Sunday, December 29, 2013

konusacak cok sey varken susmak

susucak cok sey varken konusmaktan iyidir belki de kimbilir. bu yuzden susuyorumdur belki, kelimeleri secip kullanmaya cesaretim yoktur belki, kelimeler yalnizca zarar verir cunku. (they can only do harm)
sorsan buraya nasi geldigimi bilmiyorum, bi zaman once nerdeydim simdi nerdeyim. aradaki derin ucurumda kalakaldim, bi dussem rahatlicam belki o kemiklerin kirilmasi, sert zemine carpma hissi falan yasasam bunlarin hicbiri kalmicak. ama yok durmadan dusuyorum, bak ne kadar guzel dusuyorum, gel dususumu beraber izleyelim.

Tuesday, December 17, 2013

yalnız kadın karizmasi vs. parmaginda yuzuk olan adam karizmasi

biraz da sosyolojik incelemelerde bulunalım su gunesli gunde. yalniz kadin karizmasi denen bisey bence, tum erkeklerin ay cinim yeaa niye yalniz ki bu acaba deyip bi heves kosmak istedigi. tamamen sizin denyolugunuzdan canim tamamen diyemedigimiz. bi de parmaginda yuzuk olan adam karizmasi var, birini begendikten sonra parmaginda yuzuk oldugunu gorup kacan kadinlar ve kacmayanlar.
yalniz kadin uzaktan cok cekici gelse de, yalnizliginin nedenlerine bakmak lazim. mesela bu kadinin belli bi entelektuel kapasitesi vardir, ama karsisina cikan adamlar okuzun onde gidenidir. kitap okumayan, muzikten anlamayan. sadece parasiyla ya da unvaniyla kadini cekebilecegini sanan. ha yok mu oyle hemcinslerim, var zaten onlarin hepsi suan facebookta "kocisleri"yle carsaf carsaf fotoraf paylasma derdinde. neyse, baska bi neden kadinin yalniz kalmasindaki kimsenin kendisini kendisi kadar sevemeyecegine inanmasi, olabilir. ASIK AMA SEVMİYOR dedim ben bi kez, SEVIYOR AMA ASIK degil e cevirdim sonra. asik ama sevmiyor cok salakca gorunse de olabiliyor, tarih askindan olup sevemedigimiz insanlarla dolu. yalniz kadinin zilyon tane maskesi vardir, guclu gorunur, yeni yalnizliklardan uzaklasmak icin. kapatacagim kapiyi niye acayim mantigi biraz, hangimizde yok ki. ancak macerayi sevmesi konusuna da deginmek lazim, cunku MACERA HER YASTA GUZEL cumlesini motto kabul etmistir. fazla "birey"dir. ki erkek milletinin en cok korktugu kadindir ayni zamanda. cunku erkek milleti yonetmek ister, bu yalniz kadin da zaten kendi kendini yonetme ability'sine sahiptir. self bilinci gerceklesmistir. olur gidenin arkasindan, susar oturur. oysa o da ister hayatina birileri girsin, ama cesaret bebegim 21.yuzyilin siksok iliskilerinde en az onemsenen kelime olmustur...

gelelim parmaginda yuzuk olan adam karizmasina, ben kendi adima parmaginda yuzuk olan adam gordum mu istemdisi kacarim, adama acidigimdan degil karisinin yerine kendimi koydugumdan. oysa kirmizi isikta kopek seven adam karizmasi da vardir ama nedense cok az bulundugundan o parmaktaki yuzuk BAZI kadinlara cekici gelir. adam evde bulamadigi huzuru yeni fuckbuddy sinde bulur, onla gezer tozar, ona alir, ona yedirir icirir. karizmatik dedik ama bu adamda ayni zamanda got yoktur. evet efendim got olsa zaten karisina cinim buraya kadarmis der siktir olur gider. ama hayir bazilari hem cam kenari olsun, hem gunes gelmesin ister. hem de 2.5 lira ucuz olsun. ama hayat iste. en cok bu adamlara yazik eder. cunku sirf toplum baskisindan cekinip evlenen adam sonunda kacar. kadin gidemez bak, gelecek kaygisi vesaire dusunur susar oturur. ama zavalli adamlar, ne oralik ne buralik olur, ne kalmayi ne gitmeyi beceremez. o zaman iktisat hocamın dedigi gibi: 3 gramlik yuzuk ozlem ama insanin boynuna dolaniyor der, esurun egrilerinde denge noktasini isaretlerken.
vazgectim, bu adam bi karizmatik falan degil.


