Sunday, December 29, 2013

konusacak cok sey varken susmak

susucak cok sey varken konusmaktan iyidir belki de kimbilir. bu yuzden susuyorumdur belki, kelimeleri secip kullanmaya cesaretim yoktur belki, kelimeler yalnizca zarar verir cunku. (they can only do harm)
sorsan buraya nasi geldigimi bilmiyorum, bi zaman once nerdeydim simdi nerdeyim. aradaki derin ucurumda kalakaldim, bi dussem rahatlicam belki o kemiklerin kirilmasi, sert zemine carpma hissi falan yasasam bunlarin hicbiri kalmicak. ama yok durmadan dusuyorum, bak ne kadar guzel dusuyorum, gel dususumu beraber izleyelim.

Tuesday, December 17, 2013

yalnız kadın karizmasi vs. parmaginda yuzuk olan adam karizmasi

biraz da sosyolojik incelemelerde bulunalım su gunesli gunde. yalniz kadin karizmasi denen bisey bence, tum erkeklerin ay cinim yeaa niye yalniz ki bu acaba deyip bi heves kosmak istedigi. tamamen sizin denyolugunuzdan canim tamamen diyemedigimiz. bi de parmaginda yuzuk olan adam karizmasi var, birini begendikten sonra parmaginda yuzuk oldugunu gorup kacan kadinlar ve kacmayanlar.
yalniz kadin uzaktan cok cekici gelse de, yalnizliginin nedenlerine bakmak lazim. mesela bu kadinin belli bi entelektuel kapasitesi vardir, ama karsisina cikan adamlar okuzun onde gidenidir. kitap okumayan, muzikten anlamayan. sadece parasiyla ya da unvaniyla kadini cekebilecegini sanan. ha yok mu oyle hemcinslerim, var zaten onlarin hepsi suan facebookta "kocisleri"yle carsaf carsaf fotoraf paylasma derdinde. neyse, baska bi neden kadinin yalniz kalmasindaki kimsenin kendisini kendisi kadar sevemeyecegine inanmasi, olabilir. ASIK AMA SEVMİYOR dedim ben bi kez, SEVIYOR AMA ASIK degil e cevirdim sonra. asik ama sevmiyor cok salakca gorunse de olabiliyor, tarih askindan olup sevemedigimiz insanlarla dolu. yalniz kadinin zilyon tane maskesi vardir, guclu gorunur, yeni yalnizliklardan uzaklasmak icin. kapatacagim kapiyi niye acayim mantigi biraz, hangimizde yok ki. ancak macerayi sevmesi konusuna da deginmek lazim, cunku MACERA HER YASTA GUZEL cumlesini motto kabul etmistir. fazla "birey"dir. ki erkek milletinin en cok korktugu kadindir ayni zamanda. cunku erkek milleti yonetmek ister, bu yalniz kadin da zaten kendi kendini yonetme ability'sine sahiptir. self bilinci gerceklesmistir. olur gidenin arkasindan, susar oturur. oysa o da ister hayatina birileri girsin, ama cesaret bebegim 21.yuzyilin siksok iliskilerinde en az onemsenen kelime olmustur...

gelelim parmaginda yuzuk olan adam karizmasina, ben kendi adima parmaginda yuzuk olan adam gordum mu istemdisi kacarim, adama acidigimdan degil karisinin yerine kendimi koydugumdan. oysa kirmizi isikta kopek seven adam karizmasi da vardir ama nedense cok az bulundugundan o parmaktaki yuzuk BAZI kadinlara cekici gelir. adam evde bulamadigi huzuru yeni fuckbuddy sinde bulur, onla gezer tozar, ona alir, ona yedirir icirir. karizmatik dedik ama bu adamda ayni zamanda got yoktur. evet efendim got olsa zaten karisina cinim buraya kadarmis der siktir olur gider. ama hayir bazilari hem cam kenari olsun, hem gunes gelmesin ister. hem de 2.5 lira ucuz olsun. ama hayat iste. en cok bu adamlara yazik eder. cunku sirf toplum baskisindan cekinip evlenen adam sonunda kacar. kadin gidemez bak, gelecek kaygisi vesaire dusunur susar oturur. ama zavalli adamlar, ne oralik ne buralik olur, ne kalmayi ne gitmeyi beceremez. o zaman iktisat hocamın dedigi gibi: 3 gramlik yuzuk ozlem ama insanin boynuna dolaniyor der, esurun egrilerinde denge noktasini isaretlerken.
vazgectim, bu adam bi karizmatik falan degil.


o zaman bi adami neler karizmatik yapar sorusuna gelirsek; ustu, basi, arabasi, evi, parasi degil. ne kadar icten oldugu mesela. sefkati, hayata bakisi, lost olup olmadigi, lost olan bi ruha iyi gelip gelemeyecegi, yani her seyinden bagimsiz kendisi.

bu devirde boyle insanlar kaldi mi sorusu ise tamamen baska bir yazinin konusu....

it's full moon, not me.

bi kadin dusun hayatini kimseye zerre guvenmeyerek gecirmis, gunubirlik yasamis, deger vermis cani yanmasin diye saklamis, cok sevilince kacayim ben demis-kalsa napicakti ki zaten-, hep gulmus herkes onu cok neseli baslarda ay cok farkli aaa cok komik ayy diger kizlara hic benzemiyor olarak gormus, yakinina geldikce kadin duvarlarinin ustune bi tugla daha koymus ki kimse gelip asagiya bakmasin, sonra bigun durduk yere hic neden yokken bu kadin bu salakligiyla duvarlarini indirmis. "cok penceren var hangisini kapatsam yine de usursun" cumlesini kuranlara dahi duvarlarini kaldirmazken bigun nedensiz iste. inanmak istemis.
bu kadin zaten mutlu sonlara inanmazmis "and they lived happily after ever" lar bize gore degil dermis, inandigi kisi kadini mutlu etmis allah icin, kadin ilk defa belki kendisini "teslim" etmis. eski hikayelerini unutmus, temize cekmis. yapmasa iyiymis ya, yapmis.
ilk defa duygularini bu kadar net gosterebildigi icin mutluymus aslinda. sonra adam hicbi neden yokken kendi aklinda cikarimlar yapmis, kadini kirmis dokmus, kadin sasirmis, bikac gun once kendisini sadece mutlu eden adamin onu bu denli uzmesine... akli almamis, uzulmus belki aglamis, icmis, gulmus, icmis, uyumus, icmis ve yasamis. bikac gun onceki mutlulugun ustune kocaman bi mutsuzluk gelmis. kadin zeki gorunumlu salaklardan oldugundan, o mutsuzlugu kendince yasamis. mumkun oldugunca adamin canini yakmak istemeden. oysa kadin, can yakma konusunda bir ustad sayilirmis. cani yandigi an karsidakinin canini yakmak onun icin cok normalmis, ama kiyamamis bu sefer. durmus.
kadinin artik zihninde soru isaretleri varmis, eskiden sevgisini gosterebilirken simdi 10 kez dusunuyormus. hani bazi insanlar taksi icin cok kisa mesafedir de yurumek icin de cok uzun mesafedir. hangisi olduguna karar veremeden duruyormus.
soru isaretleriyle yasayan kadin, simdi ne yapcagini bilmeden gunlerini geciriyormus. varmis bi deadline'ı. uygulayabilirse ne alaymis, uygulayamazsa o guclu gorunen duvarlarini tek tek yeniden orermis. simdi bi elinde tuglalar, bi elinde onlari yikmak icin gerekli her neyse bekliyormus. dedik ya, bi deadline'i varmis.
o deadline'a kadar yara almadan yasarsa ne ala, alirsa; o da baska bi yazinin konusu olur artik...

