Wednesday, December 21, 2011

yine bazen'lere takildim oyle boyle degil, dun kucuk bi kaza gecirdim oncesinde shock hali sakinlik sonra hungur hungur aglamayla gecen bi surecti, neyseki gecti, dunyanin en acaip olayini yasadim, pansuman konusunda ustayim artik.
cok yakinim dediklerim var etrafimda, saatlerce konusabildigim sacmaladigim, bi de cook uzak oldugum ancak cook yakinmis gibi hissettiklerim var, onlara ulasmak duvarlarin ustunden atlamayi gerektiriyor bi nevi mario game ya da smt like that.
bi de bunlarin hepsinin disinda bi ben varim, ben bi tane degilim, maddi anlamda tekim ancak ruhsal anlamda birden fazlayim. *insert: ama bizim ailede sizofreni genetik yeaa* bir kac ruhum var, dun d.'ye anlatmisim: biri disaridan cok mutlu, cok self marketing bilen ben, herkese karsi cook mutlu sonsuz ozverili cok zeki gorunmek zorunda oldugum aslinda cogunlukla gercek.
biri bos konusma halindeki, daha dogrusu bu her zamanki halim de yani cok da konusmak zorunda olmadigim insanlarla oylesine havadan sudan muhabbetler yaptigim.
biri de benim, suanki halim hem var hem yok olan. hem gorunmezlik pelerinini takmis, hem de gorunur olan. her turlu buyuyu bilen ancak uygulamayan. cevresini kisitlayan cok sevdikleri-guvendikleri daha dogru- disindakilere yokmus gibi olan. biraz yalniz bu ben, yalnizlik demis bu ben gecen yil: birilerine heyecanli heyecanli biseyler anlatamamak, anlatacak kimsenin olmamasi. dogru demis. bu ben bu ara, cok stabil, hayatinin en durgun donemini yasiyor, susuyor, kabul ediyor, cogunlukla dalga geciyor her zaman yaptigi gibi. cogunlukla gorunmez. sanki invizibl moda aldi kendini. boylesi iyi diyor, duruyor dusunuyor dicek bise bulamadigi her an: boylesi iyi diyor. iyi bi ben aslinda. sevdim bu halimi ancak smt doesn't feel rite gibi de hissediyor. biraz deli galiba. cogu zaman baska bi planette yasamaliydim diyen bi ben, oysa bu planette ama baska yerde gibi. cumlelerin dusuklugunden kafasinin karisikligi cok bariz olan ben. belki oldugu gibi o yuzden aciga vuruyor, bilemiyorum.
bu ben, pulsuz zarflara konulmus mektup gibi, nereye gidecegini ne yapacagini bilmiyor...
boylesi iyi onun icin for now. just for now...

Thursday, December 15, 2011

stand by


sinavlarim bitti kosa kosa ankaraya gittim 10gun kaldim dondum, cok eglenceliydi, cok soguktu, f. diye tabir ettigimiz varlik da geldi 1 geceligine ancak sonra kayiplara karisti ustune bi de ayy yazamiciim cok sacma biseler iste. ama eglendim gerisi de cok umrumda diil acikcasi.
sonra izmire dondum, bi 2 gun oncede 7 yillik arkadaslik bitti, hayat cok komik bak cidden aklina bile gelmicek seylere guluyorsun uzuluyorsun. sonra da diyorsun "onun gorevi burda buymus, benimki buymus hmm got it" sonra devam ediyorsun. adeta don draper'sin hayatin tek bi direction ile ilerliyor: forward. cunku yapicak bisey yok, yapicak bisey olmadiginda tek yapilicak kabullenmek. uzulsen de boyle. yapicak bise yok.
bu ara cok duragan hayatim cevremi o kadar kisitladim ki, kendimle mutluyum. olmuyorum bayilmiyorum uzulmuyorum. iyiyim yeter.
bir de su hiiiiiiiiiiiiic durmadan konusan icsesim ve hiiiiiiiiiiiic durmadan dusunen beynime bi cozum bulsam belki daha iyi olur.
saka gibi di mi? gecen yil yasadiklarima cok benzer durumlari ayni insanla bugunlerde yasamam...evrencim canim ne anlatmaya calisiyorsan yaz da ver, bak sonra ben tam anlamiyorum anlasam da anlamazdan geliyorum. varsa bi diyecegin, yaz da ver. zaten eserekli bi bunyeyim o anki ruh durumuma gore degerlendiriorum bak olmuyor sonra.
hani boyle hicbise hissetmeden yasarsin ya, tamamiyle umursamaz demiyelim de cogunlukla. oyle bi durumdayim iste, burdan depressed oldugumu sanma, gayet de bu halimle mutluyum.
narsistligim had safhada ah a. olsaydi o gun f.'e dedigi gibi: gay ozguveni derdi.
baska bir f. izmirdeydi gecen hafta kendisine f the guru diyoruz biz aramizda inanilmaz mutlu bi haftasonuydu, dusun pazar sikiciligina bile bigun once cok mutlu oldum diye sikilmadan devam ettim.
bi yerlerde bir seyler israrla olmayi bekliyor. bu ara cok plansiz, programsizim. dur bakalim, bi dusunme zamanim gelir yakinda.
hayat bazen cok fotoraf ceken japon turist. baska islevi yok, ben de buna alistim.


