugun ustune kocaman bi mutsuzluk gelmis. kadin zeki gorunumlu salaklardan oldugundan, o mutsuzlugu kendince yasamis. mumkun oldugunca adamin canini yakmak istemeden. oysa kadin, can yakma konusunda bir ustad sayilirmis. cani yandigi an karsidakinin canini yakmak onun icin cok normalmis, ama kiyamamis bu sefer. durmus.
kadinin artik zihninde soru isaretleri varmis, eskiden sevgisini gosterebilirken simdi 10 kez dusunuyormus. hani bazi insanlar taksi icin cok kisa mesafedir de yurumek icin de cok uzun mesafedir. hangisi olduguna karar veremeden duruyormus.
soru isaretleriyle yasayan kadin, simdi ne yapcagini bilmeden gunlerini geciriyormus. varmis bi deadline'ı. uygulayabilirse ne alaymis, uygulayamazsa o guclu gorunen duvarlarini tek tek yeniden orermis. simdi bi elinde tuglalar, bi elinde onlari yikmak icin gerekli her neyse bekliyormus. dedik ya, bi deadline'i varmis.
o deadline'a kadar yara almadan yasarsa ne ala, alirsa; o da baska bi yazinin konusu olur artik...
bu kadin zaten mutlu sonlara inanmazmis "and they lived happily after ever" lar bize gore degil dermis, inandigi kisi kadini mutlu etmis allah icin, kadin ilk defa belki kendisini "teslim" etmis. eski hikayelerini unutmus, temize cekmis. yapmasa iyiymis ya, yapmis.
ilk defa duygularini bu kadar net gosterebildigi icin mutluymus aslinda. sonra adam hicbi neden yokken kendi aklinda cikarimlar yapmis, kadini kirmis dokmus, kadin sasirmis, bikac gun once kendisini sadece mutlu eden adamin onu bu denli uzmesine... akli almamis, uzulmus belki aglamis, icmis, gulmus, icmis, uyumus, icmis ve yasamis. bikac gun onceki mutlulugun ustune kocaman bi mutsuzluk gelmis. kadin zeki gorunumlu salaklardan oldugundan, o mutsuzlugu kendince yasamis. mumkun oldugunca adamin canini yakmak istemeden. oysa kadin, can yakma konusunda bir ustad sayilirmis. cani yandigi an karsidakinin canini yakmak onun icin cok normalmis, ama kiyamamis bu sefer. durmus.
kadinin artik zihninde soru isaretleri varmis, eskiden sevgisini gosterebilirken simdi 10 kez dusunuyormus. hani bazi insanlar taksi icin cok kisa mesafedir de yurumek icin de cok uzun mesafedir. hangisi olduguna karar veremeden duruyormus.
soru isaretleriyle yasayan kadin, simdi ne yapcagini bilmeden gunlerini geciriyormus. varmis bi deadline'ı. uygulayabilirse ne alaymis, uygulayamazsa o guclu gorunen duvarlarini tek tek yeniden orermis. simdi bi elinde tuglalar, bi elinde onlari yikmak icin gerekli her neyse bekliyormus. dedik ya, bi deadline'i varmis.
o deadline'a kadar yara almadan yasarsa ne ala, alirsa; o da baska bi yazinin konusu olur artik...
Saturday, November 2, 2013
i've seen better days
yolun yarisina gelmis, yolun yarisina nasil gelinir ya diye soran biri kadar amacsiz oldugum gunler oldu. bugun de onlardan biri. ruyamda adini gordugum birinin uyanip telefona baktigim an adini gormem gibi, ama bekledigin kisi degilse gereksiz olmasi gibi.
eylulden cok umutluydum ben, hatta sweet september diye film cekicektim hem de kucuk bir sahil kasabasinda, o film yine kucuk bir sahil kasabasinda biticekti. kucuk sahil kasabasina ozenip 3 gun icinde sikildigimiz hayatlarimizi oynayacaktik. olmadi. uzuldum mu? tanri beni seviyor sanirim, uzulmeme firsatim bile olmadi. unuttum gitti.
sonra ekim geldi ve ekim gecti. nasi gecti anlamadim, mutlu galiba. tertemiz yeni serilmis carsaflara yatma mutlulugu gibi. guzel bise. ya da kosarak eve gelirken birine rastlayip aslinda daha onceden tanidigini fark etmek gibi. ya da dusup lan dustum cok komik demek gibi. simple mutluluklar. simple but true olmasina dua edilen gibi. hayatimda her seyin complicated olmasina o kadar alismisim ki simple biseyle karsilasinca kosarak kacma istegimi durdurdum, dur bakalim.
it's just so simple cumlesi kadar guzel aslinda.
kasim geldi simdi, kasim miydi kisin ilk ayi. eger kasimsa hemen murathan'a baglanmak istiorum. istemdisi.
yalniz bi donem kimleri oldurduysem icimde, sanki hepsi geri donmek istiyor gibi, sanki bedenleri gitmis de ruhlari kalmis gibi. bazen nefes alamiyorum ve bunun onlarla baglantili oldugunu dusunuyorum. deli gozuyle bakmazsan bana sevinirim yazmak daha sacma mesela bundan.