Saturday, November 2, 2013

i've seen better days

yolun yarisina gelmis, yolun yarisina nasil gelinir ya diye soran biri kadar amacsiz oldugum gunler oldu. bugun de onlardan biri. ruyamda adini gordugum birinin uyanip telefona baktigim an adini gormem gibi, ama bekledigin kisi degilse gereksiz olmasi gibi.
eylulden cok umutluydum ben, hatta sweet september diye film cekicektim hem de kucuk bir sahil kasabasinda, o film yine kucuk bir sahil kasabasinda biticekti. kucuk sahil kasabasina ozenip 3 gun icinde sikildigimiz hayatlarimizi oynayacaktik. olmadi. uzuldum mu? tanri beni seviyor sanirim, uzulmeme firsatim bile olmadi. unuttum gitti.
sonra ekim geldi ve ekim gecti. nasi gecti anlamadim, mutlu galiba. tertemiz yeni serilmis carsaflara yatma mutlulugu gibi. guzel bise. ya da kosarak eve gelirken birine rastlayip aslinda daha onceden tanidigini fark etmek gibi. ya da dusup lan dustum cok komik demek gibi. simple mutluluklar. simple but true olmasina dua edilen gibi. hayatimda her seyin complicated olmasina o kadar alismisim ki simple biseyle karsilasinca kosarak kacma istegimi durdurdum, dur bakalim.

it's just so simple cumlesi kadar guzel aslinda.
kasim geldi simdi, kasim miydi kisin ilk ayi. eger kasimsa hemen murathan'a baglanmak istiorum. istemdisi.

yalniz bi donem kimleri oldurduysem icimde, sanki hepsi geri donmek istiyor gibi, sanki bedenleri gitmis de ruhlari kalmis gibi. bazen nefes alamiyorum ve bunun onlarla baglantili oldugunu dusunuyorum. deli gozuyle bakmazsan bana sevinirim yazmak daha sacma mesela bundan.
27'yi atlatirsam yasayacagima olan inancim gunden gune bitiyor bu yasam tarziyla cok zor gibi gorunuyor. zaten onemli olan katilmakti yazilari var omuzlarimda, kimsenin gormedigi.

hem bi kalple karşılaştırdığında bi böbrek nedir ki?

Tuesday, September 10, 2013

1000 yıldır biseler yazmamisim, ne bloga, ne sozluge varsa yoksa twitter. icimden mi gelmiyor yazmak yoksa yazmaya deger bisiler mi bulamiyorum bilmiyorum. ulkede yasananlar o kadar sacma ki "cok fazla aci var dayanamiyorum" deyip perdeleri cekip, icime  kapanasimgeliyor.
beni bilen bilir, ben kirildigim her an 1 metre olan duvarlarımı 1000 metreye yukseltirim, canim yandikca kacarim, durmam. beni uzen birine/bir seye "ay dur zamanini kollayim da laf sokayim" diye bakmam, onun yerine kapanir kendi dunyamda once kendimi iyilestiririm, zaman alir bu hemen olmaz ama o zamanda zaten uzuntunun hukmu kalmaz.
son 1 aylik surecte yine cok sacma seyler yasadik ailecek, suclamalar, ofkeler. hepsi bana cok ters seyler. acaba cidden cok naif bi ruhum var ve 27 yildir burada olmama ragmen hala uyum saglayamiyorsa sorulari donmuyor degil kafamda.
bu arada bol bol iliskiler hakkinda atip tuttum, dusuncem bi gram degismedi. ha iliski yasama konusunda ne biliyosun ozlem desen hicbisey derim, cunku kirilmaktan olesiye korkup duvarlarin arkasindan bakip her seyi gunluk gulistanlik gibi yasamaya devam ederim.
her birimizin savunma mekanizmalari ayri.
dunyanin bi ucundan gelen d.'nin dedigi gibi: bi eyleme sadece bir anlam yuklemek lazim, geri kalani yorum, geri kalani rasyonalize etmek.
cok sey degisti hayatimda, noldu yine yasadik. e o zaman cok da dusunmenin anlami yok.
ya da 19 yildir beni taniyan birinin dedigi gibi: ozlem hayranım nasi bi pocker face'sin yuzunden hicbise anlasilmiyor. BOK VAR CUNKU CANIM O YUZDEN.
dur biraz da neseli biseylerden bahsedeyim derken dunyanin en neselisi olma zorunlulugumuz yok. mutsuz ama neseli olabiliriz, cirkef ama iyiniyetli olmak gibi bise bu diyebilirsin belki oyle ama biraz neseli olun ya.
deger verdiklerim hizla deger vermiyorum amk kimseye bok kafalilara donuyor, bende durmus izliyorum.
ha annem hep ne der zaten benim icin: yaninda dunya yansa oylece durur bakar hicbise yapmaz.
o nedenle hiiiiicbise olmamis gibi davranıyoruz ya zaten.