Wednesday, November 23, 2011


evet bugun cok yasli teyzeyim. gecen cocuk parkindan gecerken: "torunlarimi cocuk parkina goturmek istiyorum" demistim, o gunden anlamaliydim bugun cok yasli teyze olacagimi...
peki nasi bi yasli teyzeyim, oynatalim ugur:
"o öyle diil evladım bıkbıkbık" ile her boka karisan cok bilmis, "ahh biz ne günler gördük çocuklar,içki çeşmeden su gibi akıyordu,hayat çok güzeldi,çok muhalif pek aktivisttik" diyen ve ekleyen::"ama bi boka yaramadı işte görüor musunuz, bundan sonra görev size düşüyor..." uzaklara dalıp kahvesinden bi yudum alan teyze...turlu turlu borek, kek, pasta yapip: "benim yemem yasak sizler yiyin" diyen sonrada "ayyy oyle cok yemeyin kilo alirsiniz bak" diyen bi de ustune "aman vazgectim yiyin, yiyebiliyorken yemek lazim her sey zamaninda..." diyen teyze. genclik gunlerini hatirlayip ara sira gezmeye cikan "i will survive!!!!11" diyen bi teyze. simdi sarki secimim cok manidar hepinizin gordugu uzre... tabii ki o zamanda gunes gozluksuz hicbiyere cikmiyorum falan.
hem hayatta ne "i will survive" diyen yasli teyzeden daha huzunlu olabilir ki...

Monday, November 21, 2011

don't fuck with me


evet canlarim bugun icin konumuz, insanlar neden yalan soyler? yalan soylerler bunun aciga cikacagindan hic mi cekinmezler? peki bu cesaret nerden gelir? nerden geldigini bulsak dahi illa bunu kullanmali miyiz?
evet gordugunuz gibi, makalemiz cok "hayatin icinden" konular iceriyor, o yuzden okumaniz sikici olmayacak...
oncelikle ilk soruya gelelim insanlar neden yalan soyler? bana sorarsaniz, bizzat ben sarcastic olmak adina derim, peki sarcasm nedir? yani hani dalga geciyoruz ya insanlarla, ciddi ciddi konusurken alttan alta igneliyoruz falan...karsidaki zeki bi kisilikse sarcastic oldugumuzu anliyor, o da guluyor, ancak degilse ciddiye aliyor o zaman siz "ama ama ama(evet 3ama ile beni ugurlayin sevgili efsun hanimlar:) ben saka yapmistim, sarcastic davranmistim" demek zorunda kalabiliyorsunuz. sarcasm, babadan kiza gecen cok ciddi gorunerek saka yapma, alttan alta laf sokma sanatidir, ben bu sanatta babami ve house'u tanirim sadece...
bu arada cok dagildik ancak, "evil zeka" diye patenti bana ait olan zeka turu de var, neden bu da olabilir yani, cok zorlamadikca asla yalan soylemez evil zeka insanlari, hatta soylemez yalanlari aciga cikarirlar...
neyse nerde kalmistik, insanlar cok basit bi nedenden yalan soyler: ACIGA CIKACAGINI DUSUNMEZLER!!!1 evet, kendilerini o kadar akilli, o kadar planci, o kadar egosantriktirler ki oyle gorurler en azindan-aciga cikacagina inanmazlar. lakin KARMA diye bir gerceklik vardir ki, hepimizin bildigi uzere karma gelir insanlarin agzina sicar... yalan soyleyen insanlar, karmalarini dusunmezler zaten.
peki bu cesaret nerden gelir? her insanda kendini farkli gosterme gudusu vardir, bunun saykoloci de turlu turlu isimleri vardir, herkes her an guzel yerlerde olmak, en guzel giysileri giymek, en iyi adamlarla birlikte olmak ister, ancak bu hayalinde oyle diye gercekte de oyle gibi davranmak iste sizofreni burda baslar:) yani bu cesaret, kendini farkli gosterme gudusunden, yalanlarin aciga cikmayacagina olan inanctan, kendini bi bok sanmaktan falan gelir kisaca...

simdi gelelim sosyal mesaja, yalan soylemek her an aciga cikabilir bi durumdur, hele karsinizdaki insan bir basak burcu kadiniysa daha da kolaydir bu durum. detaylar, pratik zeka, kelimeleri sarcastic kullanmak yoluyla dogruyu soyletebilirler size, ruhunuz duymaz... iste bu andan sonra soylenecek tek bir sey kalir: don't fuck with a basak burcu kadini!!!!!1 (turkishenglishseverimben)

note2self: allam kelimeleri, cumleleri nasil daginik kullanmisim. ileride okudugunda bugun neden zihnin bu kadar daginikti hatirlayim bari.

Saturday, November 19, 2011

otesi var mi?

evet bugunlerde en cok kullandigim cumle bu, otesi var mi?!???!!!!111 hayir canim otesi yok, suan burdasin, bi sekilde istesen de istemesen de hayattasin, yasiyorsun, iyisin bence...sen gormesen de burdan cook iyi gorunuyorsun. mesela bak bunun otesi yok. simdi bana nasi yok falan deme yok iste bunun otesi, yasiorsun neyin kafasindasin ne otesi bekliyorsun? iyisin, nefes aliyorsun. yeter.
yok ama ben illaki kendimi uzucem canimi sikicam diyorsan, onun da otesi yok. var mı? yok iste, gor gorme, anlamak iste veya isteme, yok bu boyle...
baska nelerin otesi yok bi bakalim:
hayat bu, kabulleniyoruz, kabullenip devam etmeliyiz bunun da otesi yok. seviyoruz asigiz soyluyoruz bazen, bazen dile getiremiyoruz ama en nihayetinde hissiyattan eminiz otesi var mi? varsa soyle allasen bak, cekinme... evet, bunun da otesi yok.
mutluyuz, en mutlu animizdayiz, fark etmesen de henuz her an cok mutlu olmaya deger, otesi var mi? hayir, yok...
mutsuz hissediyoruz, kizmisiz, ofkelenmisiz, kizilmisiz nedensiz yere trip yemisiz, otesi var mi? yok...
hayir canim sana soyleyim, suanimizdan otesi yok. varsak bu boyleyse, yok bunun otesi. o meshur film repligindeki gibi:
"oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte."

