Tuesday, December 17, 2013

it's full moon, not me.

bi kadin dusun hayatini kimseye zerre guvenmeyerek gecirmis, gunubirlik yasamis, deger vermis cani yanmasin diye saklamis, cok sevilince kacayim ben demis-kalsa napicakti ki zaten-, hep gulmus herkes onu cok neseli baslarda ay cok farkli aaa cok komik ayy diger kizlara hic benzemiyor olarak gormus, yakinina geldikce kadin duvarlarinin ustune bi tugla daha koymus ki kimse gelip asagiya bakmasin, sonra bigun durduk yere hic neden yokken bu kadin bu salakligiyla duvarlarini indirmis. "cok penceren var hangisini kapatsam yine de usursun" cumlesini kuranlara dahi duvarlarini kaldirmazken bigun nedensiz iste. inanmak istemis.
bu kadin zaten mutlu sonlara inanmazmis "and they lived happily after ever" lar bize gore degil dermis, inandigi kisi kadini mutlu etmis allah icin, kadin ilk defa belki kendisini "teslim" etmis. eski hikayelerini unutmus, temize cekmis. yapmasa iyiymis ya, yapmis.
ilk defa duygularini bu kadar net gosterebildigi icin mutluymus aslinda. sonra adam hicbi neden yokken kendi aklinda cikarimlar yapmis, kadini kirmis dokmus, kadin sasirmis, bikac gun once kendisini sadece mutlu eden adamin onu bu denli uzmesine... akli almamis, uzulmus belki aglamis, icmis, gulmus, icmis, uyumus, icmis ve yasamis. bikac gun onceki mutlulugun ustune kocaman bi mutsuzluk gelmis. kadin zeki gorunumlu salaklardan oldugundan, o mutsuzlugu kendince yasamis. mumkun oldugunca adamin canini yakmak istemeden. oysa kadin, can yakma konusunda bir ustad sayilirmis. cani yandigi an karsidakinin canini yakmak onun icin cok normalmis, ama kiyamamis bu sefer. durmus.
kadinin artik zihninde soru isaretleri varmis, eskiden sevgisini gosterebilirken simdi 10 kez dusunuyormus. hani bazi insanlar taksi icin cok kisa mesafedir de yurumek icin de cok uzun mesafedir. hangisi olduguna karar veremeden duruyormus.
soru isaretleriyle yasayan kadin, simdi ne yapcagini bilmeden gunlerini geciriyormus. varmis bi deadline'ı. uygulayabilirse ne alaymis, uygulayamazsa o guclu gorunen duvarlarini tek tek yeniden orermis. simdi bi elinde tuglalar, bi elinde onlari yikmak icin gerekli her neyse bekliyormus. dedik ya, bi deadline'i varmis.
o deadline'a kadar yara almadan yasarsa ne ala, alirsa; o da baska bi yazinin konusu olur artik...

No comments: