Friday, December 31, 2010

31 aralik saat 22.20

cok da gotumdu lan yenilyil! diyerek giriyorum yeniyila. cok slklcl ayrica ben mutluyum gerci, aldigim geri bildirimler olumlu.
bi de insanlari ciddiye aldigimi fark ettim, ne alcam lan ciddiye tasak gecmek varken? gereksizlik abidesi iste.
yeni yil, yeni umutlar, bok pusur.
bi de merry christmas diyenler mi istersin, denyolar mi ararsin, o ne be gerizekali! 24 aralikti krismis. sen ne anlarsin krismisdan bilmemneden, senin neyine krismiz? allam yarebbim bu insanlarin ozentilikleri beni olduruor. agliorum kahrimdan via ibrahim tatlises.
ben bu yil dileklerimi hep baskalari icin diledim neden bilmem.
ayrica iste oyle bir sey konseptine basladim halihazirda:

hani evden çıkınca çok soğukmuş lan üstümü değiştirsem keşke derken otobüs gelir ya işte öyle bir şey...

uzun zamandır giyilmeyen pantalonun cebinden para çıkar ya işte öyle bir şey

hani otobüse bindiğinde tek kişilik boş yer kalmıştır geçer oturursun ya işte öyle bir şey

hani barda en sevdiğin şarkı çalar bi anda coşarsın ya işte öyle bir şey

Tuesday, December 28, 2010


bilegimdeki kist,
sana yaziyorum. arkadasim 2 yil oluyor aldirdik ya bi operasyonla. simdi ne demeye tekrarladin, anladik yil donumun geliyor etc. canimi bu kadar yakmana hic gerek yoktu anliyor musun? zaten son gunler anlamsizca geciyor, kusura bakma ama kendime tahammulun yokken sana tahammul gosteremem.
ayrica tip dunyasinda bi ilk: bilek nakli istiorum.
tamam mi canim, ok kib bye.
not: fotodaki tabii ki benim bilegim degil, benim bilegim
guzeldir. nokta.

keske bunlari sana soyleyebilseydim, bu sana yazilan son yazimdir:
tamam cok iyi degildik, tamam cok iyi arkadas degildik, ama iyiydim ben senin yaninda mutluydum bi sekilde. cok mu onemliydin? hayir, sadece hayatima giris zamanindi onemli olan. bilmiyorum, saatlerce konusasim var, oturup aglayasim karsinda, sirf canin yansin biraz diye, ozur dile diye. ama yapmazsin, o kadar kendini begenmis ve o kadar korkaksin ki, olsen yapmazsin. yazik. 0 cesaret. neyse ne, cok da onemli degil ama gerek yoktu,hicbi sekilde gerek yoktu.tek diyebilceim bu.
gecti dimi hersey? bitti eskide kaldi, belki eskidi. lutfen bakma yuzume oyle, daha once de kirilmistim bu ilk degil, belli ki son olmucak. ama suan cok yeni acisi cok. aci da degil belki baska bisey bende bilemedim.bakma oyle lutfen, aciklicak bi kelimem yok. zaten bi onemi de yok. belki tum bunlari solerim, o kadar degerli bile degilsin neden soyleyim ki? belki, canini yakmak icin. evet kesinlikle canini yakmak icin, bi nevi pasif direnis iste.

Monday, December 27, 2010


konusmak fayda etmiyorsa susmak en iyisidir cogu zaman. uzun zaman susmak, oyle az bi susmak degil, dunyanin tum zamani seninmiscesine susmak. bazen en yakinindaki bile sana sirtini cevirebilir, sirt bu cevrilebilir, kimin cani acir, kim kirilir kimse umursamaz.
sakinmis gibi gorunursun, cok sakin. hani hersey "yerli yerindeymis" gibi. olmasi gerekenler olmus, sen hayatini super bi yola sokmussun, tum istediklerine sahipmiscesine sakin. oyle uzak herkesten. kim oldugunun bi onemi olmadan mesafe degil bu uzaklik. her mesafe uzaklik olmayabilir ama bu uzaklik iste.
yormazsin artik kendini anlatmak icin cabalamazsin. sessiz bi gulumseme yuzunde. susmak cogu zaman iyidir en iyisi. aptal ucuz 5para etmez sarkilar falan dinlersin en fazla..
hepsi bu.

Wednesday, December 22, 2010

i need a fix 'cause i'm going down


kadinin bi sucu yoktu, sadece dusunuyordu. bazen aynaya bakip inanilmaz guzel goruyordu kendini, bazen aynaya bakiyordu aksini goremiyordu cunku yoktu. uzun zamandir insanlarin nasil yasadigina hayret ediyordu. durmadan sorabildigi herkese ayni soruyu soruyordu: "ya bu insanlar nasil yasiyorlar? nasil her gun uyuyup uyaniyorlar? nasil mutlular..." ve daha kendinin yapamadığı biçok şey.
bi anlam ariyordu sadece, bulamayacagini bile bile ariyordu. o zaten hep "olamayacagini bile bile" yapardi cogu seyi. olacagina inatla. kendine kendi gucunu kanitlamak istercesine. ama hep yenilirdi. o yenilgilerinden ders alabilen yuce ve kutsal insanlardan degildi.
arada kalmisliktan nefret ediyordu. son gunlerde slk slk acaba gercekten yasior mu diye dusunuyordu yoksa her sey bi ruya miydi, cocuklugundan beri anlam bulamamisti zaten "madem oluces neden yasiyoruz" sorularina.
hayatinda hicbiseyin orta noktasi yoktu. anlik degisime sahip duygularla yasamak onu cook yoruyordu artik...

Tuesday, December 21, 2010

bi anda arkadasa msnde yazilanlar-gunun ozeti

kitap fln okuodum bgn doktora gittim
adam gizli kanamadan suphelendı mumkun degıl bu kdr dusuk degerler fln
dedi
ilac ictim
ictiimi unutup bi sürü vodka
ictim sonra derse baktım
inanmıcaksın
elimde
hocanın sordugu soruların pazarlama notları
ama ben almadım
benım degıl nerden geldı bılmem
ole notlara baktım
sonra kıtap okudum
simdiyse
aklımda tek bi soru
ona noldu?

21 aralık 2010 tam ay tutulmasi-rezzan kiraz stayla


evet sabah tr saatiyle 10.15 de gerceklesti. kahvalti yaparken ay tutulmasi izledik. sonunu izlemek icin annemi cagirdim ve tutulmanin etkileri vol.1 annem yemegi yakti ahaha. bgn ne olursa tutulmanin etkileri dicem. cunku cok Susan mi bilir cok okuyan mi daki susan miller ablanin dedigine gore degisken burclar en cok da benim dogumgunumun icinde oldugu zaman dilimi etkileniyormus.20 – 22 aralık olan yaylar, 19 – 21 mart olan balıklar, 17 – 21 haziran olan ikizler ve 17 – 23 eylül olan başaklar tutulmadan direk olarak etkilenecekler.
bu kişiler artık işlerine yaramayan ya da onları ilerlemekten alıkoyan konuları sonlandırabilirler. yükselen enerji sayesinde şimdiye kadar söylemeye cesaret edemedikleri düşüncelerini ortaya dökebilecekler. bu sayede, sürüncemede kalan işler ve alışkanlıklar nedeniyle düşe kalka ilerleyen ilişkiler sonlanabilir. aynı zamanda şimdiye kadar hiç ortaya çıkmamış sırlar açıklanabilir..
ay tutulmasi zaten ikizler de. ben de basagim. ikizler kim? basagin kardesi. yonetici? merkur. su geri gitmekte olan.
bazi olaylarin bitmesi, sonlanmasi anlamina da geliyor tabii. ustune dolunay var bugun. ki dun etkilerini hissettim tum bilincaltimi ayna gibi ortaya sermesinden..
ayni zamanda pagan inancinda yule bayramiymis bunu yeni ogrendim. cok da iplemedim.
oglak gundonumu iste.
bi ton etkisi var. bugunu atlatirsak sakince iyi.
tutulma da tam dedikleri gibi kizil tutulmaydi valla.
biseler kotu olmadan gecer umarim bi an once. ama bende bi mutluluk bi enerji hadi bakalim..

edit budut: eksi hesabima giremiorum. lunar eclipse love u.

aksam 7sulari: ruh halim ne sen sor ne ben soyleyeyim modunda. o kadar cok degisiorum ki buna ben bile dayanamiorum. alistim diyorum alisamiyorum. her dalgada yikilior kumdan kalelerim. nereye gitsem ne yapsam duzeler gecer bilemiorum. lutfen farkindayim her seyin..

Monday, December 20, 2010


sabah uyandiimda dunyanin en mutlu insaniydim ben bile inanamadım. naber diyenlere mutlu dedim sadece. mutluydum, keyfini cikarmak istedim. bunda gorulen ruyada artik f. nin gorulmemesi, ancak gecmisin bi sekilde tekrarlanabilir oldugu gercegi de vardi. goz ardi ettim bunu. hep yaptiigim gibi. artik ruyalarimda degildi. mutluydum iste otesi var miydi?
inanilmaz bi enerji, koşarak ankaraya gitmek istedim. aysegul ve ozge icin. dusunmeden saatlerce konusabilmek icin. o kadar cok konusmak ki sonunda ya sus ben konusucam diyen birilerinin olmasi icin.
sonra oglen oldu, artik gunun yarisina kadar mutlu olan ben yavastan hayallere dalayim dedim. puslu kitalar atlasi iste, kafami karistirdi. hersey dustu, ben zaten gercekligi hep sorgulardim iyice fenalasti bu durum.
slklLdlm, disari ciksam ne giyerim i dusundum, bi ton kombin yaptim, sunla su ayakkabi bu canta bu kupe seklinde.
sonrasi ise, delirdigim zamanlardi. delirdim. iste durupdururken. biliordum kotulesecegimi sonradan. oyle de oldu, nasi bi ofke nasi bi kotuluk, kufurbaz metin i gectim resmen, ne kufru mk kim kufredior derken buldum kendimi.
vodka ictim biraz, adet oldugu uzere, sigarayla kendime gelmeye calistim olmadi. gecen haftaki gunler suren uykulardan sonra, artik uyumamaya basladim. gercekten de aysegulun dedigi gibi cumartesi gecti.
otobuslere bindim, otobuslerden indim. tek aradigim oydu. -bi kitap okudum hayatim degisti demek istedim. diyemedim.
bugun yine yok oldum. bugun yine vardim. hangisi benim, ben var miyim gercekten bunlari sorguluyorum.
ve son olarak ciddi ciddi akil hastanesine yatmayi dusunuyorum..

evren sana diyorum

evet bgn simpsons i izledim tabii ki ve the answer dan yola cikarak yaziyorum.
evrencim canim sozum sana,
(evreni canli biri sanmak ve evet manipulator bitchlerden bir diğerine benzedim kabul) hmm. nerde kalmistik ay dur baslayamamisiz daha!? neyse,
cook rica ediiicim eskiden bana yazmis ancak benim iplemediim suan gayet tas, gayet cool olan adamlarin nisanlandiklarini gormemeyim. yani bak sinirliyim suan kiskancim falan ya ifade edemedim, karsima duzgun insan gibi neseli eglenceli birilerini cikar ve mumkunse gitmesin. tabii beni cok sevsin. senin de kafan karisti farkindayim, bunun gelecekbisonrakisevgilidenbeklentiler-den ne farkı var diye dusunuyorsun, canim onlar beklentilerimdi, henuz gerceklesmediler ki bunu yaziyorum. artik acikca evren sana sesleniorum. biraz fazla uzamadi mi yalnizligim? ben cok slklLdlm anladim keyifle izliyorsun ancak, tekrara dusmekten sakin allahim sen beni, karsima duzgun birini cikar.
nooldu secret of universe hebeleleri iste, neyse dur eksik yazmayim. nasi biri istediimi bilahere yazicaktim ancak oncelerde yazmistim zaten.
bi de mumkunse kimseyle sevgili olucakken arkadas kalmayalim ziyadesiyle slklcl oluor bu.
hadi bakalim evren goriim seni, cillop gibin bi sefgili istiorum. ok kib bye.

Tuesday, December 14, 2010

faith no more vs. seninle başım dertte


çok bekledim. geçen yıl bu zamanları hatırlıyorum da, eski ilişkim yeni bitmiş, hayatımdan başka biri daha gitmiş, nasıl olduysa sanki herkes sana yer açmış.. önce önemsemedim, ama ben bilirim aşık olduğumda bi anda olur, çıldırırım bi manik hal gelir, sende de öyleydi.. kabullenmek istemedim. kendimi yalan yanlış anlattım. beni tanısan beni kırardın bilirdim.. öyle olur sandım.
gel zaman git zaman, tanıma helecanı, peşinden koşmak, acabalar, gel artık görüşelim'ler, 2 saat görüp 2 ay seninle ilgili konuşmalarım..
sonra bi 3 ay. görüşülemeyen 3 ay. ama benim hala inatla, ısrarla, umutla belki peşinden koşmam..
sonra tekrar görüşmeler, benim umudumun artması, artık yeter 1 buçuk yıla yaklaştı bi isim koyalım artık diye düşünmelerim, ne bileyim artık birbirimiz için herhangi birinden fazla olduğumuza inanmam..
sonuç mu? tüm bu süreçte senin eski kız arkadaşına aşık olduğunu anlamam, bi insan sosyal paylaşım sitesine niye durupdururken eski kız arkadaşıyla fotosunu ekler ki?.. seviyorsun hala, özlüyorsun işte.
neden sinirlendin diyor herkes? hakkım olmayarak kendimi kandırılmış hissettiğimden belki.. tüm o zamanlarda hala onu düşünüyor olduğunu anlamamdan.. kendime yenilmemden.
bunun son nokta olması canımı yakan..
fonda "seninle başım dertte" çalıyor, hiç dinlemem halbuki. oldukça anlamlı.
bu yazıyı hiç okuyamacağını bildiğimden sana yazdım.

nush ile uslanmayani etmeli siktir


gulmeyin lan! ben yaptim oldu tamam mı!? ahaha isin sakasi tabii, insanlarin degersiz olmalari beni ziyadesiyle gulduruor ne yalan soliim.
usaga gittik, abimi askeriyeye teslim ettik. ben uzulmedim tabii. ne uzulcem lan usak bu hemi de yakin.
son gunlerde kimseyle konusmuorum. tabii bi iki degisik insan disinda. fazlasiyla uyudum 2 gundur. butun bilincaltim etrafa sacildi. toparlayamadim henuz. zor gorunuyor.
o degil de, cok soguk. izmir bile cok soguk. cCc usuyoruz reyiz cCc
resmen laf sokmak icin yaziorum: hani bazi semsiyeler var birilerine girior sonra da acilmiyor ya acaip guluorum.
boyle bi anda beni sasirtan insanlar var onlari da seviorum. cok siradan cok slklcl ne bok yesek bilemiorus modundayiz gunlerdir,
hayir ne bekliosak bende cok merak ediorum.
her neyse, iste mutlu mesutum ben son gunlerde.

Friday, December 10, 2010

i wish i could say this..


Haydi seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.

Thursday, December 9, 2010

this conversation is over


gercekten oyle. bunu demek benim icin zor ama oyle. nasil bise platonik askin karsiliksiz aska donustugu an'a tekabul edior suan. bazen boole cok seviorus da hirs yapiorus da icsellestiriorus ne bileyim iste, boktan seyler. neyse uf uzatmaya gerek yok.
benim icin gercekten bitti bu konusma. yani uzatmaya gerek yok. gecen hafta dunyanin en guzel gunlerinden biri gibi gorunurken, bgn tam tersi.ilgincyus.
hayir boyle biriyle ne konusabilirsin ki!??

Thursday, December 2, 2010

-ayyy neguzl bigun diiiil mi canlarimmm

diebilirim salak vj modunda hic karismam. zira bi ruya gordum ki evlere senlik. kendi yazdiim yonettigim filmleri izlemeyi seviorum. tabii onceden ne yazicagima karar verirsem daha bi sahane.

seni kinadim ve sana laflar hazirladim merkur: merkur 10 araliktan itibaren geri gidicek. nooldu ben astrolog oldum, susan miller falan mi oldum sabah sabah, cok afedersiniz beni deli mi s.kti de bole oldum. hayir efendim. merkurun retro hareketi ne demek, butun iletisim, yazisma, anlasmalar gibi durumlarda sorun cikmasi demek. facebook baglanti sorunumun suclusunu ariyordum iste karsimda. tamam 10 aralikta baslicak geri gidis ama benim gibi dogum tarihi 20 eylule 2 gun kalanlari taa araligin basindan itibaren etkilicekmis. zaten yoneticimiz merkur daha ne olsun?
hayir cok fazla da konusup zaten islerimi ters etkilemeni daha da beter hale getirmek istemiorum ancak, arkadasim
isin gucun mu yok senin?
ayy resmen gazetelerde astrolociii yazan tiplere benzedim.
blogun basinda da vj idim, simdi kose yazari oldum, sanirim aksama tvlerde beni gorebilirsiniz. nedir bu bendeki celebrity olma arzusu.. ben de bilemedim.
her neyse, hava kapali gorunse de ben bilmem ruyam guzeldi, ben mutlu uyandim. dunun butun slklntlsl, gecmek bilmemesi uzerine bugunun boyle baslamasini takdir ediyorum. sag ol aralik 2.

Monday, November 29, 2010

ic slklntlsl


bak şimdi bunun bi anda geleni var böyle. ibne gibin puşt gibin bişe. ne yapsan geçmiyor, ne yapmasan da geçmiyor. kısacası geçmiyor öyle durup dururken. insanda istemdışı elini kolnu sallama, koşma, zıplama gibi yan etkiler yapıyor. ellerin titriyor başın falan dönüyor. daha kötüsü var, nefes alamıyorsun. nefes alamayacakmış gibi hissediyorsun. camı açıyorsun dışarıya bakıyorsun hayat orada. ama sen yoksun.
aaa çok rica ediicim, bunu panik atakla falan karıştırmayın. bu içsesin çook konuşması kaynaklı iç sıkıntısı. iç işte. sarmanın içi olur ya bulgurlu falan öyle.
insana ne yapacağını, ne yazacağını şaşırtıyor.
geçmesi için mi? bence çözüm basit, içsesi susturmak. işbu fiil iste tamamen farklı bir entarinin konusu...

Saturday, November 27, 2010

ben cok siradan bi insanim timam mı!?



basit dicektim siradan olmus. bi turk kaavesi bi sigarayla mutlu olabilecek kadar basit ve siradan. sanki sinavi yokmus gibi raat raat dizi izlicek kadar umursamaz, beklemedigi bise olunca sevincten ziplayacak kadar simarik kiz cocugu.
nedense kendimi tanimlama ihtiyaci hissediorum son gunlerde. ben de bi anlam veremedim bak. kafasi karisik bi insanim ondandir.
edit: tabii bunu yazarken aklimdaki kelimenin obvious olmasi oldukca ironik..

Tuesday, November 23, 2010


and suddenly she started to cry like rainstorm..
cok yorucu baslayan bigundu. ben diyorum her zaman da dicem sanirim insanlar durupdururken sinir krizi gecirmior, mutlaka bi noktaya kadar getiriorlar. kimse durup dururken.. neden peki? kendimi cok yorgun hissediorum, kotu baslayan bigun guzel devam etti.
canim arkadaslarimla birlikte sanki yrn sinavi olan biz degilmisiz gibi saatlerce gulduk, tabii sir agammennon un rasiii den getirdii ruskiy vodka gunumu senlendirdi.. sag olsun. henuz icmedim tabii, en kisa zamanda.
bazen bombos hissediorum, insanlarin icinde sevdiklerimin yaninda herkes ve her sey yerli yerindeyken..
bugun sinavdan once reamonn ın tonight ını dinledim, sanki bana yazilmis gibiydi, inanilmaz uzuldum..(sozluge kendisiyle ilgili yazdiim entari:reamonn ın süper şarkısı. bugün sınava girmeden dinledim bunu, sanki bana yazılmış şarkı gibiydi, ya da daha doğru bi deyişle keşke bana yazılmış olsa denen şarkı.
aldı götürdü beni dünyanın bi ucuna, hiç gitmediğim bi yere, hiç tanımadığım bi adamla, sabah uyandığımda konuşucak bişeyimin olmadığı biri... hüzünlendirdi bi yandan huzurlandırdı, ama yine de acıttı, bu şarkıyı bana söyleyecek kimse olmadığı için...
işte böyle bir şarkıdır kendisi. ahanda linki : http://fizy.com/#s/151861) neden bilmem bugunler boyle geciyor.. kosturmaca ile gecerken, sen kendini herseyin normal ve iyi olduguna inandirmisken bi tren kazasi oluor, tren yoldan cikiyor, sonrasinda ne kendini ne yolunu bulabilior..
ne kadar gulersem guleyim ne kadar eglenceli gorunursem goruneyim mvo nun dedigi gibi “sanki bir seyler eksik hayatinda..” alisiorum diorsun alismis gibi yapiorsun, her sey normal-mis gibi oynuorsun o kdr ii oynuorsun ki maalesef artik kimse anlamiyor..lutfen kendimi kandirmayim, ya da pardon ustunuze alinmayin sizleri ya da herhangi birini sucladigim yok even me.
bazen tamamen kacip saklanasim gelior tum dunyadan, herkesten herseyden. zaten yalnizim da fiziksel tamamen fiziksel bi yalnizlik olsa belki o zaman daha ii olurum belki de daha kotu olurum bilemiorum. artik dusunmekten yoruldum.
uykusuzluklar, el titremeleri, icimden gecen ama ben cok gencim cumleleri.. hepsi birbirine karisti artik..
sessizlige gomulmek istiorum.
ve son istegim: huzur icinde uyumak..