Monday, November 14, 2011

birine kendisini kendisinden bagimsiz sevdigin nasil anlatilabilir acaba? bu simariklikla ben bunu pek beceremiorum sanirim, tam asik oluorum her sey harika sonra geciyor, bi' de ben her seyi unutuyorum bu ara.
bazen dunyanin tamamen baska bir yerinde yasadigima inaniyorum-hos yasiyorum cunku zihnimde oyle, sizofrenmisim gibi bakma bana! tamam bizim ailede sizofreni genetik olabilir ancak bende nuksetmedi henuz-
bazen de bu dunyanin cok icinde yasiyorum, gorduklerim duyduklarim insanlarin kendini bilmezlikleri-zaman zaman onlara dahil olusum tabii ki- beni rahatsiz ediyor o zaman da baska dunyaya gidiyorum.
benimki dunyalar arasi seyahat.
bundan once kac yasamim vardi cok merak ediyorum, birinde kesinlikle ingiltereydim biliyoruz artik gallerde kaldim, birinde kesin kopektim bkz: actually i'm a dog person, birinde kesin kediydim, birinde cok bilmis bir ev kadiniydim kocasini bastan cikarmak icin her seyi yaparken gozu disarda olan ilgi manyagi, birinde rahibe evine esine cevresine sadik full inancli, birinde buyucuydum ki bu ingiltere zamanima denk geliyor ama sonrasinda bi anadolu buyuculugum var, o yakinlarda, birinde iktidar oyunlarinin etkili isimlerindendim(manipulasyon yetenegimin nerden geldigini saniyordun??) , birinde koyluydum kit kanaat geciniyordum, birinde homeless idim bu da ingilterede sanirim yazdigim an hic gitmedigim londra sokaklari geciyor gozumun onunde, birinde devrimciydim sanirim paris devrimi olabilir, yakin hayatlarimdan birinde ise coook asik ama kavusamayan bi kadindim sanirim ve yazardim durmadan yaziyordum...hatta yazarken delirdigime sahit olanlar bile varmis.
ay hayatlarimi ne kadar kolaylikla saydim ben boyle bi anda, cok alakasiz sinav calisirken acip bunlari yazmam cok hissi kalbel vuku.

Saturday, November 12, 2011

http://www.youtube.com/watch?v=IfhrngJsago hayatim bu 2 sarkinin arasinda gidip geliyor bugunlerde... http://fizy.com/s/3w92ts 2side oldukca brit sound'u, yani yagmurlu, yagmuru cagristiyor sacmasapan melankolik tripler degil ergen de diilim ama boyle...nothing more.

Wednesday, November 9, 2011

bazen cok sey anlatmak istiyorsun da, anlatamiyorsun ya, konusucak cok sey varken susmak oluyor bu da, susuyorsun. ben de tam tersi oluyor, saatlerce konusuyorum ama hicbise anlatmiyorum, yani anlatamiyorum. ne desem olmuyor, ultra sacmaliyorum nedenini bilmeden ultra sacmalayabiliorum.
bazen de cok bekledigin bise, bekledigin gibi gerceklesmiyor, gerceklesiyor istedigin gibi olmuyor, tamam ergen degilim neden bunlari yaziyorum bu saatte bilmiyorum.
bazen celiskiler kralicesi oluyorum, dedim ya nedenini bilmiyorum. cok sacma cok gereksiz cok var olmayan cok olmasa daha ii bi durum bu. ama oluyor.
http://fizy.com/#s/1aimoc bazen, cunku ben kayboldum geri donmem imkansiz diyorum hem uzak hem hoyrat senin ulken.. bazen de o ulkede yasamak icin deliriyorum. oluyor boyle arada. isimlendirmiyorum, isimlendirme cabam yok.
bazen ilk kez duydugum brit sound bi sarkiya aglayabiliorum http://www.youtube.com/watch?v=IfhrngJsago
bazen bilmiyorum, olumune konusuyorum, ay pardon bundan bahsetmistim.
simdi su anda soylenicek bisey varsa da bazen oyle bi susuyorum ki, soylemem gerekeni soylemeden zaman geciyor. soyleyemiyorum.
bazen iste, nedensiz bazen ve uc noktalar iceren bi zamandayim...