Saturday, March 30, 2013

gunesli bigunde, ilk mentor'umun yazdigi bi yaziyla tum gun degisebilir. gun hala gunesli, ancak sen pms dersin ben herkes kendi bu havada sokaklara atip kendini sosyallesmek "zorunda" hissederken, sirf bu zorunluluga karsin yataktan cikmamak derim, ya da hicbise demem. "social obligations"dan zerre nasip almamisim, seni sevmiyorsam direk soylerim ya da sirf birilerine ayip olmasin diye cikamam onlarla disari. aslinda boyle yapanlar bildigin ikiyuzluler, attention whore'lar, ilgili orospulari. neyse, aslinda cok farkli bi yerdi baslarken soylemek istedigim.
"kacamakti, kacamamak oldu" demis bi yazisinin sonunda. vay aminakoyim diyemedim tabii, bi insan nasi boyle bi cumle yazar onu dusundum. nerdenn nereye dedim... sonra dedim cevreme baktim, herkesin hayati bu olmus falan.
sadece cumleyi cok begendim, yazinin hepsini? orasi tartisilir.
yola cikasim var, birini daha bulsam yuru haftasonu gidiyoruz, parayi falan siktir et, otobuslerde vakit geciremem deyip, en yakin gorunumlu uzak bi yer (bozcaada?)e gidilebilir. ancak kimseyi road trip kafasi icin yakin goremiyorum. tek basima cok sikici, hem ne anlami var "aaaaaa bu benim sarkim" ya dicek biri yokken tek basima yola cikmanin.
cok uzak bi yola gidip donmus olmanin huzuru denen bisey var aslinda. sirf bunun icin bile yola cikilabilir.
hayatin her anlamini ekonomi teorilerine gore aciklamaya baslayali cok oluyor.
bi kedi bile istedigini elde etmek icin bu kadar acik iletisim kurarken insanlar neden yapamiyor onu dusunuyorum suan yoda faresini yataga getirmis boynumda yatarken.
yine bir orhan pamuk boslugundayim, otobuslerden inip otobuslere binen. wait, 2 dakika once otobuslerden nefret ediyorum demistim galiba. ancak o yeni hayati icin bunun uygulanabilir tek gercek olduguna inaniyordu; dilemmasi ise buldugu an yeni hayatini olmesiydi. olmedi canim, spoiler alert dememe gerek yok, bu kadar metaforu anlayabilen biri varsa gelsin 2 dakika bise dicem ona...

Monday, February 11, 2013

totally pointless

bugun a. ile konusurken fark ettik ve kendimizi sorguladik: biz neden sex and the city'i izlemekte bu kadar gec kalmistik? ben gecen yil izledim, yani ondan 1 adim ondeyim. which sex n the  city character  quizleri cozmeye baslayali 1 yil oldu yani ve hala hangisi oldugumu bilmiyorum.
neyse konumuz bu degildi.
yanindayken cok ozledigin birini uzaga gittiginde nasi yok sayarsin isimli makalemiz bu.
hayir, bu da degil.
ne zaman bu kadar yalniz oldun? bak bu olabilir.
asil konu, gercekte neyi isteyip istemedigin. god no, bu olamaz bu ne uyduruk kisisel gelisim zirvalari gibi.
alistigin icin mi boylesin boyle oldugun icin mi alistin? al sana paradoxlarin krali. -olabilir aslinda.
insanlari paradoxlara iterek bulundugu donguden kurtarmak en fazla chuck palahniuk karakterinin yapacagi bisi olur, benim degil. o yuzden bunu da geciyorum.
bence en zoru, baslik bulmak. basligi bulursan devami gelir, ama yaziyi yazmadan da basligi koyamazsin. iste boyle bir sey............. diyerek  erol evgini anlamdan gecemicem. hani issiz bir yoldan gecerken hani kopekle karsilasir da insan ha siktir der ya, iste boyle bir sey.

Wednesday, December 19, 2012

belki de ask senden benden cok bagimsizdir, benim yorumlarimdan senin tavirlarindan sorularimizdan... hepsinden. belki sadece olandır, belki olmayandir, belki gorunendir belki cehennemin dibine saklanmis aranip bulunmayandir, ne bileyim belki yagmurlu havada orospu cocugu bi arabanin(sofor demedim dikkat et) sicrattigi sudur, belki yedigin dondurmanin en guzel yerinde elinden dusmesidir,  belki sadece ve sadece bos bos gulmektir, belki duvarlarini fark etmendir, yillar once egitmen sevgilinin dedigi gibi sen ormussundur de duvarlari aralarinda debeleniyorsundur, belki o duvarlari olduresiye yikmak istiyorsundur da bisey seni tutuyordur, belki bugun tesadufen gordugun birinin "self destruction" dedigi andan itibaren gozlerinin dolmasi sureciyle baslayan biseyler anlatma surecidir, belki senin birinden 45 dakika bahsediyorsan ona asiksindir demendir, belki de
sadece bi belkidir.
belki de sadece bi belki olmasi iyidir, kesin olan biseye guvenilmez, kesinlik yikilir ama belkiler hep durur, arada kalmak gibi biraz jumanji gibi hani robin williams'ın oynadigi kanald'de hep izledigin.
sometimes u just don't know.
ben dusundum de...
belki yaralarini gostermekten korkuyorsundur ne bileyim belki birine kendini acarsan-tekrar- ve yikilirsan-ki ilk olmaz- bi daha toparlanamayacagindan korkuyorsundur. oysa yaralarini kendin soyarsin kabuklarini ayirirsin baskasi yapsa ne degisir belki asla o yaralar tekrar yasanmicaktir ve belki asla bir daha kanamicaktir.
if u never try u'll never know.
belki de cok gulmenin nedeni kendini cok gizlemendir, oysa en sevdigin kelime apperantly iken.

Wednesday, October 17, 2012

-bigun yine ucak tuvaletinde sevisiyoruz

kimse kusura bakmasin ama bu cumlenin devamini getiremeyen insanlari ciddiye almam mumkun degil.


-sen beni tanimazsin severim de soylemem

bu cumle benim cumlem olamaz, ben hep soylerim. ben her seyi her zaman directly soylerim, reported speech'ler bana gore degil, sacma sapan insanlara biseyler ima etmek bana gore degil, ben oldugum gibiyim. gozlerim ela guneste yesile donuyor. yesil de en sevdigim renk bu arada.

-abi seviyosan git konus bence.

ben konustum bebegim, hayatimin her aninda asik oldugum adamlara gidip soyledim. 1i haric hicbirinden siktir edilmedim. (bkz: siktir edilmek vs. siktir etmek) insan dedigin acik iletisimin kolesi olmali, bokun pusurun laf sokmalarin degil.

- a noktasindan b noktasina en yakin gidis duz yoldur.

arada c'ye ugrayim, d'de corba iceyim, e'de mola verip bi sigara yakayim olmaz. direkt olarak git gidecegin yere, ben sana mola verme sigara icme demiyorum yine ic ama once yolundan git. yolundan saptigin her an bosa gecer.

-bos konusmakta ustume kimseyi tanimadigimi herkes soyler.

sen bi de beni ayni dili konustugum (bkz: turkce konusuyoruz diye ayni dili konusucak degiliz ya) insanlarla bi aradayken gor, yani kendimi anlatmak, self marketing yapmak zorunda kalmadigim, oldugum gibi benim gibi insanlarin yaninda. ve onlardan izmirde cok az maalesef. hemen hemen yok. null.

-hem bos konusup hem devamli entelektuel sermayeden bahsetmen de ayri bi olay.

bos konusuyorum derken de sarcastic davranmistim, anlayana.......... demeyi cok isterdim, cok istiyorsam soylerim.

-hem sarcastic davranıp hem realistic olursan kimse seni anlamaz.

maalesef. ailesel ozelliklerim degistiremediklerim. i speak sarcasm fluently.

Friday, October 12, 2012

sinirlari olmali bence insanlarin ozellikle denyolukta.bi' de kimse kimseyi ayakustu sikmeye calismamali. (bkz: ayakustu adam sikmek)
evet dunyanin en gereksiz giris cumlelerini yazdiktan sonra insanlar r u nuts? demekten kendimi alamiyorum durupdururken. birinin estetikten uzak giyinmis olmasi, kaltaksi tavirlari, herkesin hakkinda atip tutmasi, MEMLEKET MESELELERİ hakkinda konusmaya calismasi aslinda nedenler.--durupdururken degilmis.

bos zamanlarimda bos duruyorum.
herkese akli yeten kendine gelince gram akil tasimayan insan olarak bugunlerde terzi oldugumu dusunmeye basladim.
WHY SO MANY APTAL PEOPLE AROUND?
derken yakaladim gene kendimi. bununla ilgili tez yazicam, ciddi ciddi sosyolojiye giricem ve neden bu kadar aptal insan oldugunu arasitiricam. BİLİMSE bilim.
yukselen burcuma yengec diyo astrologlar bu olum nedenim olarak yazilabilir mezar tasima. ASLANIM ben, aslandim yani, belki de hic aslan olmamisim. o zaman goren herkes neden aslan misin yeaa? diyor. kim kimi sikiyor belli degil.
sinemaya gideyim, tiyatroya gideyim, sergileri gezeyim hayatim bundan ibaret olsun ve kitap okuyum. bence yeter. BANA KITAP VE FILMLERIMI VERIN INSANLAR OLMADAN DA YASARIM.
modern insanın en buyuk problemi kendini sosyallesmek zorunda birakmasidir. dahasi kafamiza taa ilkokulda kazinan "insan sosyal bi varliktir tek basina yasayamaz" yalani. tarihteki en buyuk yalanlara ornek gosterilebilir.
ayrica modern insan yalniz insandir--goruyorsun ki sagda solda okudugum her cumleyi cok begenirim. (sirf kose yazilarini kitaplari yeri geldiginde laf carpmak icin okuyan insanlar tanidim ben....)
ustteki cumle sarcastik idi.
hayatimda bi kez ciddi olayim dedim(with a.) ona da yalan soyluyosun dalga geciyosun diyerek veda ettim. ne zaman sarcastik oldum o zaman ciddiye alindim.
HAYAT UZERIMDE NE OYUNLAR OYNUYORDU? YOKSA BEN SIZOFREN MIYDIM?
sacmalayalim, bu ailesel bi ozellik. sarcasm yani. ama sizofreni genetik bak ona bise diyemem. e bizim sulalede var. cikarimlarini kendine sakla.
eski denemelerimi buluyorum ne akilli mantikli bi insanmisim ne guzel yazarmisim,
simdi sunu oku bak ben bile 2. kez okur muyum? TANRIM writer's block mi yasiyorum yoksa ucuz epsilon yayinevi tarzi kitap yazari mi oluyorum.
whatever.
bilincakisiyla yaziom ben ondan boyle diyerek kendimi kandirirken---bi nevi aldatmayi hic sevmeyen mfo gibi yani- uzun cumle kuran insanlari seviyorum.
perfect negative correlation, my favourite one.


Tuesday, July 24, 2012

cok dizi izliyorum. cok guluyorum. eskiden dizimi carpsam diz mr'i cektirmeye giderdim, simdiyse olsem doktora gitmiyorum. duraganliga alistim sanirim. benim gibi cok hareketli insanin duragan olmasi kucuk kiyamet alametlerinden biri sadece.
dusunmeden yasamak cok mantikli. dusunmem gereken onca seyi otelemem procrastination'ın kolesi oldugumun gostergesi baska bise diil.

Tuesday, July 10, 2012

bence biz iyiyiz. gitmeyelim bi yere. zamanin bi yerinde tum sevdigimiz insanlarla ayni yerde duralim. zaman ilerlesin biz ayni kalalim. hep ayni simarikligimiz devam etsin. hayatmis yorarmis bilmemneymis bizi yormasin mesela. bi guzellik yapsin. yapamaz mi? koskoca herkesin gozunde buyuttugu hayat yapamaz mi? bence yapabilir. yasiyorsak mutlu yasalim pLs. uzuntulu, aglak, degismis olmayalim. gulelim iste, bos yere gulelim, olmayacak hayaller kuralim bigun olursa diye. olunca da sevincten havalara ucalim. olmazsa da gulup gecelim. insanin hayalleri igne deliginden gecicek kadar kucuk olmali demis esafak. hatta tüm quote'yi kopyalalim: "'hayallerin iğne deliğinden geçecek kadar küçük olmalı' dermiş kadın kızına. ' baktın ki bir hayalin geçemedi iğnenin deliğinden, boşver onu."

Friday, June 29, 2012

nerde biraktim ben sevmeyi? en son kimdi cok asik oldugum askindan oldugum? hangi yanilsamamdi? yanilsama mi? yalan soyleme bari hepsi gercekti. sonra gittiler. gittikleri yerlerle hic ilgilenmedim, neden gittiklerini sonradan buldum. (i just figure out) nerde biraktim kirilmamak icin kendimi gostermeyi? nerdeydi, ustumde hangi giysim vardi, ojelerim ne renkti, peki ya ayakkabilarim? cantam? dur ama saclarimi bilirim saclarim aciktir hep, son zamanlarda sikica toplasam da... ne zaman cevremi sadelestirdim bu kadar, ne zaman insanlardan sogudum ve ne zaman gercekten sevilmek istedim? nolcak canim just hangin' around cumlesinden ne zaman vazgectim mesela... open relationshit'ler cok mantikli yeaa cumlesini en son ne zaman kurdum. neyse zaman gorecelidir demis adamin biri zamaninda bak zaman bu cumlede de onemli bi oge. zamani olmayan cumleler nerde kaldi yani genis zaman ve gecmis zaman arasındaki tense uyumsuzluguna bi cozum bulabildi mi turkler? bulamadiysa hala cumleye genis zamanla baslayip gecmis zamanla mi bitiriyorlar? ama olmaz ki boyle, birini gecmis zamanda sevip gecmis zamanda birakamazsin ki... hep ingilizceyi turklerden ogrenenlerin hatasi. but i'm different. ben turkceyi turklerden ogrenmedim ki. o zaman ne bu tense'ler arasinda sikismisligim? nedir yani, kur cumleni baslat devam et. hem sen ingilizce ogrenirken ne yapardin, hatirlasana ilk isin cumleyi ogelerine ayirmak diil miydi. o zaman sikisip kalma tense'ler arasinda kalma perfect tense de. kalma bitmis ama etkisi hala devam eden eylemlerde. -aslinda kalmadim, bunu hepimiz biliyoruz. ancak benim bi oteki aklim var, arada sirada gelen coktandir gorulmeyen. cok iyi kamufle ettigim, yuzume savas boyalarimi surup sokaklara ciktigim. YALAN. kocaman bi yalan. ne zamandir yuzume boya falan surmuyorum, literally. cunku ihtiyac duymuyorum. ben buyum, boyleyim, boyasiz halime katlanabiliyorsan bu halimi seviyorsan gel. eger boyalarima bakip aldanip ay ne sirin ne akilli aman aman ne cok bilio bu boyle deyip seviceksen,sevdigini sanicaksan zahmet olmazsa bisiktirgit. bunu basit bi oyun gibi dusun. ya da dusunme. ben ozgur iradeye inanir oldum, sana ne yapip yapmayacagini dikte edemem o yuzden ne istiosan oyle yap. ne dusunursen dusun. ben umursamayı birakali yuzyillar oldu. hem annem diil miydi ben cocukken insanlara beni anlatirken "dunya yansa kilini kipirdatmaz" diyen. anne o, beni herkesten iyi bilir. umursamazlik bi yere kadar dunyanin en guzel maskesi, bi yerden sonra pasif intihar yollarindan sadece biri. simdi bana cok asik olup askindan butun alsancagi ziplayarak gectigim adamin birinin gonderdigi sarkida dedigine geliyoruz bak: "let's we forget how fragile we are."

Sunday, March 11, 2012

mention to me. mention something, mention anything and watch the weather change.

24 january'den beri neler degisti hayatimda bi bilsen neler oldu, neyse sen haric herkes biliyor ben de unutucagimi sanmiyorum kolay kolay ancak not so bad not so good diyelim gecelim siktir et zaten simdi bunlarin bi onemi yok.
iyiyim yasiyorum, hatta mutluyum-mutluydum sonra suddenly smt has happened to me as i was having my cup of tea suddenly i was stressed gibi devam edebilirim sen de animal instinct dersin boyle yok dolores saclari kisayken guzeldi falan diye konusuruz,chit chatting deriz adina da geceriz.
goruyorsun bi cumleden nelere gelebiliyorum.
depression demek istemiorum i know it's not but it's smt else hala ne oldugunu ortaya cikarmis diilim-cok ceviri cumlesi oldu arkadan biri YOU NEED TO FIND OUT! desin diye bekliorum but nobody does.
arkadasim her sey acik net ortada neyi ogrenices allasen hatta: yaa bırah allasen!!!!1
neden biseyler yazmaya zorluyorum kendimi? cunku yazarsam bi daha okudugumda bilincakisiyla konustugum icin neyim oldugunu anlarim diye, ama suan icin cok useless gorunuyor. hatta totally pointless.
anyways-evet anyways canim amerikali olsam bise demezdin turkum diye kesin yanlis kullandi diyorsun yok anacim bilmiorsan ogren pls zahmet olucak-
sanirim durumumun tanimi hali olmamak, social obligations'dan yilmak, disari cikmak istemek ama evde oturmak seklinde ozetlenebilir. aa bi' de INSERT: uykusuzluk.
tam olarak bir windows hatasi gibiyim bgn: the system has halted.
gecer mi, tabii ki gecer ben bi anda degisen bi insanim, gecsin diye de bi cabam yok kalsin diye de bi cabam yok.
sanirim yorgunum bilemedim iste.
ayrica bilincakisima sicayim ben bana bisey olmasin.

Tuesday, January 24, 2012

cok rica ediicim: sikilmisgotundavasini yapmayalim.


arkadasim bak, gecmiste ne olduysa gecmiste kalmistir, ne alemi var sikilmis gotun davasini yapmaya? ne bileyim sinavdan cikip sinavdan konusmaya, yasadigin bisey hakkinda saatlerce ama saatlerce soylenmeye sanki degistirmeye muktedirmissin gibi. hayir yani ne gerek var? bak onune devam et, o ne ya "aslinda gecmiste bu olurdu da olmadi da su olsaydi bu daha kolay olurdu da iste orda bise engel oldu da..." amk bise engel olduysa bi nedeni vardir, gor gorme,senin bilecegin is. ama bak senden tek bi ricam var: gecmisten bahsetme o kadar cok.
bi insan degistiremeyecegi biseyden niye bahseder devamli, neden sizlanir? hic anlamam. hata mi yaptin, agzina mi sicildi, ne oldu da nerden bu kuyruk acisi? hic mi gecmez o kuyruk acisi, ozsaygin bu kadar mi az?!? bilemedim simdi bak.
he dersin ki ben gecmisime bakarak gelecegimi tayin ediyorum ne bileyim bi dikiz aynasi gibi kullaniyorum iste arada bakarak onumu goruyorum falan o zaman tamam, ama lutfen lutfen gecmiste degistiremeyeceginiz seyler hakkinda konusup da sizlanmayin amk.
sonra yok efendim ben mutlu olamiyorum, olamazsin amk, olasiliklar olasiliklar diye diye olursun, iste mutsuzluktan olur hepsi de.
neyse canim sunu soylemeye calisiorum: bana yaparsan agzina sicarim en kibar anlamiyla bilmis ol. ok kib bye.