Sunday, November 14, 2010

bugunden sonra ogrendigim tek bise var, cook sevebilirsin ilk goruste asik olmus olabilirsin, her sey olabilir, ama adam da o bakis olmayabilir, o materyalist olabilir, bencil olabilir, kendini sevilmeye layik gormeyebilir neyse ne..
ben suan hicbise hissetmiorum. garip bi sekilde, sonradan mi uzulurum yoksa uzulmem mi bilmiorum? oysa gayet siradan ve normal bigundu, ama deger gormedigimi anlamama yetti de artti..
tekrar sogudum insanlardan, hayir kendime kiziyorum, ok de kac ne yani? ne kosuyorsun pesinden kim o? kim ki yani?
gelecekteki sevgili sen de gel artik, beni hep yanlis kisilerle muhatap olmak zorunda birakiyorsun sana da kiziyorum, haberin olsun!

Tuesday, November 9, 2010

hayat muhtesemsin!

evet oylesin, ne yapalim yani o geldiginde ben gidiceksem, ne yapabiliriz olsun demekten baska? ya da sunu demekten baska: bi sekilde gorusmemiz gerekiorsa gorusuruz..evet fazlaca kaderci fazlasiyla pollyannaci, fazlasiyla zen-quantum bidibidisi..
ama oyle ne yapalim simdi? buna da sukur demekten baska bise yapamiorum, olaylara bakis acim bu. umursamaz sifatimi da burdan aliorum sanirim, ancak boyle, degistiremeyecegim onceden belirlenmis her durum icin, olabilir diyorum. hatta onceden belirlenmis ancak gerceklesmemis seyler icin bile olabilir diyorum. ne bakiyorsun oyle? ben artik sasirmiyorum. sasirtici belki evet ama sasirmiyorum artik. gelen ve olan, olucak herseyi kabullendim.
diyorum ya, dunya donuyor ben de kucucuk bi parcayim, coook fazla gucum yok, demek degil ki denyoca davranayim, kucucuk bi parcayim ve benden buyuk bi gucu kabulleniyorum.
yapicak daha iyi biseyim yok cunku, basimiza gelen her sey "iyi" nasil gorunuor bizim icin basta anlamiyoruz belki, nihayetinde iyi her sey..

bu gorkem icin yazilmistir: aman koy gotune ya!

Sunday, October 31, 2010

hayattaki en buyuk derdin de bu zaten...

e bu. napabilirim? evden cikarken saclarimin elektriklenmis olmasi ya da ertesi gun kahvaltida ne yenilecegi, ya da ne bileyim iste hoslanilan kisiyle bulusucakken rimelin yarisini surmemis olmak.. bu kadar basit, bu kadar siradan, bu kadar onemsiz ve bu kadar "kucuk" evet boyle. ne yapabilirim? cok sukur ki, komplike dertlerim tasalarim yok, ben boyle basit ve siradanim, onemsiz oldugumun en azindan koskoca dunyada bi toz parcasi oldugumun,-yani tabii ki onemliyim onemsiz o anlamda degil- farkindayim.. egolarimdan mumkun oldugunca uzak durmaya calisiorum, mumkun oldugunca susmaya-yani insanlari guldurmuceksem falan.. uzgunum, sizler gibi hayattaki her seyi sorun olarak algilamadigim icin. belki de ben de bi sorun vardir da ben boyle en onemli seyleri onemsiz goruorumdur? bilemiorum, acikcasi da cok da umrumda degil... eninde sonunda oluces bugun mertin dedigi gibi:"ozlem ablaa cok merak ediorum cennet nasi bi yer cehennem nasi bi yer biz ne tarafa gidices..." aynen, cok merak etmiorum ancak cok da onemsemiorum..umursamazlik deyin ne derseniz deyin...

Thursday, October 28, 2010

evet bilgisayarlı tomografi cekileli 3 gun oluor ve ben 3 gundur oluorum, resmen ii degilim ve okuduguma gore 442 rontgene esdegermis, inanilmaz radyasyon almisim, umarim bise olmaz. daha once de bi beyin tomografisi yasayan biri olarak, kansere yakalanma riskim oldukca artmis durumda, umarim bise cikmaz tabii buna ek olarak..

Wednesday, October 27, 2010

ask

  1. duyuyorsan, okuyorsan, buralardaysan yakınlarımdaysan gel. çağırıyorum seni. beni bilirsin ben aşka aşık biriyim, hayatımda aşk olunca mutlu oluyorum, bugünlerdeki ruh halim işe birine seni seviyorum demeyi özlemek. gel de artık, hesapsız kitapsız, sorgusuz sualsiz şöyleyim seni sevdiğimi. yanında mutlu olayim-daha mutlu i mean. sen de benim yanında kendin ol. iyi ol. huzurlu olalım. mutluluklarımızı çoğaltalım, acı ki bizden uzak olsun, olursa da buna karşı duralım. pes etmeyelim. daha cook yolumuz var. devam etmek için nedenimiz çok.
    sen ben olayım, ben de sen ol. ben daha sabırlı olayım mesela, sen de biraz umarsız ol. tamamla eksik parçalarımı, jigsaw falling into place e inat. geliorsun ya şimdi, cook rica ediiciim gitme, kal burası senin de evin. güzel olsun her şey sonsuz güzel.. benim gidip gelen ruh hallerime aldanma, böyle de kalırım. ben şuan çok mutluyum. inanılmaz bi şekilde. hadi çık gel, mutluluğum katlansın, çoğalsın.
    aşk,
    her nerdeysen bana bunları yazdiriorsun ya, seviorum seni

acaip bi sorgulama icine girdim, umarim fazla buyuk bi zarar gormeden cikarim.. hayatima bakiorum ne icin yasamisim ne bok yemisim, lan elimde hicbisey yok, sanirim yaslaniorum tek sorun bu. oysa genc gosteriorum genc hissediorum ancak bu zamanin gectigi gercegini degistirmiyor maalesef.
yapayalnizim belki bu bana en cok koyan, omuzunda aglayacak birinin eksikligini, mutlulugunu paylasacak... daha once sozluge de yazmistim yalnizlik, helecanli helecanli biseyleri anlatacagin birinin olmamasidir diye. evet, kesinlikle oyle. cok guzel yazmisim. aferin bana.
hos bugun guzeldi, cengiz halil derken- evet ben onlari tek kisi saniordum bi ara:) eglendik bayaa..guzeldi.
hayat iste bilemiorum, ay gene boslukta midir ondan midir, ama yanimda birini istiorum acik ve net. aynim olmasina gerek yok super olmasina gerek yok, biri, herhangi biri. sevimli, gulebilen, susabilen, duyabilen ve gorebilen..
sen de nerdeysen gel artik, hafiften uyuz olmaya basladim fyi.

Sunday, October 24, 2010

me love probis

dunyada probis gibi bise varken hala nasil savaslar cikiyor anlamiyorum demisler, aynen katiliyorum. bugun annemle bi ton aldim ki, yrn ozge gelior birlikte yiyelim. cocukken o probis gunlerini hatirliyorum, probis gotururduk okula. hos biz bi cok sey gotururduk cok sukur biseyler goturur yer ve bunla kalmaz alir daha da cok yerdik.. hos! simdi de cok farkli sayilmayiz.
bugun pazar, klasik pazar kahvaltisi pazar gazetesi pazar gezintisi.. pazar boslugu..
elimdeki tum sorulari cozdum, gecicem yrn. eminim, en azindan hope so diyelim..
bilincli yalnizligima acaip alistim sanirim. ancak hayatimda biri olsa cok hos olabilir.
23 ekim boga koc ekinoksu-dolunay ruyami hatirlamiorum, iyiydi onu hatirliyorum sadece..
kafam kazan gibi oldugu icin, pek bise dusunemiorum. hersey zihnimde yerli yerindedir umarim.
bu ara atlas air sarkisina takmis bulunuyorum, 7 dakika 46 saniye dunyadan soyutlanmak adina super bise: http://fizy.com/#s/1lvbgp
sunu fark ettim, calismamak adina her seyi yaparim i mean 9 6 calismamak.. su boran bile diip duruorus aysegulle hic durmadan evet boran bile biseler olduysa ooo biz haydi haydi oluruz. neyse, boran bu blog da adi gecmese daha ii olucak gecmiste kalmis gereksiz bi eski insan iste.

Saturday, October 23, 2010

izmirim ben, havama guven olmaz. gunesli baslarim gune, oglen yagmurlu olurum, varsin aksam olsun hic onemli degil ben de gunes olabilir, gunes acabilir. genelde gunesliyimdir, ancak londra gibi 2 hafta araliksiz yagmur yagdigim da gorulebilir.
mutluyumdur genelde, rahatimdir yani, her an dansedebilirim, cimlerde denize karsi icebilirim, nerde uyandigim cok da onemli degildir.
trafigim genelde rahattir, yani her istediginde ulasabilirsin bana. bi yanim cingenedir. (bkz: ben cingeneleri seviorum yeaa diyen kiz) gidebilirimdir de her an, ancak cook buyuk bi sorun olmadigi surece.
neyse, izmirim iste. otesi yok. biraz da megolamanim yanina.

sozluk yazarlarinin itiraflari vol.4

zihnim hiç durmadan konuşuyor. zaten delirmekten daha doğrusu şizofreniden ölesiye korkuyorum ya, ondan böyle eminim. nasıl bi insan hiç durmadan konuşur, sussa ölür mü sorularına henüz bi cevap bulamadım.
hayvan kadar oldum ama okumaya devam ediyorum. e napayım? böylesi daha iyi. sanki kendimce düzene karşı çıkıyorum, çalışmayarak vs.
bu arada "hayvan" kelimesi inanılmaz çekici geliyor uzun zamandır, fonetiği süper.
bugün düşündüm de, düğün yapsam heralde kimse gelmez, bizimkilerin arkadaş çevresi dışında.
dün en yakın arkadaşımın okula acaip piyasa şekilde gelmesinden sonra kendisinden soğudum. bakımlı olmak çok iyi hoş da, okula gece dışarı çıkar gibi gelmek hayır bunu kaldıramam.
aşık oldum, söyleyemiyorum, delirmek üzereyim resmen liseliden de beter durumum.
yine de mutluyum ama, kim ne derse desin, sakin belki çokca son zamanlarda asosyal bi hayat sürmek beni mutlu ediyor. zira bıkmıştım artık insanların dertlerinden.
son günlerde odam daha toplu, beklenmedik bi ölümle karşılaşırlarsa diye.buna ek olarak, yolculuğa çıkarken oje sürmüyorum, bi de ölürssem onu çıkartmakla uğraşmasınlar diye.
düşüncelerim beni çokca korkutsa da, artık dile getirmiyorum pek kendim dışımda. böylesi daha güzel sanırım.

