yara. kaşıma boşuna . o kadar çabuk iyileşeceğini sanıyorsan yanılıyorsun. sen kaşıdıkça o yara yine açılacak. kanar sonra. canın acıyacak.
korkmuyor musun?
bırak kabuk bağlasın. yaraların tek ilacı var, zaman. o kabuğu bağlatan zaman. zamana zaman tanı biraz. acele etme. yaranın altı hep yara. hep sıcak .hep kan...
o kabuk bağlayacak ,sen kaşıyacaksın, ama... o yara kapanmayacak biliyorsun. ama bak yine de kaşıyorsun. kaşı o zaman. kaşı... ne açtı bu yarayı? neden hep sen yaralısın peki bu meydan muharebeleri, uzun yol arkadaşlıklarından herkes, her seferinde kazasız belasız kurtulup giderken neden tüm yaralar sen de açılıyor?
o yaralar canını acıtsa da seni yaşatacak iyi biliyorsun. belki bu yüzden hiç iyileşmesin istiyorsun.
sen ki yaralarınla var olduğuna inandın bugüne değin. kendi söylediğin bir yalana kandın. zavallı-sın...
o yüzden sürekli yaralı geziyor, kan kaybediyorsun. kaç dikiş atıldı yaralarına, kaç iz saklı ruhunda. saymayı ne zaman bıraktın. bence yaralarını sarmayı bıraktığın gün saymayı da bıraktın...
yaralarınla oynama. demeyeceğim.
oyna, kaşı onları. kanat... bırak kan aksın. seyret önce, acısını çek , derinliğinde hisset. tüm vücudunu sarsın. sonra ilk müdahaleyi mecburen sen yapmalısın.
kanın tadını duy.
kırmızı. bir hayvan gibi yaşıyorsun madem hayvan gibi kendi ruhuna panzehir ol.
ne kadar kaşırsan o kadar iz kalacak sonunda. biliyorsun. sen kendi acısına müptela, yaralarını gizli gizli sayıyorsun. herbir yara ayrı bir yaradır diye avutma kendini, hepsinin adresi tek ve aynı; sen.
ah o sen-sin...her yaralanmada “bu son” diyen, “tamam burada bitti”, “yetti” diyen sen. yaralı bir ud çalıyor akan kanının içinde ve sen yaralarınla yaşamaya alışıyorsun her seferinde. bak artık bileklerindeki yaraların üzerini kapatmak için ellerini saklamıyorsun. dizindeki yaraların izlerinde tüy bitmiyor, hala sırtındaki tişörtü çıkartamıyorsun gerçi ama, olsun. sahi bir de kalbin vardı di mi?
yaralı.
kanıyor mu hala ?
bilmiyorsun, tabi. hiç bilmezsin zaten...ölmeyi umarken öldürmüyor işte bu yaralar seni.
büyütüyor. ne kadar yaralanırsan o kadar büyüyeceksin , gibi.
ya da sana öyle geliyor belki.
kim açtı bu yaralarını kim yaralıyor her seferinde seni. herkes kıl payı kurtulurken, teyet geçerken,sıyrık almazken neden hep hep ,her defasında sen?
sormuyorsun di mi? ama cevabını da biliyorsun.
her aynaya bakışında aynı cevap karşında duruyor. sen en gaddar kendine karşısın. en acımasız , en hoyrat,yaralarına karşı en umursamaz...
en yaralı...o yaralar durduk yere açılmadı. falçatalar, çalımlar ve tüm o umutlar. sahi bir de umutlar var di mi?
yok deme artık her yaralı hayvanda bir kurtulma umudu vardır.
kalp ağırdır.
yarası da öyle mi oluyor ?
kan akıyor mu peki kaşıdığında kalbini. nasıl da tatlı kaşınır ,biliyorum. ama sen kaşarlanmış bir yaralısın. hayat seni her yaradan sonra daha bir öteliyor, daha bir iteliyor. sinir uçlarında algı bozukluğu bu yaşadığının adı. sinirlerin bozuk olmalı.
bu soruların bir cevabı olmalı değil mi?
haydi dinliyorum.oynama ama yaralarınla.
ya da oyna.
hadi.
No comments:
Post a Comment