Sunday, January 22, 2012

ne zaman fark etmeden yargiliyoruz? judgemental davranıyoruz? bunu yapiyoruz da biz salak miyiz?


evet, cook sex and the city izlemekten carrie'ye bagladim ben dostlar, soru soruorum adeta ny da column yaziorum falan. sizofreni dostlarim kotu bisey...
neyse, bugun kendimce su soruya cevap ariorum, soru acik net: biz neden insanlari yargiliyoruz, deli miyiz, bunu yaparken amacimiz ne, fark ettigimiz an durdurabiliyor muyuz, ayrica ne sikime yargilioruz, biz cok mu iyiyiz?
evet, fark etmiyoruz-farkında olmuyoruz- yargiliyoruz. "ay ama o cocuk sana neler neler yapti sen onla hala konusuyorsun bikbikbik!!!!" derken yargiliyoruz, tabii burda amacimiz su: sevdiklerimize zarar gelsin istemiyoruz, incinsinler uzulsunler istemiyoruz... da bunu yapmaya ne hakkimiz var? arkadaslik bize bu yetkiyi vermez ki... arkadasim diyorsan onu her kosulda ama her kosulda(hamile kalabilir, her gun biriyle olabilir, dunyanin en kotu giysilerini giyebilir, dunyanin en ucuz filmlerini cok begenebilir, asla dinlemem dedigin muziklere bayilabilir falan...)onun yaninda olmaliyiz. niye? biz baskalari icin en iyiyi bilemeyiz de ondan, oyle bi luksumuz yok, istedigimiz gibi olsun demek incenmemesini istesek bile, bence en basit tanimiyla delilik.
insanlarin hur iradeleri var, evet her zaman birbirimizin yanindayiz, yeri geliyor akil veriyoruz birbirimize ama delirmenin de alemi yok bebegim. burada hemfikirsek, o zaman sosyal mesajimizi verelim: kimseye arkadasimiz olsun olmasin judgemental davranmayalim, o begenmedigimiz sevgilisine laf etmeyelim eger gormesi gerekiyorsa kendisi gorur zaten olumsuz yonlerini, giydikleri kiyafete bakip "how can u wear that?!!? u r out of ur mind?!!?" demeyelim, once bi kendimize bakalim falan.
bakin bu yazinin en dikkat ceken noktasi su aslinda: ben bi BASAK BURCU kadini olarak bunlari diyorsam, dunyadaki tek isi elestirmek olan ben diyorsam yani, sizler haydi haydi judgemental davranmaktan uzak kabilirsiniz canlarim. ok kib bye.

Saturday, January 21, 2012

"icine harfler girmeden once matematikte iyiydim"


her sey basit bi matematikten ibaret diyorum son gunlerde: biseyi yaparken mutluysan, go for it. ama diilsen bi dur "amk neden bole yapiorum, derdim ne, yaptim da elime ne gecti?" falan de, aman ben matematikte hic basarili olamadim diyorsan walt disney metodunu dene, o ne diyorsan biraz arastir... neyse canim bak simdi, evet icine harfler yani insanlar girmeden her sey iyi gibi gorunuyor benim dusuncemde, ancak insanlar girdi mi turevler de giriyor integraller de (belki aslinda basit bir olasilik hesabiyla bi yere varirdik diyenler icin, sen bi dene bana haber ver olur mu canim?) yani cetrefilli kombinasyonlar gerceklesiyor. iste "ben o insana bunu desem ne olur", "ay yok ya o bunu derse?", ya da "bu insanla arkadas olarak cok iyiyiz, en iyisi biz bise demiyelim" falan gibi farkli yollara aciliyor kapilar.
ama basta ne demistik: iyiysen devam et, kotu hissediyorsan dur.
cok basit gorunuyor diil mi, o zaman harfleri siktir edebilir ve sadece kendi hislerimize donebiliriz, boylece gercekten dogru olani yapariz. "ay yok ben hislerime de guvenmiyorum" dersen, arkadas nasi insansin sen, ne yasadin, ne ictinden baslar ve cocukluguna inmek zorunda kaliriz bunu da bil.
bu arada her ne kadar inandigim dinin peygamberi thom yorke 2+2=5 demis olsa da beybiler, matematik asla yalan soylemez...

Monday, January 16, 2012

sen cok film izlemissin

hani filmlerde olur ya, kizla cocuk bise konusmak icin bulusmuslardir, kiz cocuga asik oldugunu soyleyecektir ancak cocuk o anda kizin hoslanmayacagi bise yapar, kiz vazgecer -insert: what am i thinking?- hic orali olmaz falan... yillar sonra karsilasirlar ve farkli hayatlara gittiklerini gorurler, o gunden konu acilir kiz "aslinda ben o gun..." diyerek baslar ve cocuk da aslinda o gunku davranisinin yanlis oldugunu, korktugunu bilerek oyle yaptigini soyler falan... evet bunlar sadece filmlerde olur, sonra bi bakarlar ki hayat coktan akip gitmis etc.
bu da boyle boktan, siradan, ucuz, 5 para etmez bi film iste. that's all.