27'yi atlatirsam yasayacagima olan inancim gunden gune bitiyor bu yasam tarziyla cok zor gibi gorunuyor. zaten onemli olan katilmakti yazilari var omuzlarimda, kimsenin gormedigi.
hem bi kalple karşılaştırdığında bi böbrek nedir ki?
eylulden cok umutluydum ben, hatta sweet september diye film cekicektim hem de kucuk bir sahil kasabasinda, o film yine kucuk bir sahil kasabasinda biticekti. kucuk sahil kasabasina ozenip 3 gun icinde sikildigimiz hayatlarimizi oynayacaktik. olmadi. uzuldum mu? tanri beni seviyor sanirim, uzulmeme firsatim bile olmadi. unuttum gitti.
sonra ekim geldi ve ekim gecti. nasi gecti anlamadim, mutlu galiba. tertemiz yeni serilmis carsaflara yatma mutlulugu gibi. guzel bise. ya da kosarak eve gelirken birine rastlayip aslinda daha onceden tanidigini fark etmek gibi. ya da dusup lan dustum cok komik demek gibi. simple mutluluklar. simple but true olmasina dua edilen gibi. hayatimda her seyin complicated olmasina o kadar alismisim ki simple biseyle karsilasinca kosarak kacma istegimi durdurdum, dur bakalim.
it's just so simple cumlesi kadar guzel aslinda.
kasim geldi simdi, kasim miydi kisin ilk ayi. eger kasimsa hemen murathan'a baglanmak istiorum. istemdisi.
yalniz bi donem kimleri oldurduysem icimde, sanki hepsi geri donmek istiyor gibi, sanki bedenleri gitmis de ruhlari kalmis gibi. bazen nefes alamiyorum ve bunun onlarla baglantili oldugunu dusunuyorum. deli gozuyle bakmazsan bana sevinirim yazmak daha sacma mesela bundan.
27'yi atlatirsam yasayacagima olan inancim gunden gune bitiyor bu yasam tarziyla cok zor gibi gorunuyor. zaten onemli olan katilmakti yazilari var omuzlarimda, kimsenin gormedigi.
hem bi kalple karşılaştırdığında bi böbrek nedir ki?
Tuesday, September 10, 2013
1000 yıldır biseler yazmamisim, ne bloga, ne sozluge varsa yoksa twitter. icimden mi gelmiyor yazmak yoksa yazmaya deger bisiler mi bulamiyorum bilmiyorum. ulkede yasananlar o kadar sacma ki "cok fazla aci var dayanamiyorum" deyip perdeleri cekip, icime kapanasimgeliyor.
beni bilen bilir, ben kirildigim her an 1 metre olan duvarlarımı 1000 metreye yukseltirim, canim yandikca kacarim, durmam. beni uzen birine/bir seye "ay dur zamanini kollayim da laf sokayim" diye bakmam, onun yerine kapanir kendi dunyamda once kendimi iyilestiririm, zaman alir bu hemen olmaz ama o zamanda zaten uzuntunun hukmu kalmaz.
son 1 aylik surecte yine cok sacma seyler yasadik ailecek, suclamalar, ofkeler. hepsi bana cok ters seyler. acaba cidden cok naif bi ruhum var ve 27 yildir burada olmama ragmen hala uyum saglayamiyorsa sorulari donmuyor degil kafamda.
bu arada bol bol iliskiler hakkinda atip tuttum, dusuncem bi gram degismedi. ha iliski yasama konusunda ne biliyosun ozlem desen hicbisey derim, cunku kirilmaktan olesiye korkup duvarlarin arkasindan bakip her seyi gunluk gulistanlik gibi yasamaya devam ederim.
her birimizin savunma mekanizmalari ayri.
dunyanin bi ucundan gelen d.'nin dedigi gibi: bi eyleme sadece bir anlam yuklemek lazim, geri kalani yorum, geri kalani rasyonalize etmek.
cok sey degisti hayatimda, noldu yine yasadik. e o zaman cok da dusunmenin anlami yok.
ya da 19 yildir beni taniyan birinin dedigi gibi: ozlem hayranım nasi bi pocker face'sin yuzunden hicbise anlasilmiyor. BOK VAR CUNKU CANIM O YUZDEN.