Sunday, October 23, 2011


cok degil! tam 1 ay once hayatim degismisti, tam da hayallerimizden bahsederken delicesine mutluyken, o anda gecmisti yanimizdan.. tam 1 ay sonra, aradaki kilometrelere ragmen hayallerimiz yine var: evet her sey çook güzel çook mutluluk verici olucak bööle renkler
daha bi parlak olucak, gözlerimizin içi çılgınca gülümsücek :D
ne bileyim saçlarımız bile daha çok parlıcak var gerisini sen düşün.
işte bahsettigim tam da boyle bi mutluluk... yakinlarda, burda bi yerlerde olan..

al bunun sarkisi da bu:
http://www.youtube.com/watch?v=Zx4Hjq6KwO0

Friday, October 21, 2011

"dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin; ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. oysa ben deliyim ama gizliyorum deliliğimi; bırak deliliğimle baş başa kalayım... "

Monday, October 10, 2011

simdi bazen benim kafam cok karisiyor, bu asik oldugum donemlere denk geliyor. anlamiyorum madem tanri bi arada olmamizi istemedi neden bizi bi araya getirdi? diye de sormak istiorum. beklemek mi, bence dunyanin sikici isi. olucaksa olsun, gelicekse buyursun gelsin, her sey rahat olsun derken, bu kadar stresse girmem bence oldukca sacma. hos oldukca beklentisizim artik, neden bilmiyorum. denedik aynisini gorduk, emrenin de dedigi gibi. denedik gorduk de degistik en azindan ben.
ay bazen kafama sicayim diyorum, dunyanin en ufak seyini dunyanin en buyuk sorunu yaptigim icin, borderline olunca insan bole oluyor iste, yapcak biseyin olmuyor.
kafam karisik. haftasonu da kafami yeterince karistirdi.
ya geliyorlar, hayatimi karistirip gidiyorlar. diceksin sen anlam yukluyorsun onlara.. yo dostum yo... o kadar da degil, benim yukledigim anlamlar bi yere kadar, ondan sonrasi kendilerinin var olma bicimlerine getirdikleri yeni isimler.. ya da isimsizlikler. bilemedim.
bilsem,
zaten burda ne isim var? baska bi yerde olurdum eminim. her seyi bildigim bi yer, mesela. ama bi yerden sonra orda da sikilabilirdim, ben neden bu kadar cok sikiliyorum? cocukken de boyleydim ben. biseler var ama henuz adlandiramadim.
ergen tribinde miyim anlamadim valla, allah sonumu hayir etsin...
nevermind i'll find someone like you...-evet sana diyorum bunu, haftasonu insanlarindan sadece bi tanesi...

Saturday, October 8, 2011

bugunun butun acaipliginin ustune...


Yol zamanın bir fonksiyonu değildir.Hız yolun zamana bölünmüş halidir.
İvme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez.Yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir, aksi durum yolda durmaktır. Durmak sıkıcıdır.
Yolda durmak yolda olmak anlamına gelmez, yolda durmak yolda durmak anlamına gelir. Yolun bittiği yerde durulmaz. Ya önce durulur ya durulmaz. Bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar. O sularda balık da vardır. Yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak diğeri bej olabilir.
Su aktığı yerin rengine bürünmez. Ama sana öyle gelebilir.
Ayrıca yol bitmez.

Wednesday, October 5, 2011

başkalarina oluyor mu bilmem, bazen delicesine alkol tuketmek istiyorum, hem bunun saatle, mutlulukla falan alakasi yok. hem biz hep mutsuzken ictik, hatirlamam ki cook mutluyken icelim dedigimizi. oglen 12de baslayip tum gun devam eden sureclerdi bunlar, bakiyorum aradan 6 yil gecmis hala ayni, oglen 12de icmek, bu sefer tek basina.

Tuesday, October 4, 2011

yazayim, icimde kalmasin, tutmaktan yoruldum zira:
hani o gun coook mutlu bi sekilde konusurken bi an durup senden bahsedip "bilio musun ben ona gercekten asiktim" dedigim an, bi anda yanimdan gectin, biz delirdik sen sasirdin, sonra gorustuk ben fark ettim ki ikimizde degismisiz, ancak fark ettim ki aradaki enerji hala ayni daha sade falans...
buraya kadar her sey ruya gibiydi zaten, kime anlatsak ruya der, film karesi der, yok emenike ne diyorsun der, coook sey der...
ama benim hislerimi soyleyemez, ben de sana soylemiyorum, normalde yapacagim bir sey ancak bir sey durduruyor beni nedenini cozemedim, stand by a aldim kendimi, oylece duruyorum.
neden ciktin oylece sana asik oldugumu soyledigim an karsima ya da soyle sorayim: birlikte olmamizi istemiyorsa tanri neden cikardi seni karsima... gel konusalim anlasalim, karsima ciktinsa vardir bi nedeni bu oyle herhangi bir "tesaduf" ya da "eszamanlilik" degil, nedeni olan bir sey... evet tanisalim tekrar, bastan yazalim hikayeyi, karakterleri degistirelim oynayalim. ama senin de gonlun varsa. tamam anladik burcundan dolayi risk almayi sevmiyorsun, ancak ben de sevmem ikimizde topragiz sonucta.
neyse, bi an aklim tamamen baska biseye gitti o yuzden kisaca:
we should fine something in common.

Sunday, September 18, 2011

evet bugun 25 yasima girdim. veee bir cok dogumgunu tebrigi aldim, simdi bana facebooktan dogumgunu kutlama samimiyetsizligi demeyin lutfen, sahsen kimsenin duvarına dogumgunu iletisi yazmiyorum, zor geliyor cunku, ancak benim dogumgunumu cooooooooook kisi, coook guzel cumlelerle kutladi ve ben coook mutluyum.
25 yas, bakalim bana neler getiricek?
yazalim, not alalim getirsin o zaman: kendimi coook mutlu hissediyorum, mutlulukla isildiyorum, sevdiklerim hep yanimda, hayatimda her sey istedigim gibi benim ve butunun hayrina olacak sekilde gerceklesiyor, hayatimda olmasi gereken her sey olmasi gerektigi gibi, tam burda suanda. yuzumde kocaaaman bir gulumseme, cevremde koruyucularim, mutlulukla, rengarenk kelebeklerim etrafimda. hayatim harika. coooooook sevdigim en sevdigim dedigim insanla biraradayiz, cook mutluyuz, seviyorum ve coook seviliyorum. hayatimi seviyorum, kendimi seviyorum, sabahlari uyanmayi seviyorum. bolluk bereket her daim benimle, dogal var olusum. ihtiyacim olan, sevdigim her sey -herkes, en sevdigim benimle oldugu sukrediyorum....