Friday, October 22, 2010


kafam cok karisik, gece uyuyamadim, daha dogrusu 4 rüya, 2sinin konulari farkli, her biri 2 bolum. uyandigimda inanilmaz yorgundum. neler oldu hic anlamadim.. sonra kayit islerimleri, e bi ara burada da karisiklik cikti ancak, gecti, bitti.
sanirim acilen b12 ignelerine ve anemi ilaclarina geri donmem gerekiyor, zira yine her yerim morarior ve adim atamayacak derecede yorgun hissediyorum.
kafamdaki dusunceler obsession olmaya basladi. bkz: obsessed with u.
hey you! daki you bu, ancak, artik sussam daha iyi olur durumu. bisey olsun istiyorum, bi adim, bi isaret, bi isik, whatever.. acaba sadece cozemedigim icin mi bu takinti? dicem de, beni taniyanlar bu halimi en son 5 yil once gorduklerinde "ozleem ayni durum" diyorlar. oyle, farkindayim. tek fark, o hikayeyi ben yazdim ben yonettim, ben oynadim.. karsiligi vardi. simdi, o gun de dedigim gibi, sozlerim carpiyor ancak geri donmuyor bumerang etkisi yaratmiyor, kaliyor oylece. bu da fazlasiyla belirsiz.
ki beni bilirsin, ben saglamci bi insanim her ne kadar umursamaz gorunsem de, bi sonraki adim, ertesi gun ne giyilecegi, neler yapacagim bellidir. belirsizlik beni delirtir. lutfen, umursamazlikla karistirmamak lazim.. disaridan gorunusume aldanip, beni dunyanin en umursamaz insani yapanlara da kizamiyorum ki, onlari da ben yaptim oyle:)
evet, kafam inanilmaz karisik as u see..
en iyisi bi turk kaavesi bi sigara, cozum olur sanirim bi sureligine..

Thursday, October 21, 2010

ask,
bugun de sana yaziorum gordugun uzre. sanki baska bi devirde yasayasin, herkesten uzak ve bi o kadar yakin olusun, varla yok arasiligin, artik var olman gerekligi.. hepsi var sende.
bigun anlaticam ya sana bunlari, o nedenle kaydediorum buraya.
ozluyorum seni. yalnizliga da alistim denemez hani. gel artik, ben her gun seni cagirmaktan yoruldum. ama olsun yine de seviorum seni-her kimsen-
bugun okul, yrn kayit, pzt hazirlik sinavi derken evet cook calismam gerek cook:)
nedense sasirmadim sonuclara bekliordum belki ondan..
asosyallesiorum bu aralar yine, o yapmacikliklar boguor beni.. seninle hep konustugumuz seyler zira. senin yuzunden sizofren olmam umarim..
hayat guzel. ve bugune sukur diyerek susayim da biraz ders calisayim..

Wednesday, October 20, 2010

choose me. pick me. love me.

okul isi taam, dokuz eylul isletme ilk tercihime yerlestirdim cok sukur, bundan da yirttik:)
bugun hayatimdan biri daha "evet bu haberi bekliyordum bi daha konusmayiz heralde sana hayatta basarilar..." diyerek gitti, allah yolunu acik etsin ne diyim..
zeynep'in de dedigi gibi sirada ask var,
burdan duyuyorsa aska sesleniyorum, zira ben ask insaniyim, hayatindaki en onemli derdi ask olan insanim:
ask,
duyuyorsan, okuyorsan, buralardaysan yakinlarimdaysan gel. cagiriorum seni. beni bilirsin ben aska asik biriyim, hayatimda ask olunca mutlu oluyorum, bugunlerdeki ruh halim ise birine seni seviyorum demeyi ozlemek. gel de artik, hesapsiz kitapsiz, sorgusuz sualsiz soyleyim seni sevdigimi. yaninda mutlu olayim-daha mutlu i mean:) sen de benim yaninda kendin ol. iyi ol. huzurlu olalim. mutluluklarimizi cogaltalim, aci ki bizden uzak olsun, olursa da buna karsi duralim. pes etmeyelim. daha cook yolumuz var. devam etmek icin nedenimiz cok.
sen ben olayim, ben de sen ol. ben daha sabirli olayim mesela, sen de biraz umarsiz ol. tamamla eksik parcalarimi, jigsaw falling into place e inat. geliorsun ya simdi, cook rica ediiciim gitme, kal burasi senin de evin:) guzel olsun her sey sonsuz guzel.. benim gidip gelen ruh hallerime aldanma, boyle de kalirim. ben suan cok mutluyum. inanilmaz bi sekilde. hadi cik gel, mutlulugum katlansin, cogalsin.
ask,
her nerdeysen bana bunlari yazdiriorsun ya, seviorum seni:)
1 yil gecmis, atlattim demissin, cok aglamissin cok uzulmussun ama gecmis iste, gectigine inandirmissin kendini...

Tuesday, October 19, 2010

çok sigara içiyor. bırakamadı bir türlü. ölümle ilgili hiçbir şeyi ciddiye almadığı için diyorlar, ama değil. aslında sadece ellerini nereye koyacağını bilmiyor. ellerini bıraksa, dinlense biraz, dursa yani, düşer. o yüzden hareket ediyor. durmadan. dizlerini sallıyor otururken, yürüse karmakarışık saçlarıyla oynuyor, parmaklarına doluyor durmadan, karıştırıyor. çünkü çözülse, kopar.

5 yillik blog tasarimini 5 dakkada degistirmek

evet daha az once yaptim ben bunu! o karanlik, kasvetli havasindan biraz uzaga cektim. zira "but i'm a creep..." diye baslayip "i don't belong here" seklinde sonlanan sarkilari yine seviyorum, artik dinlemiyorum:) gecen bi arkadasa anlatirken buldum kendimi, kendisi boyle tiplerden pek hazetmez de.."bak canim kardesim bunlar bu tarz muzikleri dinliyorlar, istemeseler bile o mood a geciyorlar, sonrasi zaten loser havalari.. aman pek de severler, zira aciya bagimli bi toplumuz" seklinde de hemen genelledim. sen de cok iyi bilirsin ki ben genellemeyi severim.
gelelim sendeki degisiklige, walla her sey 5 dakika icinde oldu ben de anlamadim, daha aydinlik olsun istedim, acinca kapkara yerine aydinlik olsun.. napalim: yaptim oldu!
gelelim latest news a:
ankaradaydim dun sabah geldim, bi olum haberi, sonrasinda gidis, oradaki zaman, arada eglenilen zamanlar.. eskisehir ve izmir.
eskisehir ya, bi de o var:)
var mi yok mu bilemiyoruz ancak, ben stand by moduma gectim, herkes bilir ki inat bi insanimdir, susmaya karar verirsem susarim, maalesef ki "henuz" olculu bi insan degilim tam olarak, borderline halim devam ediyor..
time will tell..
nasilim diye sorarsan, e bugunumuze sukur diyelim:)
oo yazicak cok sey var da, bilahere yazarim. buralardayiz nasil olsa. aysegulun facebook unu ele gecirdigim bi an hem onunkinden yazip, hem kendiminkinden cevap verip, tekrar o olarak kendimle sohbetlerim inanilmaz sizofreni ve eglenceliydi.
zaman zaman yer degistirmek istior iste insan u know..
ozgecik de fas a gitti. simdiden ozledim. neyse, u know u love me. xoxo


edit: insan sessiz sedasiz love u der mi? der de, o ani mi bekler, cevabini duymaktan ya da duyamamaktan korktugu icin mi kacarcasina soyler? e soyledin aferin, turkce ifade etseydin keske, zira ingilizce, karsidaki ne kadar ciddiye almistir, almamis midir o hengamede, otobuse binme olayini keske disarida olup izleseydim cok eglenirdim kesin.. neyse bu da suanda aklima geldi.
benim sarkim diye, jigsaw falling into place i soylemem- i never really got there i just pretended that i had- in beni anlatmasiydi.. kendisi icinse, enjoy the silence i secmemin nedeni: -
words are very unnecessary they can only do harm- idi tabiiki.. yoksa ne alakasi var canim, all i ever wanted all i ever needed is here in my arms ile, hem o sirada in my arms durumu yoktu..
ama tabii gunun sarkisini sorarsan yildizlara soyle bi bakip "herkesin bi yildizi olmali" dedikten ve "ama o kadar cok yildiz yok" cevabini aldiktan sonra soyledigim perfect day idi... "you just keep me hanging on.."

Monday, October 4, 2010

gelecekteki sevgili,
gel buyur bak tartisma olursa "bunu dusundurucek bise yapmisimdir evet bende de hata olmali" diye dusunucem ilk, soz veriyorum, buraya da yaziyorum ki hatirlayim. cunku insanlara bi hissinden, onunla ilgili duygundan bahsettiginde bise oldugunda direk seni sucluyorlar, lan bi dur bende bok yemis olabilirim sorry ya fln de neeerde, bu insan milletinden bole seyler beklemek biraz gereksiz as u see, ama ben bi melek oldugum icin(which is evil:)
sonraaa, gel de artik birlikte kahve icelim bira icelim ben bu kis denize girmek istiorum mumkunse onu gerceklestirelim, huzurlu olayim, beklemekten sıkıldım cunku. yani slklLmaya basladim.
ayrica misafir ol gel bana diorum ve sonra da ekliorum: ask beklemez!
tutamayacagim sozler vermiyorum artik ya da tutabilecegim sozler veriyorum artik:
bunlardan bi digeri, ki yazarken unuttum. amnezi var bende biliosun di mi? memento hatta, evet ben filmlerde yasiorum ya ondan boole aaaaaaa benim kisa zaman hafizam yok, ama uzun zamani sor herseyi hatirlarim bu seni korkutmasin.
insanlara emek verioruz verioruz da icine sicmayi basariorlar ya sittirip gitsinler tamam mi gelecekteki sevgili? ben artik insan coplugunden slklLdlm ayrica bkz: bu insanlarin hayatimda yeri ne? vs. bkz: ozel hiyattan insan silmek.

neyse, seni secmistim muhatap olarak, sag ol dinledigin icin gelecekteki sevgili.

Sunday, October 3, 2010

evet ben bu manik halin bi depresif hali oldugunu biliordum, uzak kalmaya calissam da..