dur biraz da neseli biseylerden bahsedeyim derken dunyanin en neselisi olma zorunlulugumuz yok. mutsuz ama neseli olabiliriz, cirkef ama iyiniyetli olmak gibi bise bu diyebilirsin belki oyle ama biraz neseli olun ya.
deger verdiklerim hizla deger vermiyorum amk kimseye bok kafalilara donuyor, bende durmus izliyorum.
ha annem hep ne der zaten benim icin: yaninda dunya yansa oylece durur bakar hicbise yapmaz.
o nedenle hiiiiicbise olmamis gibi davranıyoruz ya zaten.
beni bilen bilir, ben kirildigim her an 1 metre olan duvarlarımı 1000 metreye yukseltirim, canim yandikca kacarim, durmam. beni uzen birine/bir seye "ay dur zamanini kollayim da laf sokayim" diye bakmam, onun yerine kapanir kendi dunyamda once kendimi iyilestiririm, zaman alir bu hemen olmaz ama o zamanda zaten uzuntunun hukmu kalmaz.
son 1 aylik surecte yine cok sacma seyler yasadik ailecek, suclamalar, ofkeler. hepsi bana cok ters seyler. acaba cidden cok naif bi ruhum var ve 27 yildir burada olmama ragmen hala uyum saglayamiyorsa sorulari donmuyor degil kafamda.
bu arada bol bol iliskiler hakkinda atip tuttum, dusuncem bi gram degismedi. ha iliski yasama konusunda ne biliyosun ozlem desen hicbisey derim, cunku kirilmaktan olesiye korkup duvarlarin arkasindan bakip her seyi gunluk gulistanlik gibi yasamaya devam ederim.
her birimizin savunma mekanizmalari ayri.
dunyanin bi ucundan gelen d.'nin dedigi gibi: bi eyleme sadece bir anlam yuklemek lazim, geri kalani yorum, geri kalani rasyonalize etmek.
cok sey degisti hayatimda, noldu yine yasadik. e o zaman cok da dusunmenin anlami yok.
ya da 19 yildir beni taniyan birinin dedigi gibi: ozlem hayranım nasi bi pocker face'sin yuzunden hicbise anlasilmiyor. BOK VAR CUNKU CANIM O YUZDEN.
dur biraz da neseli biseylerden bahsedeyim derken dunyanin en neselisi olma zorunlulugumuz yok. mutsuz ama neseli olabiliriz, cirkef ama iyiniyetli olmak gibi bise bu diyebilirsin belki oyle ama biraz neseli olun ya.
deger verdiklerim hizla deger vermiyorum amk kimseye bok kafalilara donuyor, bende durmus izliyorum.
ha annem hep ne der zaten benim icin: yaninda dunya yansa oylece durur bakar hicbise yapmaz.
o nedenle hiiiiicbise olmamis gibi davranıyoruz ya zaten.
Saturday, March 30, 2013
gunesli bigunde, ilk mentor'umun yazdigi bi yaziyla tum gun degisebilir. gun hala gunesli, ancak sen pms dersin ben herkes kendi bu havada sokaklara atip kendini sosyallesmek "zorunda" hissederken, sirf bu zorunluluga karsin yataktan cikmamak derim, ya da hicbise demem. "social obligations"dan zerre nasip almamisim, seni sevmiyorsam direk soylerim ya da sirf birilerine ayip olmasin diye cikamam onlarla disari. aslinda boyle yapanlar bildigin ikiyuzluler, attention whore'lar, ilgili orospulari. neyse, aslinda cok farkli bi yerdi baslarken soylemek istedigim.
"kacamakti, kacamamak oldu" demis bi yazisinin sonunda. vay aminakoyim diyemedim tabii, bi insan nasi boyle bi cumle yazar onu dusundum. nerdenn nereye dedim... sonra dedim cevreme baktim, herkesin hayati bu olmus falan.
sadece cumleyi cok begendim, yazinin hepsini? orasi tartisilir.
yola cikasim var, birini daha bulsam yuru haftasonu gidiyoruz, parayi falan siktir et, otobuslerde vakit geciremem deyip, en yakin gorunumlu uzak bi yer (bozcaada?)e gidilebilir. ancak kimseyi road trip kafasi icin yakin goremiyorum. tek basima cok sikici, hem ne anlami var "aaaaaa bu benim sarkim" ya dicek biri yokken tek basima yola cikmanin.
cok uzak bi yola gidip donmus olmanin huzuru denen bisey var aslinda. sirf bunun icin bile yola cikilabilir.
hayatin her anlamini ekonomi teorilerine gore aciklamaya baslayali cok oluyor.
bi kedi bile istedigini elde etmek icin bu kadar acik iletisim kurarken insanlar neden yapamiyor onu dusunuyorum suan yoda faresini yataga getirmis boynumda yatarken.
yine bir orhan pamuk boslugundayim, otobuslerden inip otobuslere binen. wait, 2 dakika once otobuslerden nefret ediyorum demistim galiba. ancak o yeni hayati icin bunun uygulanabilir tek gercek olduguna inaniyordu; dilemmasi ise buldugu an yeni hayatini olmesiydi. olmedi canim, spoiler alert dememe gerek yok, bu kadar metaforu anlayabilen biri varsa gelsin 2 dakika bise dicem ona...