(evet seneye okudugumda tam olarak bunlarla yasiyor olucam:) love myself sooo very much:)

Sunday, September 11, 2011

hayata dair iç burkan detaylar...


insanların ortak geçmişlere sahip olmaları. 50 yaşındaki insanların bisiklete bakıp: "çocukken çok istedik ama bizim hiç olmadı..." demeleri, birbirlerine anlar bakışlarla bakmaları. 50 yaşındaki diğerinin "binemezdik bile öyle sağa sola sallanırdı hep, bilmezdik ki binmeyi.." demesi.
ve şimdi, bu ikisinden birinin çocuğuna aldığı bisikleti başkasına vermesi için arkadaşının yüklerken durup sessizce: "fakir başarılı bi çocuğa ver ama..." demesi.

Friday, September 9, 2011

simdi eski fotolarima bakiorum da, hemen hemen pek degismemisim, ayni gulumseme hep yuzumde. cook garip seyler hissediorum, 17 yasimdaki kendime vericegim ogutler suandan tamamen bagimsiz sanirim... yok canim, pisman falan degildim, belki daha iyi bi yerde olabilirdim. garip olan benim yaslanmis hissetmem, evet enerjik benden bahsediyoruz. belki biraz gec kalmis demek daha mantikli, ama bi yandan da genc gosteriorus olayina da guvenmiyor da degilim. bilemedim.
boyle bi cook mutluyum, icimde kanatlanan biseyler var, nasil bi sevinc anlatamam... 5 dakika sonra tam tersi, ne cook mutluyum ne bise hissediorum.
dedim ya cok acaip.

Sunday, August 14, 2011


cok zor degildi hayat, herkese iyiyi ya da kotuyu gosteriyordu, halbuki olaylar kendi baslarina iyi ya da kotu olarak kendini tanimlayamazdi, onlar sadece olurlardi... bu boyleydi, yasamin var oldugu ilk gunden beri degismedi. hep biz isimlendirdik olaylari, insanlari, yasamlari. bastik ustune damgayi "bok gibi" ya da "ayy canım ne guzel..."
olaylar hep sasirdi buna, iclerinden konustular kendi kendilerine "ay bu insanlar da delirmisler heralde, bize hep bi sifat ekliyorlar. oysa biz oldugumuz gibiyiz. neden boyle yapiyorlar ki?..." derken iclerinden cok bilmisin biri atladi, kendisi olay ve olgu arasinda kalmis sonra bunlardan birini secmis bi olustu: "cok basit, boyle yaparak kendilerini sinirlandiriyorlar, mutsuz ediyorlar, canlarini sikiyorlar, buna programlanmislar... toplumsal bilincalti de, ne dersen de. istersen frued gibi 7yasina kadar yasadiklarindan de. fark etmez. kolay olan bu cunku, kotuyu soylemek. kotu isimlendirmek.
halbuki kolayin da kolayi var, karsilarina cikan bizlere iyi deseler, olur deseler, hayat bu gecer deseler, bizleri sevseler.. canlarini acitabiliyoruz zaman zaman, ama burdaki ikileme bosa degil, zaman onlara yardimci, guzeli secmek iyiyi secmek yardimci, dostlar yardimci, kitaplar filmler, hersey onlara yardimci olmak icin var. zorlastirmak icin degil. biz olaylar onlara yeni kapilar aciyoruz, kimi var kapiyi goruyor bi heves, neseyle atiliyor; kimi var kapiyi goruyor arkasini donuyor, korkuyor; kimi var kapinin tam onunde dikiliyor acmiyor kapiyi, ta ki kapanana dek. garip bu insanlar..."
boyle konusunca kendini kucuk prens karakteri sandi bi an cok bilmis olus, bi an aklindan gecirdi mutlu oldu. o boyleydi, aklindan gecenlere sevinirdi, hayallerine tutunurdu, hayal kurmak guzeldi, en cok kendisi guzeldi, narsist olup olmadigini sorgulayamacak kadar iyi niyetliydi...
ve insanlarin karsisina hep boyle cikmayi secerdi, sevindirmeyi mutlu etmeyi... yukarda da bahsetti ya kimi mutlu olurdu, kimi olmazdi..
hep ayni seyi soylerdi uyumadan once: "yapicak bisey yok, kendi secimleri..."

http://fizy.com/#s/1ajdey

Friday, August 12, 2011


aylardir yazmamisim, 4 haziranda ankaraya gidip, 5 hafta kadar kalip dondum... evet her gece dans, sabaha kadar alkol, hatta uyanir uyanmaz siseden alkol(yeaa ben su icmeyi sevmiorum alkolden sonra alkol iyi gider...), cok eglence, S. derken harika zamanlar... sonra bikac gun izmir, bana asikmis gibi davranan adamin evlenmesi hem de bana ve kiza yalan soylerek daha dogrusu gercekleri gizleyerek benimse sakinligim zerre uzulmemem umursamazligim iste beni bilirsin, ardindan tatil, balkondan deniz goren bi ev, aile, huzur, bronz ten, acik kumrala donen saclar... simdi izmir, ramazan. bunlari sadece ileride donup baktigimda hatirlayim diye yazdim, ayrintilar bende dursun bi kosede...
simdiyse garip bise var icimde, sanki biseler olucak, beklediklerim aninda gerceklesicek. bilemiyorum boyle degisik hissediyorum. garip seyler bunlar.
evet dunyanin en anlasilmaz yazisina imza attim gidiyorum.