Wednesday, December 21, 2011

yine bazen'lere takildim oyle boyle degil, dun kucuk bi kaza gecirdim oncesinde shock hali sakinlik sonra hungur hungur aglamayla gecen bi surecti, neyseki gecti, dunyanin en acaip olayini yasadim, pansuman konusunda ustayim artik.
cok yakinim dediklerim var etrafimda, saatlerce konusabildigim sacmaladigim, bi de cook uzak oldugum ancak cook yakinmis gibi hissettiklerim var, onlara ulasmak duvarlarin ustunden atlamayi gerektiriyor bi nevi mario game ya da smt like that.
bi de bunlarin hepsinin disinda bi ben varim, ben bi tane degilim, maddi anlamda tekim ancak ruhsal anlamda birden fazlayim. *insert: ama bizim ailede sizofreni genetik yeaa* bir kac ruhum var, dun d.'ye anlatmisim: biri disaridan cok mutlu, cok self marketing bilen ben, herkese karsi cook mutlu sonsuz ozverili cok zeki gorunmek zorunda oldugum aslinda cogunlukla gercek.
biri bos konusma halindeki, daha dogrusu bu her zamanki halim de yani cok da konusmak zorunda olmadigim insanlarla oylesine havadan sudan muhabbetler yaptigim.
biri de benim, suanki halim hem var hem yok olan. hem gorunmezlik pelerinini takmis, hem de gorunur olan. her turlu buyuyu bilen ancak uygulamayan. cevresini kisitlayan cok sevdikleri-guvendikleri daha dogru- disindakilere yokmus gibi olan. biraz yalniz bu ben, yalnizlik demis bu ben gecen yil: birilerine heyecanli heyecanli biseyler anlatamamak, anlatacak kimsenin olmamasi. dogru demis. bu ben bu ara, cok stabil, hayatinin en durgun donemini yasiyor, susuyor, kabul ediyor, cogunlukla dalga geciyor her zaman yaptigi gibi. cogunlukla gorunmez. sanki invizibl moda aldi kendini. boylesi iyi diyor, duruyor dusunuyor dicek bise bulamadigi her an: boylesi iyi diyor. iyi bi ben aslinda. sevdim bu halimi ancak smt doesn't feel rite gibi de hissediyor. biraz deli galiba. cogu zaman baska bi planette yasamaliydim diyen bi ben, oysa bu planette ama baska yerde gibi. cumlelerin dusuklugunden kafasinin karisikligi cok bariz olan ben. belki oldugu gibi o yuzden aciga vuruyor, bilemiyorum.
bu ben, pulsuz zarflara konulmus mektup gibi, nereye gidecegini ne yapacagini bilmiyor...
boylesi iyi onun icin for now. just for now...

Thursday, December 15, 2011

stand by


sinavlarim bitti kosa kosa ankaraya gittim 10gun kaldim dondum, cok eglenceliydi, cok soguktu, f. diye tabir ettigimiz varlik da geldi 1 geceligine ancak sonra kayiplara karisti ustune bi de ayy yazamiciim cok sacma biseler iste. ama eglendim gerisi de cok umrumda diil acikcasi.
sonra izmire dondum, bi 2 gun oncede 7 yillik arkadaslik bitti, hayat cok komik bak cidden aklina bile gelmicek seylere guluyorsun uzuluyorsun. sonra da diyorsun "onun gorevi burda buymus, benimki buymus hmm got it" sonra devam ediyorsun. adeta don draper'sin hayatin tek bi direction ile ilerliyor: forward. cunku yapicak bisey yok, yapicak bisey olmadiginda tek yapilicak kabullenmek. uzulsen de boyle. yapicak bise yok.
bu ara cok duragan hayatim cevremi o kadar kisitladim ki, kendimle mutluyum. olmuyorum bayilmiyorum uzulmuyorum. iyiyim yeter.
bir de su hiiiiiiiiiiiiic durmadan konusan icsesim ve hiiiiiiiiiiiic durmadan dusunen beynime bi cozum bulsam belki daha iyi olur.
saka gibi di mi? gecen yil yasadiklarima cok benzer durumlari ayni insanla bugunlerde yasamam...evrencim canim ne anlatmaya calisiyorsan yaz da ver, bak sonra ben tam anlamiyorum anlasam da anlamazdan geliyorum. varsa bi diyecegin, yaz da ver. zaten eserekli bi bunyeyim o anki ruh durumuma gore degerlendiriorum bak olmuyor sonra.
hani boyle hicbise hissetmeden yasarsin ya, tamamiyle umursamaz demiyelim de cogunlukla. oyle bi durumdayim iste, burdan depressed oldugumu sanma, gayet de bu halimle mutluyum.
narsistligim had safhada ah a. olsaydi o gun f.'e dedigi gibi: gay ozguveni derdi.
baska bir f. izmirdeydi gecen hafta kendisine f the guru diyoruz biz aramizda inanilmaz mutlu bi haftasonuydu, dusun pazar sikiciligina bile bigun once cok mutlu oldum diye sikilmadan devam ettim.
bi yerlerde bir seyler israrla olmayi bekliyor. bu ara cok plansiz, programsizim. dur bakalim, bi dusunme zamanim gelir yakinda.
hayat bazen cok fotoraf ceken japon turist. baska islevi yok, ben de buna alistim.


Wednesday, November 23, 2011


evet bugun cok yasli teyzeyim. gecen cocuk parkindan gecerken: "torunlarimi cocuk parkina goturmek istiyorum" demistim, o gunden anlamaliydim bugun cok yasli teyze olacagimi...
peki nasi bi yasli teyzeyim, oynatalim ugur:
"o öyle diil evladım bıkbıkbık" ile her boka karisan cok bilmis, "ahh biz ne günler gördük çocuklar,içki çeşmeden su gibi akıyordu,hayat çok güzeldi,çok muhalif pek aktivisttik" diyen ve ekleyen::"ama bi boka yaramadı işte görüor musunuz, bundan sonra görev size düşüyor..." uzaklara dalıp kahvesinden bi yudum alan teyze...turlu turlu borek, kek, pasta yapip: "benim yemem yasak sizler yiyin" diyen sonrada "ayyy oyle cok yemeyin kilo alirsiniz bak" diyen bi de ustune "aman vazgectim yiyin, yiyebiliyorken yemek lazim her sey zamaninda..." diyen teyze. genclik gunlerini hatirlayip ara sira gezmeye cikan "i will survive!!!!11" diyen bi teyze. simdi sarki secimim cok manidar hepinizin gordugu uzre... tabii ki o zamanda gunes gozluksuz hicbiyere cikmiyorum falan.
hem hayatta ne "i will survive" diyen yasli teyzeden daha huzunlu olabilir ki...