Friday, October 1, 2010

bayildiklarim..

"otobüslere bindim, otobüslerden indim, garajlarda gezindim; otobüslere bindim, otobüslerde uyudum, günleri gecelere yetiştirdim; otobüslere bindim, kasabalarda indim, günler boyu karanlığın içine gittim ve dedim ki kendi kendime, nasıl da kararlıymış bu genç yolcu kendisini o bilinmeyen ülkenin eşiğine götürecek yollarda sürüklenmeye."

"... birine ya da bir şeye sadık olmak zorundaysam, öncelikle kendime sadık davranmalıyım. gerçek aşkı arıyorsam, karşıma çıkan ortalama aşkları defterden silmeliyim. edindiğim azıcık deneyim bana gösterdi ki, kimse herhangi bir şeyin efendisi değildir, hepsi sadece bir yanılsamadır; maddi zenginlikler de, ruhsal zenginliklerde. çantada keklik sandığını kaybetmiş olan kişi, sonunda hiçbir şeyin ona ait olmadığını öğrenir.
ve hiçbir şey bana ait değilse, benim olmayanlar için kaygılanmamın gereği de yok demektir; bugün ömrümün ilk(ya da son) günüymüş gibi yaşamam daha doğru."

"kapalı bir sandığın içinde gün ışığına çıkmayı bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. beni kefşetmeye çalışmanı da, keşfettiğini sanmanı da istemem. tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanımamışken kendimizi. başkaları hakkında edinilen bilgiler, çöplükten gelişigüzel çıkarılan yiyeceklere benzer. tadına varamayacak olduktan sonra, kokutmak zorunda değiliz beynimizde."

Thursday, September 30, 2010

"ben seni hiç üzemem
papatya çayı yapmak isterim sana
sonra portakal çayı
fume lapsang souchong çayı
ama ben seni hiç üzemem
deliririm yalnızca
sessizce tek başıma deliririm
beni la pais'ye koyarlar
koyu türk çayi içerim orada yalnızca."

Monday, September 20, 2010

kendini truman show da sanan insan

delirdim sanirim ben, bi mani hali sonsuz, sanki butun dunya donuyor ben duruyorum bi tepede tek basima, sakince, huzurluca, dunyadan ve herseyden bagimsiz.. sanki rollercoasterdayım ve artik korkmuyorum, sanki onumde acilan her kapi ne tarafi secersem seceyim "iyi"
sanki aslinda iyi ya da kotu yok da bizim onlari nasil adlandirdigimiz var, daha dogrusu nasil adlandirmayi sectigimiz.. bizden cooook yuce bi guc var ve truman show un yonetmeni o, ancak replikleri bize birakmis, sahne bitiyor bazen bazilarinin hayatlarindan cikiyoruz ya da onlarin sahneleri bitiyor. ancak biz yaziyoruz replikleri.
ayyyy, duyan da amerikayi yeniden kesfettigimi sanir! :)

ya ben delirdim manik donemdeyim, ya da boyle olmasi gerekiyor. ancak hissettiklerim bunlar. olaylari cok yonlu gorme, secimler, kararlar.. bizim disimizdaki kararlar.. bunlarin hepsi guzel seyler..
delirdim diye de dusunmuyor degilim.

ya bugun yasadiklarimiz bi sure sonra anlamini degil ancak onceligini kaybedince "koy gotune gitsin" moduna geciyoruz ya, onun rahatligi belki de..

dedim ya, daha dogrusu 5 yil once demisim, ben ne dersem sen inanma.. ben degisirim cunku, devamli degisirim ya da hep sabitim.

dualite bu ara en cok kafami karistiran. hos gecen gun bunu da anlamdirmistim ya, hadi hayirlisi...

btw, yarin ankaraya gidiorum bakalim ankara ve istanbul bana neler getiricek..

Sunday, September 19, 2010

"nefreti aşmanın tek yolu var “affetmek”...başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz.nefret hayattan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller.nefret dolu bir hayat, mutsuz bir hayattır.affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır.yani şartlı affetme yoktur.diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.affetmek bir seçimdir...amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir.affetmek kolay değildir. fakat özgürleşmek için gereklidir.çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır.oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, hayatımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir. affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır. affetmek artık acıyı hissetmemektir.“duygusal unutma” affetmenin diğer adıdır."
(bkz: schiller)
"her yağmur damlası bir yeşil yaratmak içindir. sanmasınlar yıkıldık,sanmasınlar çöktük. bir başka bahar için sadece yaprak döktük."

mevlana

yesili bu kadar cok sevmemin nedeni.

Wednesday, September 15, 2010

yemek olsam yesil fasulye olurdum, boyle citkirildim!
yanindaki olsam yogurt olurdum böyle bembeyaz..
tatli olsam baklava olurdum kat kat
icecek olsam su olurdum oyle saf...
butun gun arkadaslarimla gecti, arkadaslarim hala ve hala arkadasim dediklerim.. hayatimda olanlar, hayatimda olmayi hak edenler, hayatimda olmasini sectiklerim.. canlarim.. her zaman yanimda olanlar, ve her ne pahasina olursa olsun yanimda olacaklar.. seviorum onlari.. iyi ki varlar..

kim ne desin ne yaparsa yapsin, insanlarin takdir edilmeye, yureklendirilmeye ihtiyaci oldugunu dusunuyorum. ben de bunlardan biriyim, belki en basinda gelenim. bi guzel soz, bi gulumsemek, iyi bir sey. "iyi" iste, kolay olan. her zaman var olan. zor olan nefret etmek, kotulemek etc. ne kadar yorucu...

kimseye bagimli olmadigim icin sukrediorum yine. iyi kotu nasil bilmem ama dunya donuyor ve ben dunyamin donmesini istiyorum.seciyorum. dunya dursun birileri gelip bana yardim etsin diye beklemiyorum..

su sira bekledigim, istedigim, var olsun diye baktigim ask. aski seviorum, asik olmayi ozluyorum.birine hesapsizca seni seviyorum demek istiyorum...

Wednesday, September 8, 2010

peace..

bugunlerde bi sorgulama surecine girdim, yeniay basak da ondan da olabilir i really don't know n i don't care.
"cevrendeki en aptal insan kadar aptalsin" dedi biri ve ekledi:"yol sana guzel seyler getirecek biliyorum.." yol, gormesini bile guzel seyler getirior bu arada.. umarim herkese getirsin de..
neyse, dur ne diyodum: en aptal insan. aptalliklari, defolari, ikiyuzlulukleri, kiskancliklari.. bunlar da bende olmayanlar, onlara ait olanlar, onlarin degistirmeleri icin dua ettiklerim. nothing more. ben iyiyim, iyi oldugumu dusunuorum, iyi olmaya calisiorum en azindan belki en onemlisi: "iyi olmayi seciyorum.." onlara ait olanlarsa, benden bagimsiz. ben sadece ve sadece kendimden sorumluyum, baskasindan kendisini degistirmesini duzeltmesini isteyemem. ben ancak ve ancak kendimi duzeltebilirim. ne guzel ki, duzeltebilecek yanlarimi gorebiliorum..
insanlarla ilgili tespitlerim: yau kardesim beni sdc aglama duvari olarak kullanmayin, tabii ki birinin derdini dinlemek dahasi derdini bana acmasi cok guzel cok anlamli, ancak, derdinizin yukunu birakip gitmeyin. boyle insanlar var, ve bunu bi hak olarak gorebiliorlar zaman zaman. no, thanks. ben almayim.
ben yapayalniz olsam da mutluyum zaten.
birbirimizi kullanmayalim, iletisimi alis veris olarak gormeyelim. bu tespitten sonra cogu insani cikardim hayatimdan. yanimdakilerle mutluyum zaten. digerleri mi? sag olsun, selami gelsin annemin deyimiyle.
bunun disinda bi hayat var akip giden: "zihnimiz bi sungerdir, yuregimizse nehir.cogumuzun akmak yerine sunger gibi emmeyi secmesi ne garip..." demis halil cibran. cok da dogru demis. hayat akip gidiyor, ben icinde olsam da olmasam da.. ve de gayet guzel gidiyor. cevreme bakiyorum, her sey guzel, her sey mucize. ne alemi aglamanin sizlanmanin?
boyle yazinca hic mi uzulmuyorum aglamiyorum gibi olucak, yoo, her sey insanlar icin. ve olabilir. ancak basima gelen her seye sukrediyorum, gorunur de kotu olmasi ileride iyi olacagi gercegini degistirmiyor cunku.
hayat iste, akip gidiyor, durmuyor, yenileniyor her an, guzellesiyor, zaman zaman cookca acitior ama guzel.
yeterli.
bunlari ben mi kesfediorum, evet suan icin. kendim olarak, okuduklarimi duyduklarimi icsellestiriorum.
anarsist ve protest yanim? o duruyor o bir yere gitmez. "adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı."

ayrica ve ayrica: ben birini seviyorsam, ki severim, bu ondan bagimsizdir, o sevsin sevmesin, ne derse desin.. o karar veremez sevgime.. insanlar herseyi bizim adina yapacaklarini dusunuyorlar ne garip...

boyle bi ruh halindeyim son gunlerde. ne bileyim, daha huzurlu gibi..

bi de affetmek var, once kendini, daha sonra digerlerini. bak affetmek onemli bi konu, bunu atlamamak lazim atladikca cogalir, cogaldikca birikir ve can sikar.. ne gerek var:)

iste boyle..