Monday, May 30, 2011

unstable

bazi insanlarin hayatlari-aslinda her insan gibi- an'lara baglidir, ufacik, got kadar, minicik, saniyelik hatta saliselik anlar. simdi bana hic olumdu, yasamdi, yok zamandi boktu pusurdu demeyin. benim bahsettigim, anlik degisimlere sahip olanlar. 5 dakika once gulmekten yerlere yatarken, koltuktan duserken; 5 dakka sonra aglamaktan ne yapacagini bilemez olanlar. "dakikasi dakikasina tutmayanlar" insanlarin sozlerinden etkilenen, hala dissal motivasyona icsel motivasyondan fazla inanci olanlar; ama asil manipulative bitchlerin kendisi olanlar. herseyi bir "cover" etme durumu olarak algilayanlar, aciga cikan herseyin kendisine zarar verecegini dusunup, harika-mukemmel-sonsuz mutlu,aman pek eglenceli gorunurken- aslinda icten ice paranoyalara suruklenenler. rica ediciim bana ozguvendi, egoduydu demeyin alakasi yok cunku.
bu insan kendini cover etmek zorunda, cunku gecmisinde cok kirilmis tamam cok mutlu olmus ama kirilmis da iste, neyi kabullenmiyorsun? bu insan kendini aciga cikarirsa, canini tekrar yakabilirler. bu insani daha da kirabilirler, her gun yaralarina bakmamak icin zorlarken bu insan tekrar kirilirsa ne olur, cani yanar.. her zamankinden cok yanar. dayanamaz sonra, tekrar ayni dongu baslar, tekrar dibe batar, tekrar cikmak icin zaman harcar.. tekrar hersey yinelenir. ama bu surecte kimse o ozenle kurulmus duvarlari yikarken o insana sormaz bile, gucun var mi, bak tekrar atlatabilecek misin bu sureci, biliyorum yasamamak icin herseyini verirsin al ama salak senaryodan sana bu cikti yine, ne bok yersen ye. -derken her sey cok kolay oysa.
evet, hersey cok kolay.

Tuesday, May 17, 2011

hastalık uykusu


en yakın çocukluk arkadaşlarının birinin "en sevdiğim uyku" türüdür bu. içersin ilacı, parasetamolu hissedersin işte, arada yasal uyuşturucu dersin ya onun gibi bir şeydir. bu uyku, diğer tüm uykulardan, diğer tüm duygulardan bağımsızdır. var ile yok arasındadır, yalnızlığın eksi sonsuza yakınsarken ki halidir. kafanda yapman gereken binlerce iş, düşünmen gereken onlarca soru varken bu uyku hayatla arana bir duvar örer ve ne varsa gerisinde bırakır yaşadıklarını. rüyalar görürsün, otobüslerden inip, otobüslere binen orhan pamuk gibi olursun bi anda; yeni hayatını bulduğunu düşünürsün. arada uyanırsın, fiziksel olarak o kadar güçsüz hissediyorsundur ki, nefes almak öyle zor ve acı vericidir ki "neden uyandım ben şimdi" der geri uykuya dönersin.
bu uyku, diğerlerinden bağımsızdır dedik ya öyledir; iyileştirir. kalp kırıklarına iyi gelir, mide ağrılarına iyi gelir, hiç durmadan akıp görmeni engelleyen gözlerine iyi gelir, unuttuğun ve hatırlamak istemediğin her şeye iyi gelir. sen bile şaşırırsın, sanki hasta olman mucizeymiş gibi gelir.
bilirsin bu uyku bitip normal hayata devam etmeye çalışırken çok şey yarım kalmış gibi gelecektir, çok sevdiğin rakamlar sana düşmanlarmış gibi bakacak, o güzel havalar bi anda tekrar soğuğa dönecektir.
bazen sırf, hastalık uykusunu uyumak için hasta olası gelir insanın; bazen de mecburdur yaşaması gerekir, hayatın pause tuşuna basması gerekir, yaşar..

http://www.youtube.com/watch?v=OtVjjZDDIAs

Friday, May 13, 2011

dile kolay 3 aydır yazmamısım nerdeyse. nerdeydim ben 3 aydır? en son mart 24u hatırlıyorum gerisi yok... kedisimiz scarface imizin ardından ankaraya gittim, tabii ki 7sinde ictik, yazsam her gun ayri bir senaryo her gun ayri bir film cikar(adamin birinin siz hic senaryo yazmayi dusundunuz mu demesi gibi) ama yazamamisim, yazmaya vaktim olmamis, ya da gectim yazmak icimden gelmemis.

neden acaba? artik kendimi anlatmak cok mu slklcl geliyor bana? –yazar burda sizofren oldugunu kabul edip icses gorunumlu 2.ruhuna soru yoneltiyor--

mart 24den sonrasi iste, is burda eglenceli gecti falan derken, gecen hafta istanbul, gayet eglenceliydi benim icin. hemen hemen herkesle gorustum sanirim, sadece bi gece sarhos oldum halbuki az icmistim demek ki buraya yazmamayi uygun gordugum maddeler mutsuz oldugumda beni cat diye etkileyebiliyor. not2self: artik eskisi gibi degilsin.