Monday, November 21, 2011

don't fuck with me


evet canlarim bugun icin konumuz, insanlar neden yalan soyler? yalan soylerler bunun aciga cikacagindan hic mi cekinmezler? peki bu cesaret nerden gelir? nerden geldigini bulsak dahi illa bunu kullanmali miyiz?
evet gordugunuz gibi, makalemiz cok "hayatin icinden" konular iceriyor, o yuzden okumaniz sikici olmayacak...
oncelikle ilk soruya gelelim insanlar neden yalan soyler? bana sorarsaniz, bizzat ben sarcastic olmak adina derim, peki sarcasm nedir? yani hani dalga geciyoruz ya insanlarla, ciddi ciddi konusurken alttan alta igneliyoruz falan...karsidaki zeki bi kisilikse sarcastic oldugumuzu anliyor, o da guluyor, ancak degilse ciddiye aliyor o zaman siz "ama ama ama(evet 3ama ile beni ugurlayin sevgili efsun hanimlar:) ben saka yapmistim, sarcastic davranmistim" demek zorunda kalabiliyorsunuz. sarcasm, babadan kiza gecen cok ciddi gorunerek saka yapma, alttan alta laf sokma sanatidir, ben bu sanatta babami ve house'u tanirim sadece...
bu arada cok dagildik ancak, "evil zeka" diye patenti bana ait olan zeka turu de var, neden bu da olabilir yani, cok zorlamadikca asla yalan soylemez evil zeka insanlari, hatta soylemez yalanlari aciga cikarirlar...
neyse nerde kalmistik, insanlar cok basit bi nedenden yalan soyler: ACIGA CIKACAGINI DUSUNMEZLER!!!1 evet, kendilerini o kadar akilli, o kadar planci, o kadar egosantriktirler ki oyle gorurler en azindan-aciga cikacagina inanmazlar. lakin KARMA diye bir gerceklik vardir ki, hepimizin bildigi uzere karma gelir insanlarin agzina sicar... yalan soyleyen insanlar, karmalarini dusunmezler zaten.
peki bu cesaret nerden gelir? her insanda kendini farkli gosterme gudusu vardir, bunun saykoloci de turlu turlu isimleri vardir, herkes her an guzel yerlerde olmak, en guzel giysileri giymek, en iyi adamlarla birlikte olmak ister, ancak bu hayalinde oyle diye gercekte de oyle gibi davranmak iste sizofreni burda baslar:) yani bu cesaret, kendini farkli gosterme gudusunden, yalanlarin aciga cikmayacagina olan inanctan, kendini bi bok sanmaktan falan gelir kisaca...

simdi gelelim sosyal mesaja, yalan soylemek her an aciga cikabilir bi durumdur, hele karsinizdaki insan bir basak burcu kadiniysa daha da kolaydir bu durum. detaylar, pratik zeka, kelimeleri sarcastic kullanmak yoluyla dogruyu soyletebilirler size, ruhunuz duymaz... iste bu andan sonra soylenecek tek bir sey kalir: don't fuck with a basak burcu kadini!!!!!1 (turkishenglishseverimben)

note2self: allam kelimeleri, cumleleri nasil daginik kullanmisim. ileride okudugunda bugun neden zihnin bu kadar daginikti hatirlayim bari.

Saturday, November 19, 2011

otesi var mi?

evet bugunlerde en cok kullandigim cumle bu, otesi var mi?!???!!!!111 hayir canim otesi yok, suan burdasin, bi sekilde istesen de istemesen de hayattasin, yasiyorsun, iyisin bence...sen gormesen de burdan cook iyi gorunuyorsun. mesela bak bunun otesi yok. simdi bana nasi yok falan deme yok iste bunun otesi, yasiorsun neyin kafasindasin ne otesi bekliyorsun? iyisin, nefes aliyorsun. yeter.
yok ama ben illaki kendimi uzucem canimi sikicam diyorsan, onun da otesi yok. var mı? yok iste, gor gorme, anlamak iste veya isteme, yok bu boyle...
baska nelerin otesi yok bi bakalim:
hayat bu, kabulleniyoruz, kabullenip devam etmeliyiz bunun da otesi yok. seviyoruz asigiz soyluyoruz bazen, bazen dile getiremiyoruz ama en nihayetinde hissiyattan eminiz otesi var mi? varsa soyle allasen bak, cekinme... evet, bunun da otesi yok.
mutluyuz, en mutlu animizdayiz, fark etmesen de henuz her an cok mutlu olmaya deger, otesi var mi? hayir, yok...
mutsuz hissediyoruz, kizmisiz, ofkelenmisiz, kizilmisiz nedensiz yere trip yemisiz, otesi var mi? yok...
hayir canim sana soyleyim, suanimizdan otesi yok. varsak bu boyleyse, yok bunun otesi. o meshur film repligindeki gibi:
"oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte."

Monday, November 14, 2011

birine kendisini kendisinden bagimsiz sevdigin nasil anlatilabilir acaba? bu simariklikla ben bunu pek beceremiorum sanirim, tam asik oluorum her sey harika sonra geciyor, bi' de ben her seyi unutuyorum bu ara.
bazen dunyanin tamamen baska bir yerinde yasadigima inaniyorum-hos yasiyorum cunku zihnimde oyle, sizofrenmisim gibi bakma bana! tamam bizim ailede sizofreni genetik olabilir ancak bende nuksetmedi henuz-
bazen de bu dunyanin cok icinde yasiyorum, gorduklerim duyduklarim insanlarin kendini bilmezlikleri-zaman zaman onlara dahil olusum tabii ki- beni rahatsiz ediyor o zaman da baska dunyaya gidiyorum.
benimki dunyalar arasi seyahat.
bundan once kac yasamim vardi cok merak ediyorum, birinde kesinlikle ingiltereydim biliyoruz artik gallerde kaldim, birinde kesin kopektim bkz: actually i'm a dog person, birinde kesin kediydim, birinde cok bilmis bir ev kadiniydim kocasini bastan cikarmak icin her seyi yaparken gozu disarda olan ilgi manyagi, birinde rahibe evine esine cevresine sadik full inancli, birinde buyucuydum ki bu ingiltere zamanima denk geliyor ama sonrasinda bi anadolu buyuculugum var, o yakinlarda, birinde iktidar oyunlarinin etkili isimlerindendim(manipulasyon yetenegimin nerden geldigini saniyordun??) , birinde koyluydum kit kanaat geciniyordum, birinde homeless idim bu da ingilterede sanirim yazdigim an hic gitmedigim londra sokaklari geciyor gozumun onunde, birinde devrimciydim sanirim paris devrimi olabilir, yakin hayatlarimdan birinde ise coook asik ama kavusamayan bi kadindim sanirim ve yazardim durmadan yaziyordum...hatta yazarken delirdigime sahit olanlar bile varmis.
ay hayatlarimi ne kadar kolaylikla saydim ben boyle bi anda, cok alakasiz sinav calisirken acip bunlari yazmam cok hissi kalbel vuku.

Saturday, November 12, 2011

http://www.youtube.com/watch?v=IfhrngJsago hayatim bu 2 sarkinin arasinda gidip geliyor bugunlerde... http://fizy.com/s/3w92ts 2side oldukca brit sound'u, yani yagmurlu, yagmuru cagristiyor sacmasapan melankolik tripler degil ergen de diilim ama boyle...nothing more.