Tuesday, August 31, 2010

gelecek bir sonraki sevgiliden beklentiler vol.bilmemkac


aklima geldi.. troll bebek hediye edebilir bana...
efendim.. basliyoruz dun birini gordum onun uzerine yaziliyor bu yazi:
soyle oncelikle gulusu guzel olsun.. gulunce insanin icini isitsin oncelikli olayimiz budur.. yalniz hesapsiz gulsun oyle, aman kendini bi bok sanmasin zahmet olmazsa, kucuk daglari o yaratmamis olsun mesela..
sonra, insan iliskileri iyi olsun, cocuklara yuzme ogretebilsin, benim gibi satranc ogretebilsin ne bileyim iste, buyuk kucuk yasli demeden herkesle iletisimi olsun bu adamin. agzini acmaya kira istemesin yani.
buraya kadar tamamsa, sirin olsun bu ozelliklere sahip adam sirin olucaktir zaten. :)
daha oncede yazmistim bunlarin, allahtan korkan kuldan utanan modelleri var oyle olsun, yani icinde birazcik faith olsun ki, haram vs. yemesin. sevmem oyle seyleri..
araba kullanma kismi onemli, araba kullanirken seri olsun mumkunse, manevralar falan onemli seyler bunlar..
gezmeyi sevsin,( farkettim de babami tarif ediyorum ben:) hadi bugun suraya gidelim deyince kalksin bi zahmet, adventure olayina dahil olsun, sulara korkusuzca dalsin..dag, tepe, selale ne varsa bi heves atlasin.
film izlemeyi sevsin, saatlerce film izleyebilelim..
kolaylikla alttan alabilen biri olsun. buyutmesin her seyi.
butun yildonumlerini hatirlasin.. (evet, babam bu ve bende de elektra kompleksi var evet evet..:)
tatli yemeyi cook ama cook sevsin...

hepsinden onemlisi, bi an once gelsin gitmesin artik.. bir de beni coooooooooooooooooook sevsin coook:)

Friday, August 27, 2010

daha ne kadar hayal kirikligi yasayabilirim.. evet, gunlerdir aklimdaki tek soru bu: daha ne kadar hayal kirikligina dayanabilirim? dayanabilir miyim daha dogrusu? o kadar gucum var mi? varsa nerde... ben neden goremiyorum?
bi insanin hayati hep hayal kirikligi olunca, artik o hayat, hayat kirikligindan muzdarip oluyor.. hatta olamiyor.. olmuyor..
tek merakim var: bi insan bi hayati nasi bosa harcar? nasil yillarinin hepsini bosa harcar.. gec kalinmislik, hatalar, yasamak istenip yasanmamisliklar.. bunlar nasil unutulur? nasil gormezden gelinir? nasil olur tum bunlar?
bosa yasamak.. belki de en iyi yaptigim sey bu, oyleyse istegimde net ve acik: hayirli bi son.
o kadar yoruldum ki artik nefes alamiorum. ne yapsa olmaz ya insan, iste o insan benim ne yapsam olmuyor..
olamiyor..

YOK BASKA CEHENNEM, YASIYORUZ ISTE..

Friday, August 20, 2010

bugun sanki hayatim gozlerimin onunden geciyor gibi, huzur icinde yatmak istiyorum tek istegim bu. oysa sabah harikaydim.. hani insan bi anda down olur ya oyle bir sey iste.. e.r. in bitiminin bundaki rolu buyuk sanirim.. ozlucem ve acip izleyemem sanirim.
cunku bazi seyler insanlara bir seyleri hatirlatir. cok severek mutlu bir gun de alinan tshirt giyilirken uzuntu verir, cunku o gunku kadar mutlu degilsinizdir.. ya da olerek bayilarak izlenen film, o gun izlediginizden farklidir her sey, ayni goruntuler farkli cagrisimlar olusturur, anlamlari degismistir, iciniz elvermez.
evet zaman zaman insanin ici elvermez...
yasarken aslinda yasamadigini dusur, varken yok oldugunu, iyiyken ne zaman catip da kotu olacagini.. oysa iyidir, cevresine isiktir belki, ama kendine isigi kaybolur arada. normaldir bu cift kutuplu duygudurum bozukluklari olanlar icin.
belki bundandir kararsizliklari, geri donusleri, gidemeyisleri, kalamayislari, yola bakmasi, sadece izlemesi ancak hareket edememesi..
bundandir belki, hayat akiyorken onun camdan oylesine bakisi..
hayata akmak-karismak istemeyisi.. hayir, korku degildir bu. bu farklidir. korkan insan kacmayi yegler, o ise kacacak guce dahi sahip degildir..
ve tum bu hisler, her sey iyiyken gerceklesir "hersey yerli yerindeyken.."
gariptir bu kimse anlayamaz, gostermez de zaten kimseye, yakinlarina dahi.. uzak kalmak en iyisidir, mesafeler cogaldikca o da cogalir.. insanlar gelip gecicidir bilir bunu.. gariptir yasadiklari.. kendisi de bi garip insanogludur en nihayetinde, bilir bunu ona gore davranir, kimsenin canini yakamayisi-bilincli olarak en azindan- bundandir, koskoca evrende tek bir toz parcasidir, ne bi eksik ne bi fazla, herkesle ayni, herkes esit; herkesle butun.
kisiliginde tek bi insandan fazlasini barindirir. gun gelir cok neseli, gun gelir inanilmaz depresif, gun gelir sadece siradan, gun gelir bicoklarina gore marjinal.. o da bilmez ya, bi insandan nasil bu kadar insan cikar.. her ortama "uyum" saglayan turden olmasinin nedeni budur.
bugun sadece nedenler ustune dusunup, nedenler ustune dusunmustur, nasillar nasil olsa olur der, belki bundandir..
herseyi kabul eder, bi kitapta dedigi gibi: "bu sehirde yasayan herkes bilir, gokten kafasina ne yagarsa yagsin insan kabul eder.." kendisine gelen her seyi kabul eder, bir sey olduysa bi "nedeni" vardir cunku.. gorunur gorunmez, belki gizlenmistir, belki zamanini bekliyordur..
sahi, hepimiz zamanimizi beklemiyor muyuz?
sanki o zaman hic gelmeyecekmis gibi yasar cogu, bunu gormezden gelerek.. o zaman belki suandir bilinmez, belki her andir fark edilse de gormezden gelinir..
su kisiden bahsediyoruz degil mi hala? kalbini herkese acamaz oyle, bilir ki bigun o acilan kalp kirilacaktir bir sekilde.. hmm bu yalandi iste, kalbini acmak icin can atar, acar da kalbini minik ayrintilardadir yasami, ayrintilari okuyan onu da gorur, goremeyen zaten hic olmamistir belki..
her sey net olsun ister, hayatindaki kararsizliklara-belirsizliklere ragmen.. neden mi? kaos da yasadiginin farkindadir..
nedense(evet hala "neden") o insanlara hep mustafayi cagristirir.. "hepiniz beni idare ediyorsunuz" derkenki halini ozellikle..
kelimelerle inanilmaz oynar, herkesin kafasini karistirir bu onun isidir, cok konusur cok acik verir bilir ki ne kadar gosterirsen o kadar gorunmez olursun...
mutlu mudur?
cogunlukla.. guler guldurmeyi sever, var olus bicimidir bu onun. gulmeyen insanlara da icten ice uyuz olur..
bu kadar anlattik, o da bunu okuyor suan, e mutlu olsun oyleyse.. kendisiyle ilgili sayfalar(evet bu yazi sonsuza kadar surebilir-di) yazicak bi kendisi var..

Monday, August 16, 2010

''yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. lekesiz bir yalnızlık. lekelenmeye müsait bir yalnızlık. tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. pişmansın. pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. olmuyor tabii. olmuyor. sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. beni anlayacağın günler gelecek. beni de göreceksin. benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. korkma lütfen..''

Friday, August 13, 2010

the worst sinners make the best saints

sahip oldukların mı sana sahip yoksa sahipsiz bir balıkmısın
eğer sahiplerin çoksa
kendine bir çanta hazırla
yola çık
sahipsiz hissettiğin yere kadar git
sana sınır çizenlerden mecbur edenlerden kural koyanlardan kurtul
adabınla anarşiyi yaşa
düzen kendiliğinden olur

Wednesday, August 4, 2010

ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben ben öyle her insandan o kadar uzağım ben yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar yoksa içimde başka bir dünya hasreti var uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan o içimden sevdiğim, benim olan dünyadan bir ses bana:gel dese, ben o sesi işitsem kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem.

Thursday, July 1, 2010

ben bu yaziyi sana yazdim

ben bu yazıyı sana yazıyorum, okumazsın bilirim ama gene de yazıyorum...hangi başlığa ne yazacağıma karar veremedim şimdi.saat buçukta uyudum 5te uyandım. 2 saattir tekrar uyumaya çalışıyorum, aklımdan sussa her şey, aklım bi konuşmasa uyurum eminim..ve aklımın bana söylediği tek bisey var:gözden düşmek..evet sen gözümden düştün.. insanlar benim için sıradan bi fesleğen gibi-evet insanlar da bitki aslinda.hareket etmeleri bir şeyi değiştirmez- hanı ben dikmişimdir oraya, güzelce durur yerinde, sen bi gün gelir o fesleğene basıp geçersin, "yanlışlıkla oldu" dersin. insanları hep severim ya seni de sevmeye devam ederim, olur derim bi daha yapmaz. içimden dualarla derim bunu. sonra başka bigun hersey normalken, sen bi yere yetişmek zorundasındır ve gene ezersin çiçeğimi. o zaman susmaya başlarım, benim gibi çok konuşan bi insanın susması tehlikelidir bilirsin az çok. susarım, söylediklerini dinlemem, içten içe bana zarar verdiğin beni kırdığın fikri filizlenir artık.bundan sonrası sana bağlıdır, ben etkenden edilgene, herseye "peki" demeye başlamışımdır, bu en tehlikelisidir, sen gözümden düşüyorsundur, sadece yere çarpma hissini yasamamamissindir.. sonra küçük bir şey olur, severken o çiçeği yapraklarını döker. sen yapmamışsındır o kendiliğinden olmuştur, sana kırılmıştır, içten içe kendini yemiştir. hanı çok şu verince olur, ama susuz kalınca da olur. bu sefer su değildir neden.. hissettiği küçücük biseydir, ve bu yüzden senden tamamen uzaklaşır.kendi başına, sessiz sedasız devam eder..-ultra saçma bu yazıyı neden yazdım bilmiyorum..

Tuesday, June 29, 2010

ipe sapa gelmez dusuncelerim var.. ne zamandir biriyle saatlerce susasim.. istersen cay pisiririz, cay yerine votka koyariz sende dilersen..
ne zamandir fikrim firarda.. ne zamandan beri boyleyim bilmiyorum..

Monday, June 28, 2010

gelecek bi sonraki sevgiliden istekler

gel bi an önce sonra da gitme, ben beklemekten sıkılmaya başladım. bilirsin, ya da öğrenirsin ben sıkılınca giden bi tipim. öyle sabırlı değilim. hazır şimdi çağırıyorken, gel bi an önce. bak mevsim yaz, ne güzel üstümüzde ince giysilerimiz varken..sürprizli gel istersen ben bilemem şimdi. ben çağırıyorum, e sen de bi yerlerde hissediyorsundur, gel bir an önce..

Saturday, June 26, 2010

belki..belki ben sana sevmeyi öğretemem. ama sen de bana unutmayı öğretemezsin. bu mevsim ki, yollarda zakkumların açtığıçok yakınlarda... sabahlardan bir sabahseni gerçekten, insanca kucaklasam sımmsıkıve yüreğimi avuçlarına koysam.. ne dersin? belki ben sana kavuşmayı öğretemem. ama sen de bana, ayrılığı öğretemezsin.