neyse, bence cok eglenceliydi hayatinda 2.kez sarhos olan biri icin. komik. ama nedenini biliyorum, oncesindeki kafa karisikligi, ne yapmam gerektigini bilmemek,arada kalmak ki –fucking feelings- en nefret ettigim olay.

heaa bu arada, sarcastic oldum ben gene kimse beni ciddiye almadi, pardon cok ciddiye aldilar sanirim 5 dakikada bir “saka yaptim lutfen ciddiye almayin” demek zorunda kaldim. neden mi? biliyorsun her zaman boyle bi insandim, hicbise degismedi, insanlar komik, insanlar hala tepkisel, insanlar hala kendini cooooook onemsiyor da ondan.egolari o kadar yuksek ki, kacasim geliyor. en iyisi de dalga gecmek-hayir ben dalga gecmem benjamin.

ben de onemsiyorum, evet bi kendini begenmislik, bi simariklik, aman ben ben ben her seyin iyisini bilirimcilik var suan ustumde her zamandan cok, ki simarik bi insanim herkes bilir.duzeltiyorum zira, feyza the great neler dedi neler bana... biraz,biraz mı!!?- karmam sicti da..note2self2: bi karma list cikar acilen.

neyse boyle ne diyorduk, ben guldum eglendim geldim. bu aradaki disaridaki imajimla icerideki imajimin farkli olmasi uzerine de sevgili zekamı kullanarak-duygusal olandan bahsediyoruz heralde- analiz yaptim, bilirsin bos islerin adamiyimdir ben blog. f. case ine baktim dedim ki,( o f. kisisine de neler yaptim anlatmiim karmam iice sicmasin blog ama denyoymus bosa asik olmusum anladim) bu adam bana hic inanmadi neden, hep dalga gectigimi dusundu. –ki biliyorsun hayatimda bi kere ciddi ciddi birini dinlicekken de adam tasak geciosun deyip gitmisti— neyse, iste galiba ben bu sekilde cover etmek zorunda gibi hissediyorum kendimi, umursamaz gorunerek; yalan aslinda bak asil yalan bu. bildigin hayvanlar gibi de umursuyorum, ama ya gosterirsem de yaralarimi gorurseler de, aman daha fazla acitirlarsa da? hos,

artik yaralarimla oynamiyorum, kanamiyorlar bile, nasil bir seydi eski zamanlar hatirlamiyorum.. su blogda adi gecen bi donem asik oldugum adamlardan biri-asik mi yalannnnnnnn- kendisi ile bulustuk dun sabah. ben ne yuzsuz bi insanim, sana karsi bir sey hissetmiyorum dedim. tabii ki benim de gozlerim doldu sonra, ama bi dakka o terk etmisti beni!-

neyse blog, neden yazdim bunlari hic bi fikrim yok, twitter a dewamli yaziyorum zaten, sozluge de. bitmek tukenmek bilmez bi kendini anlatma cabasi.

halbuki anlatcak cok sey var, oysaki ben mutlu anlarimda ne fotograf cekerim ne biseyler yazarim, hatta ben mutlu oldugumda ictigimi bile cok az hatirlarim..

blog taa 4 yil once yazmistim ya, (bkz: ozel hayatini desifre eden insan modeli)

aa blog bi de uzunca bi aradan sonra kendimi ciddi ciddi, dogru duzgun anlatmak istedigim birini gormus olabilirim. that’s all.

Wednesday, February 23, 2011

susmakla konuşmak arasındayız
arada ağlamak var, arada gülmek
ama arada biz hiç yokuz

Monday, February 21, 2011

something doesn't feel right. nerde ne yanlis var bilemiorum ama oyle hissediyorum her an panik hali birine bise olcak kediye bise olucak. nasi bi paranoyakliktir, nasi bi anksiyetedir ben de bilmiyorum. bildiin sith lordu tarafindan yonetiliorum anakin oldum ciktim resmen.

Sunday, February 20, 2011


Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir.

cook sevdiim bi kitaptan.karsima cikti, kesin anlatmak istedigi bise var dedim

"..sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı: `nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekkenm yapmadın`, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin. yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?..."

Friday, February 18, 2011

rezzan kiraz stayla again.


dolunay.benim gibi lunaticlerde bas agrisi yapabiliyor iste. bu dolunay kucuk bi rituel yaptim. kedisime ilaclar agir geliormus yarin gene goturucem. kendim hastayim kendimi goturmuyorum onu goturuorum. bas donmesi de var su ara bende anlamadim.
bgn oylesine bi is gorusmesinde normalden genc gosterdigim-universite 2 mi- ya da ne bileyim iste cok hos cok cici bi insan oldugum yonunde feed back aldim walla complimanın kimden geldiginin ne onemi var arkadasim sevinirim ben.
we are accidents waiting to happen cümlesi aklimda. bekliyorum sanirim ondandir.
sailor moon u bastan izlemek istiorum ben.