"kacamakti, kacamamak oldu" demis bi yazisinin sonunda. vay aminakoyim diyemedim tabii, bi insan nasi boyle bi cumle yazar onu dusundum. nerdenn nereye dedim... sonra dedim cevreme baktim, herkesin hayati bu olmus falan.
sadece cumleyi cok begendim, yazinin hepsini? orasi tartisilir.
yola cikasim var, birini daha bulsam yuru haftasonu gidiyoruz, parayi falan siktir et, otobuslerde vakit geciremem deyip, en yakin gorunumlu uzak bi yer (bozcaada?)e gidilebilir. ancak kimseyi road trip kafasi icin yakin goremiyorum. tek basima cok sikici, hem ne anlami var "aaaaaa bu benim sarkim" ya dicek biri yokken tek basima yola cikmanin.
cok uzak bi yola gidip donmus olmanin huzuru denen bisey var aslinda. sirf bunun icin bile yola cikilabilir.
hayatin her anlamini ekonomi teorilerine gore aciklamaya baslayali cok oluyor.
bi kedi bile istedigini elde etmek icin bu kadar acik iletisim kurarken insanlar neden yapamiyor onu dusunuyorum suan yoda faresini yataga getirmis boynumda yatarken.
yine bir orhan pamuk boslugundayim, otobuslerden inip otobuslere binen. wait, 2 dakika once otobuslerden nefret ediyorum demistim galiba. ancak o yeni hayati icin bunun uygulanabilir tek gercek olduguna inaniyordu; dilemmasi ise buldugu an yeni hayatini olmesiydi. olmedi canim, spoiler alert dememe gerek yok, bu kadar metaforu anlayabilen biri varsa gelsin 2 dakika bise dicem ona...
Monday, February 11, 2013
totally pointless
bugun a. ile konusurken fark ettik ve kendimizi sorguladik: biz neden sex and the city'i izlemekte bu kadar gec kalmistik? ben gecen yil izledim, yani ondan 1 adim ondeyim. which sex n the city character quizleri cozmeye baslayali 1 yil oldu yani ve hala hangisi oldugumu bilmiyorum.
neyse konumuz bu degildi.
yanindayken cok ozledigin birini uzaga gittiginde nasi yok sayarsin isimli makalemiz bu.
hayir, bu da degil.
ne zaman bu kadar yalniz oldun? bak bu olabilir.
asil konu, gercekte neyi isteyip istemedigin. god no, bu olamaz bu ne uyduruk kisisel gelisim zirvalari gibi.
alistigin icin mi boylesin boyle oldugun icin mi alistin? al sana paradoxlarin krali. -olabilir aslinda.
insanlari paradoxlara iterek bulundugu donguden kurtarmak en fazla chuck palahniuk karakterinin yapacagi bisi olur, benim degil. o yuzden bunu da geciyorum.
bence en zoru, baslik bulmak. basligi bulursan devami gelir, ama yaziyi yazmadan da basligi koyamazsin. iste boyle bir sey............. diyerek erol evgini anlamdan gecemicem. hani issiz bir yoldan gecerken hani kopekle karsilasir da insan ha siktir der ya, iste boyle bir sey.
neyse konumuz bu degildi.
yanindayken cok ozledigin birini uzaga gittiginde nasi yok sayarsin isimli makalemiz bu.
hayir, bu da degil.
ne zaman bu kadar yalniz oldun? bak bu olabilir.
asil konu, gercekte neyi isteyip istemedigin. god no, bu olamaz bu ne uyduruk kisisel gelisim zirvalari gibi.
alistigin icin mi boylesin boyle oldugun icin mi alistin? al sana paradoxlarin krali. -olabilir aslinda.
insanlari paradoxlara iterek bulundugu donguden kurtarmak en fazla chuck palahniuk karakterinin yapacagi bisi olur, benim degil. o yuzden bunu da geciyorum.
bence en zoru, baslik bulmak. basligi bulursan devami gelir, ama yaziyi yazmadan da basligi koyamazsin. iste boyle bir sey............. diyerek erol evgini anlamdan gecemicem. hani issiz bir yoldan gecerken hani kopekle karsilasir da insan ha siktir der ya, iste boyle bir sey.
Subscribe to:
Comments (Atom)