Thursday, June 24, 2010

nakka

once sarkinin linki : http://fizy.com/s/1jq6l4#

sonra sarkinin analizi:

"çok gunahın çok derdım zaten çok gez dolaş gül seni tutan yok sakın sorma yeniden açma ah ne olur yok şakam yok bu defa yok"

[burada kahramanımız kafası allak bullak gezmektedir. "ulan ne haltlar yedik şu hayatta" der, eller ceptedir. "neyse sittir et" diye devam eder, o sıra aklına kafasındaki "o insan" gelir. "bırak yahu, zaten bi fena oluyorum" der ama nafiledir bu telkinler kendi kendine.]

"düşe kalka zar zor kanı verdım aşka ama gel gör ki şefkati az bu defa son bu defa nakka"

[ eller cepten çıkmıştır burada. kendini savunacak şekildedir o eller kollar. "çok çektim be" der kahramanımız. "uğraşamam, uğraşınca değiyor mu ulan, anlaşamadık hep sonunda" diye umutsuzluğa kapılır. "havlu attım ben arkadaş" diye bitirir bu bölümü.]

"öğren kalbim öğren artık sen de uzatma bu sitem bile fazla"

[kafasında bitirdiğini düşünen kahramanımız, "eeh yeter" diyerek duygularına çıkışır bu sefer de. ama asıl sır son bölümdedir.]

"öğren kalbim öğren artık sen de utanma yeni bir rüzgara binelim gitsin."

[duygularına yenildiğini düşünen kahramanımız burada "yeni bir rüzgar" derken "yaşa be abi" yoluna baş koyar. aslında yenilmiştir kafası. "sen de öğreneceksin neyse" diyerek olayları akışına bırakır. "gene aşığım lan galiba" der, eller cepte avare gezişine devam eder. açık kapı bırakır sitemlerine rağmen.]

nakka iste adi ustunde asla..

durduk yere uzulmek

bazen öyle dönemlerim oluyor ki; neye, ne kadar üzüldüğümü bilemiyorum. bin bıçak saplanıyor sanki her bir hücreme. agresif oluyorum, kavga ediyorum ama ağlayamıyorum. tam tersine daha çok gülüyorum. "ağlarken içim güldü gözlerim" diyorum sık sık. çevremdekileri de güldürüyorum, sınır tanımadan geyikten geyiğe koşuyorum. fondiplere dalıyorum, dibini göremeyen sevdiğini de göremesin diye arkadaşlarıma şevk veriyorum. dibini de fazlasıyla görüyorum. ama kimseyi istediğim kadar sevemiyorum. emin olamıyorum kendimden. her birini ne uğruna sevmiş olabileceğimi düşününce kaçıyor hevesim. kadınsal rekabet mi giriyor kanıma yoksa hayatımda bir değişiklik mi arıyorum? nefes bile alamadan sevmek, mantığımı devre dışı bırakmak istiyorum. sonra vazgeçip, herkesi, her şeyi yarım bırakıyorum. daha iyi olduğuna inandırıyorum kendimi. bazen de aklıma jim carrey'nin efsane repliği geliyor; neden bana ilgi gösteren herkese aşık oluyorum? benimki de bu hesap mı acaba diyerek daha fazla yoruluyorum. ama umutluyum her zaman gelecekten. steve tyler amcamın "maybe tomorrow the good lord will take you away" dizesi benim gibiler için yazılmıştır belki*. dream on moduna bağlıyorum. bir süre için kendimi kaybetmek istiyorum. sonrasında tam anlamıyla bulabilmek şartıyla. alkolle aram yoktur, böyle dönemler hariç. sonuna kadar, içebildiğim, bünyemin alabileceği kadar içmeyi düşünürken; süper egom devreye giriyor, id'imi durduruyor. sonuç olarak istediğim gibi kaybedemiyorum kendimi. sıcak bir yaz gecesinde, "her yerde kar var kalbim senin bu gece" şeklinde serenat yaptığımı, ertesi sabah hatırlayabiliyorum mesela. hem bütün hayal kırıklıklarım geliyor aklıma teker teker. yine mi demekten yoruluyorum. kişiler, olaylardan çok kararsızlıklar yaralıyor beni. sonra "hamdolsun yine mi güzeliz, yine mi çiçek" diyorum. teşekkür ediyorum tanrıma. zaten dünyada bu kadar çarpıklıklar varken, fazla da mutlu olmamak lazım.kendinden geçmek istiyorsan bir süreliğine, iç ve geç! evren değiştir!ama ağlama! çünkü super girls don't cry.

Sunday, June 13, 2010

bazen sen karsidakini cok seviyorsun, onemsiyorsun ne bileyim. hayatini ona adamiyorsun da oyleymis gibi oluyor iste. her sey o oluyor zamanla. sen de -cok afedersiniz son zamanlardaki favori repligim- bok varmis gibi evet aynen boyle cok buyuk bi bok varmis gibi kendini onunla ozdesletiriyorsun. ne bileyim her an o varmis gibi dedim ya, bilen bilir iste.
sonra ne oluyor?

o bunu gormuyor, birak gormeyi adam fark etmiyor bile. hadi iyimserim bugun, adam goruyor ancak umursamiyor. sen aklindan "ya naparim da bu biraz mutlu olur" derken, adam sen yokmussun gibi davraniyor, seni unutuyor, yoksun diyor... alismani bekliyor bu da baska bi boyutu da neyse!

"ben her seyi onun icin onun yaninda yaparken, o hepsine uzaktan bakardi bir yabanci gibi.. her sozumu dinliyor gibi beni kandirirken icimden gelen binlerce ses bastirirdi sesimi..." den farkli olarak burada bi "o" yok. sen almissin gerceginden farklilastirmissin, adeta meta yapmissin ama bakiyorsun ki yok. artik oyle bir durum ki, zaten olsa da fark etmez olmasa da...

bu kendini cokca onemseyen, hatta kendini hic onemsemeyen insanlarin sorunu. bazen sana oyle davranmayanlara sen de oyle davranmamalisin. ogrenmek lazim.

o gitmis, belki sen onun icin "hic" olmamissin, o sensiz, sen onun hayatinda daha yokken ki gunlerine donmus.. hatta daha bile gerilere... ne yazik ki onune degil arkasina bakiyor. bu durumda nasi kirarsin ki o zaman tunelini? buna gucun var mi? buna deger mi? artik kelimeler ayni anlamlarina mi geliyor? yoksa tamamen anlamlarini mi kaybetti?...

uzulursun o cok gercektir. o kadar gercektir ki hayatin o olur bi sure. uzuntu. ancak hayatinin baska bi "o" belki de "0" yok olmasindan daha iyidir dersin. yasarsin...


neymis? bi insana cok deger verirsen ya onu kaybedermissin, ya kendini...

Friday, June 11, 2010

güneş altında söylenmedik söz yokmuş..bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde...

Saturday, June 5, 2010

sozluk yazarlarinin itirafları(m)

ruh hastası bir insan oldugumu gizliyorum bildigin. ancak sozluge itiraf edebiliyorum. bugun 5 yil onceki gunluklerimde "kisilik bolunmelerinden kurtulamiyorum, oluyorum, nefes alamiyorum deliriyorum" yazmisim mesela. itiraf neresinde mi? 5 yil icinde hicbir sey degismemis, ufak ufak arada olmus.ayrica ben yalan soylemeyi de seviyorum. normal gibi gorunup deli cevati oynamak en buyuk hobim. ancak insanlara tam tersi gosteriyorum. 26.01.2010

devamlı "bana bir şey olursa" diyorum, insanlar bana kötü bir şey yaptığında bana kötü bir şey olsun ve acı çeksinler diyorum, oysaki kendimi önemsemem.çoğunlukla mutlu olduğumu sanarak yaşıyorum, bazı sabahlar enkazın üstünde uyanıyorum bazen panayırda, doktora gitmeye cesaretim yok biliyorum, verdiği ilaçları birgün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok tadında alıcam çünkü.son günlerde daha çok alkol düşünür oldum, o günlere geri dönemem biliyorum, ancak, olmuyor.çoğunlukla ellerim titriyor bu nedenle sigara tuttuğum elimi sabitlemeye çalışıyorum, o zamanda hep bi yerler yanıyor, bacağım gibi.git gide asosyolleşiyorum bilinçli yapıyorum bunu da, hiçkimse beni ilgilendirmiyor artık.belki yarın sabah tamamen farklı bi giri giricektim buraya bilemiyorum. nostradamus nasıl 2000 yıl sonrasını bilmiş, ben 5 dakika sonramı bilemiyorken, çok merak ediyorum..yenemediğim bi suçluluk duygum var, kimi nerde öldürdüm hiç hatırlamıyorum..belki en çok kendimi öldürdüm ondandır...insanların ufacık dertlerine gülüyorum içimden kıs kıs, şunlara bak ne önemsiz şeyler diyorum, dışsal şeyler. asıl önemli olan kendinle derdin, onu yaşamıyorsun ya şükretmelisin diyorum onlara bakarken...sikerm böle aşkın ızdırabını şeklinde bir yaşam tarzım var, bekliyorum devamlı birinden bir şeyleri; sonu nereye gider hiç bilmiyorum..aldığım eğitimler bilmemneler eğitmen olmayı düşünen bi insan olarak bana bile çok anlamsız geliyor çoğunlukla.hayatta 2 şeye inanıyorum bi pazarlama, 2 para. --04.06.2010

insanların hemen hemen hepsini yapmacık buluyorum, sanırım bunun nedeni benim insanlara son zamanlarda yapmacık davranmam.bi dönem samimi olduğum ya da şuan aramasını beklediğim kişileri arayıp "ya ne öküzmüşsün sen" demek istiyorum ancak onun yerine gayet yavşak davranıyorum.artık kimseyle konuşmuyorum, eskiden çevrem çok kalabalıktı şimdi yalnızım.eski sevgilime "bak senin o çok sevdiğin bıcır bıcır konuşan, neşeli, çevresi kalabalık, sevilen, deli dolu kız var ya, o öldü" demek istiyorum ki; vicdan azabı duysun. işin kötüsü o kız gerçekten öldü.çok şeyim varmış ama hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyorum, kimseye anlatamıyorum.iyiymiş gibi yapma rolümü kendi bildim bileli o kadar iyi oynadım ki, artık kimseye gerçek yüzümü göstermiyorum, biliyorum görürlerse acıtırlar.dün de yazmıştım ama olsun, insanlar bana artık çok sıradan geliyor, o kadar çok şey yaşayınca diğerlerinin yaşadıklarına "pehhh" diyesim geliyor, diyemedim mi yüzümde joker gülümsemesi pazarlamacı insan gibi oluyorum.belki de gerçekten sevilicek biri değilimdir diye düşündüğüm çok oluyor bugünlerde...hayatımı sakin sakin bi yerde yaşayarak geçirmek istiyorum, bunalıyorum artık her yerden herkesten.evet görüldüğü üzere çok karamsar bi insan oldum son günlerde...bazen my name's earl deki randy kadar aptal olduğumu düşünüyorum. ---05.06.2010
tecavüzden sonra "zevk aldın mı?" diye sormak nasıl abesle iştigalse gidişinin ardından aylar sonra arayıp "nasılsın, ne yapıyorsun?" diye sorman da o kadar abesti işte..uyuz bir itin kasığındaki pire kadar mutluyum..ve başını çöpe soktuğu için kıçı açıkta kalan bir kedi kadar tetikteyim. tut ki mutluyum..tut ki yıkıldım...sana ne..!!!