Wednesday, February 16, 2011


2 gündür biraz keyifsiz olan kediş için "ay ölücek" diye paranoyalara girmek, sabah da bunu doğrular gibi ilk kez -evet bizimleyken ilk kez- yatağa çişini yapması, bunun üzerine "tamam işte işaret bu nerde olduğunu bile bilmiyor" paranoyalarına girmek, üstünde eşofmanlarla veterineri açtırmak, sonuçta "üşütmüş" olduğunu öğrenmek-evde beton yok, her yer parke ve devamlı yatağın üstünde nası üşütüyorsa artık diye şaşırmak- iğne vurulurken sanki size iğne vuruluyor gibi olmak, sabah sabah sinirlerinizin bozulması, "ya ona bir şey olursa" korkularına yenilmek, ağlamaklı olmak. daha da kötüsü ağlarsa düzeleceğini düşünmek.(son cümle benim denyoluğum)
tabii bi kez daha karar verdim ki benden anne falan olmaz, olurum lan ben paranoyadan. ya da bilmem tam tersi olur atarim sokaklarda oynasin seklinde. boyle de bi borderline profili ciziorum as u c.
neyse evrene de burdan 2 cift lafim olucak: nerde bizim siparisler?

neyseki bu entriden 2 saat sonra duzeldi oglusumuz. daha iyi gorunuyor.

Tuesday, February 15, 2011

my confessions vol.3

sanirim hayatimda hic bu kadar yalniz hissetmemistim kendimi. hep birilerine asiktim, sadece asik olmaya asiktim ve bu beni canli tutuyordu. simdiyse, birilerine asik degilim ve yalnizlik hissediyorum.
oyle birinin bana asik olmasina gerek yok, onemli olan benim asik olmam sadece..
boyle de bencilim iste.
bi de olum korkum var, defneden sonra olustu. hic durmadan da dusunuorum, nerde nasil olucem die. resmen paranoyakliim katlanarak gelisior.
isin kotusu ben alisiorum sanirim buna.

Tuesday, February 8, 2011

geçen yine üsküdara gidiorum bi yağmur bi yağmur adamlar şarkı yapmışlar sonradan öörendim: aldı da bi yaamur. dedim namümkün almaz ööle yağmur. yağmur dediğin yağar hacı. o gün bugün bana deli gözüyle bakıorlar..

Monday, February 7, 2011

baby, did you forget to take your meds?


bazen bir seyi unuttugumu fark ediorum, uzuluorum, birini, ona dair herseyi...guldugunu agladigini herseyi.. bi bakiosun gitmis. ruzgar mi gotuor bilmiorum ama gidior.. aslinda sevinmelisin boyle bi durumda, ama onunla yasadiklarin gidior. belki sen eksiliorsun da kendini kandiriorsun. her zaman yaptigin gibi.
rahatlikla gidebiliorsun ayni sehirlere, ayni mekanlara.. bu sefer daha az canin yanior belki guluorsun sakalasiorsun, normalmis gibi. ama bi anda hatirliorsun, lanetlenmis gibi.. ya o da oyle olsaydi, ya da o gun cok eglenmistik hissi. ama o o zamandi, suan farkli bi zamandasin, yasiorsun ama yasamak hatirlayarak canini yakior, az belki, ama yakior iste. hani murathan mungan'ın dedigi gibi: "o boslugu dolduran sizin eksilmenizdir..."
sonra sen alismak isimli boktan fiile alisiyorsun, ya da kendini kandiriorsun. "aman koyarim gotune life goes on" diorsun arkada da "let the sunshine in" dior. bi barda bagira cagira soyluorsun en iyi arkdasinla, mutlusun ucuyorsun..
bi an iste herhangi bi an dongu basliyor. durdurursan ne ala, durduramadin yandin. yaktin devreleri gene.
hani bozulan arabalar gibi, tekrar tekrar tamire gidiosun onariosun ruhunu, belki alkolle, belki muzikle, belki en iyi arkadaslarinla..
ben bile suan o donguyu yaziorum, her an basa donuyorum, belki egleniorsun derken...

Monday, January 10, 2011

su uyur ben daha cok uyurum

o kadar uykum var ki, uyuyorum tekrar uyaniorum tekrar uyuorum. gozumu bile acamiorum. dinlemicem can acisi falan gidip vurulucam o kan ignelerini o olucak.
ayrica su kiz gibin gokyuzunde uyumak da isterdim heyhat! ancak gokyuzu desenli nevresimlerde uyuorum.

Friday, January 7, 2011

soguk ama gunesli ayni mutsuz ama neseli gibi

ask bu, yeni mi eski mi bilinmez, nerden gelir bilinmez...
evet, bugunku ozlu sozumu de uydurduguma gore, evdeyim, carsambaya rahatim ve bunu sonuna kadar kullaniorum. spora yazilmaya karar verdim, bakalim nolucak bilmem. nakit param olmadigi icin alisverise gidemedim, cunku banka 2 adim otede, cok uzak.
bugun rapuzel saclarimi kuruturken aynada kendime baktim, beni uzen insanlari neden affediyorum dedim, neden unutuyorum i mean neden diger insanlar gibi onlari kotulemiyorum, her gun kufretmiyorum, uzulmuyorum falan...
neden bilmiyorum iste bi saint oldugumdan degil ama affediyorum, ilginc bi insanim ziyadesiyle. sahsen kendimi anlayabilmis degilim.
bu da bole ciden sevgili dunluk tarzindaki bi yazimdir...

ayrica su soz son zamanlarimi cok guzel ozetlemistir: "tutarsızlık deme bir daha
bizim sigaralarımız birbirini tutmuyor..." ve ayrica :"don't think of it as a cigarette. think of it as the thing that's been missing from your hand. when you're holding it, you feel right. you feel complete."

Monday, January 3, 2011

ben ihtiyaç duyulmak istiyorum. benim birisinin hayatında vazgeçilmez olmaya ihtiyacım var. bütün boş vaktimi, egomu ve dikkatimi yiyip bitiricek birine ihtiyacım var. bana bağımlı biri. karşılıklı bağımlılık.