o zaman bi adami neler karizmatik yapar sorusuna gelirsek; ustu, basi, arabasi, evi, parasi degil. ne kadar icten oldugu mesela. sefkati, hayata bakisi, lost olup olmadigi, lost olan bi ruha iyi gelip gelemeyecegi, yani her seyinden bagimsiz kendisi.

bu devirde boyle insanlar kaldi mi sorusu ise tamamen baska bir yazinin konusu....

it's full moon, not me.

bi kadin dusun hayatini kimseye zerre guvenmeyerek gecirmis, gunubirlik yasamis, deger vermis cani yanmasin diye saklamis, cok sevilince kacayim ben demis-kalsa napicakti ki zaten-, hep gulmus herkes onu cok neseli baslarda ay cok farkli aaa cok komik ayy diger kizlara hic benzemiyor olarak gormus, yakinina geldikce kadin duvarlarinin ustune bi tugla daha koymus ki kimse gelip asagiya bakmasin, sonra bigun durduk yere hic neden yokken bu kadin bu salakligiyla duvarlarini indirmis. "cok penceren var hangisini kapatsam yine de usursun" cumlesini kuranlara dahi duvarlarini kaldirmazken bigun nedensiz iste. inanmak istemis.
bu kadin zaten mutlu sonlara inanmazmis "and they lived happily after ever" lar bize gore degil dermis, inandigi kisi kadini mutlu etmis allah icin, kadin ilk defa belki kendisini "teslim" etmis. eski hikayelerini unutmus, temize cekmis. yapmasa iyiymis ya, yapmis.
ilk defa duygularini bu kadar net gosterebildigi icin mutluymus aslinda. sonra adam hicbi neden yokken kendi aklinda cikarimlar yapmis, kadini kirmis dokmus, kadin sasirmis, bikac gun once kendisini sadece mutlu eden adamin onu bu denli uzmesine... akli almamis, uzulmus belki aglamis, icmis, gulmus, icmis, uyumus, icmis ve yasamis. bikac gun onceki mutlulugun ustune kocaman bi mutsuzluk gelmis. kadin zeki gorunumlu salaklardan oldugundan, o mutsuzlugu kendince yasamis. mumkun oldugunca adamin canini yakmak istemeden. oysa kadin, can yakma konusunda bir ustad sayilirmis. cani yandigi an karsidakinin canini yakmak onun icin cok normalmis, ama kiyamamis bu sefer. durmus.
kadinin artik zihninde soru isaretleri varmis, eskiden sevgisini gosterebilirken simdi 10 kez dusunuyormus. hani bazi insanlar taksi icin cok kisa mesafedir de yurumek icin de cok uzun mesafedir. hangisi olduguna karar veremeden duruyormus.
soru isaretleriyle yasayan kadin, simdi ne yapcagini bilmeden gunlerini geciriyormus. varmis bi deadline'ı. uygulayabilirse ne alaymis, uygulayamazsa o guclu gorunen duvarlarini tek tek yeniden orermis. simdi bi elinde tuglalar, bi elinde onlari yikmak icin gerekli her neyse bekliyormus. dedik ya, bi deadline'i varmis.
o deadline'a kadar yara almadan yasarsa ne ala, alirsa; o da baska bi yazinin konusu olur artik...