Friday, June 4, 2010

bir şey var aramızda senin bakışından belli benim yanan yüzümden dalıveriyoruz arada bir ikimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki gülüşerek başlıyoruz söze bir şey var aramızda onu buldukça kaybediyoruz isteyerek fakat ne kadar saklasak nafile bir şey var aramızda senin gözlerinde ışıldıyor benim dilimin ucunda...
demis sair..

Monday, May 31, 2010

öyle bir sihirbazdın ki; beni bile kaybettin...
zordur insanın; onca zaman, bunca emekle kurduğu ne varsa hiçe sayıp, mağlup ama mağrur bir komutan edasıyla yeni seferlere niyetlenmesi...

Sunday, May 30, 2010

işte sen hep eksik kalansın...işte ben o hep yarım kalanım..onca insan geçti gitti ömrümden,ben kendime doyamadım..sadece onlar değil..her insanda ben kendimi defalarca terkettim..kimi sevsem önce kendimi yitirdim..senin gibi..benim gibi.."beni asıl hayat aldattı"
"mecnun değilim dost; lakin çağırırsan çöllere gelirim. sana yalan halde gelmem, toplarım özümü yalın halde gelirim. kapıyı çaldığında "kim o?"dersen; ben olmam, kapında sen olur gelirim. sen gel de yeter ki, yola yük olmam,yol olur gelirim...

"duydum ki kapıma gelmiş, tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün. bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur; o ancak içeriden açılır."

Friday, May 28, 2010

kucuk aptalin buyuk dunyasi

"birakin!" diyesim geliyor herkese, birakin bu ayaklari artik. yeter. biraz insan olun ne bileyim, cikin aklimdan her kimseniz, cikin ve bir daha yanima ugramayin. sizi suclamiyorum hem suclu yok yanlis var, ben artik cok yoruldum, dayanamiyorum son zamanlarda yasadiklarim o kdr agir geldi ki, kaldiramiyorum. size basit geliyor belki ancak unutmayin, bazilarinin cehennemi kendisiyle yasamak zorunda olmasidir. bu nasil zordur, cogu zaman bilmez kimse..
susmak, olumune susmak. tek istegim bu. dudaklarimi kanatircasina isiriyorum son gunlerde. icsesim peki? kimde var o guc onu susturabilecek? bende var, sende diceksiniz belki, deniyorum olmuyor iste.. hata ayni seyi cok kez yapip farkli sonuclar almayi beklemekmis.. oyleyse deneyerek hata yapiyorum belki de..
cok yorgunum, her an her dakika ucurumun kiyisindan bakiyorum hayata. ne atlayabiliorum ne kalkip gidiyorum, bakiyorum oylece..
ne olur pasif intihar demeyin, bunlari yasadim ben daha once..
cok yorgunum, artik nefes almak o kdr zor geliyor ki...








uyumak ve bi daha uyanmamak istiyorum..

olumsuzluk degil bunlar, hissettiklerim.. kayboluslarim, cikamayaslarim.. takilip kalmalarim.. ilerleyememiş olduklarim..

Thursday, May 27, 2010

Biraz değiştim, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar… Değiştim, Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni Ben benimle savaşıyorum, Seninle değil! Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim, Sorun değil! Elbet alışırım, Biraz alıştım, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Alıştım, Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma, Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum, Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma, Kesin değil! Henüz tanıştım, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık, Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda, Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda… Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha, Samimi değil! Bir hayli kırıldım, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime, Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım! Aslında ne sana, ne olanlara… Kendime kırgınım… Maziye hiç değil, an’a kırgınım. Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına, Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara, Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına… Bir hayli kırgınım… Beni ben kırdım oysa, İyi değil! Galiba yoruldum, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Kendime kalbimi kanıtlamaktan, Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan, Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum...

Wednesday, May 26, 2010

ne kadar tutabilirsin gul ugruna dikeni?

yüzüne tokat gibi çarpar bu soru..o an, gülün güzelliğini izlerken elinden akan kanları fark bile etmediğini görürsün birden, ve o an acımaya başlar aslında belki de aylardır kanayan..o zamana kadar çektiğin ama hissetmediğin bütün acılar dikenin battığı yerde toplanmaya başlar, gül hala güzeldir gözünde de, bir yandan da yanıyordur canın hiç olmadığı kadar...bilirsin, asla boyun eğip dikenlerini geri çekmeyecek, asla git ya da kal demeyecek..bilirsin, o dakikadan sonra kalamayacağını, kalsan da o kanamaya çok fazla dayanamayacağını..ne yapman gerektiğini görüyorsundur artık, gidersin, tek bir kelime bile etmeden,veda etmene gerek bile yoktur, güle, bilir o çünkü, sormaz hiç “neden” diye,cevabı içinde saklıdır sorunun, ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni?"gül uğruna dikeni tuttuğunu anlayana kadar.."

Friday, May 21, 2010

hicbi neden yok, agliyorum sadece. nasil derler "yas" tutuyorum gibi.. neyin kimin yasini tutuyorsun diyorum kendime, bak insanlarin ailelerinden birini kaybediyor; sukret sen iyisin ozlem bir seyin yok, sakinles biraz.. olmuyor iste.. ne yapsam olmuyor, cok nadir oluyor ya da. olsun diyorum, bunu da atlatacaksin.. demekten yoruldugum seyler belki bundan da inanasim gelmiyor.
mantikliyim da, oyle tamamen mantigimi kaybetmedim. sadece uzgunum, cok uzgun.. uzgun olmamam gerek, kotu seyler var bu hayatta, iyi yerdeyim oysa..
peki neden uzuluyorum, neden her an aglayabiliorum..
alkolden uzak kalmaya calisiorum, alkolden uzak durmam gerek en azindan bunu biliyorum. tekrar o donguye giremem..

son bir umut verse biri ve güzel olacak bir gün herşey dese ben inanirim belki de bu yalana..

Wednesday, May 19, 2010

yavasca sessizlige karismak

artık sesinin çıkmadığını fark etmek.konuşsan da duyulmadığını görmek.günlerdir aveadan başka mesaj atan olmadığını biliyor olmak. birileriyle konuşmak ama aslında hiçbir şey anlatmamak. bir soruyu ikinci kez sormamak. peki diyerek yürümeye devam etmek.ısrar etmemek.ısrar edilmemek.karşındakilerin yaptıklarına alınmamak ,gülüp geçmeyi bırak üzerinde bir an dahi düşünmemiş olmak.ve umursamadığın bir yerde zamanla umursanmayan biri olmaya başlamak.merak etsen dahi aramamak. aranmayı beklesen dahi ses çıkarmamak. sanki hep eskiden olduğu gibi insanların gözlerine baktığında neyin olduğunu anlayabileceklerini düşünmek. belki de işte o insanlara haksızlık etmek bu.şans sunmamak. ve sana sunulmasını da istememek. etrafındaki duvarları her geçen gün daha da kalınlaştırmak.kapına gelen ve sayıları gün geçtikçe azalan o misafirleri kibarca sessizliğinle kovmak.kimsenin kalbine dokunmasına izin vermemek.hatta bazen gitmelerini istemiyorken dahi bunu yapmak. belki bir hastalık. belki bir takıntı belki artık umut edemiyor olmak. ya da öylesine kırılmış olmak ki sadece kendine sığınabilmek. varlığıyla canını yakmış insanların artık olmayışıyla avunmak.yalnız olmak. artık içindeki şarkıyı koşarak bir başkasına söyleyecekken kendini durdurmak.sonra zamanla kendi kendine şarkı söylemeyi öğrenmek.yalnız başına ağlamaya alışmak.ağlarken yaslanacak bir omuz aramamak(ki en zorlarından biri bu sanırım). acı veren bir şey yavaşça sessizliğe karışmak. usul usul ölmek aslında. sadece henüz yaşıyorken başkalarının hayatından çıkmış olmak. tek fark bu.
'fazlaca depresif oldu azcık toplamak gerek' notu : belki , tekrar güneşe çıkmak istediğinde, bir şarkı duyduğunda artık gidip bunu birine söylemem gerek dediğin.yeniden nefes almaya başladığın vakit , tamamen unutulmamış olmayı ummak..

Saturday, May 15, 2010

muratlara gittik bgn, tortorla tanistik o ne uyuz bise oole.. ama sirindi.. guzel bigundu.. neyse bgnun ozeti:

"ne senin yuzun guldu, ne icime sindi olmayinca olmuyor payima yalnizlik dustu, kader hep beni cizdi gulmedi mi gulmuyor.."

ahanda linki: http://fizy.com/#s/1aiq0i

Friday, May 14, 2010

guzel bigundu bgnde.. izmiri seviorum, hayati seviorum.. ne begendiysem ya kuzenime verdim, ya ozgeye. goren bigundeyim heralde.. ancak izmire yaz gelmesi, aradigim seyleri bulmam-istedigim seylerin karsima cikmasi fln guzel.. bi burukluk var ancak ben kaynakli degil, baskasi bunun sebebi beklerim ole, yapcak daha ii biseyim olmadigindan..
narsistlik, megolomani 1000 bu ara, zira eskisi gibi olmak giydiiim her seyin yakismasi, hatta cok yakismasi tabii bende ego tatmini yaratti ztn kendime asik bi insanim hali hazirda. hastasiyim kendimin. masallah diim ahaha.
gunun ozeti: erkekle kadin cok farkli dusunur, kadin gorur ilerisini: erkekse baslarda sonsuzca herseyi yapabilecegine inanir, kotusu seni de inandirir...

Thursday, May 13, 2010

one step too far

cook yorucu ve eglenceli bi gundu. sabahin korunde kalktim bucaya gittim, bi sira bi kuyruk oeh derken merti gordm, arkadaslar iyidir seklinde cok yardimci oldu hem de yanimda oldu ki, tek basima beklemedim. tam o arkadas napior derken, kiz karsidan geldi. saskinliktan olduk tabii. hos simdi de bus e selam verdigimde, tam fotolarina bakiodum dedi; hic sasirmadim mucize midir eszamanlilik midir ne ole bise..
sonra gorkem ki kendisi bana ikizim kadar cok benzer her yonden en azindan herkes oole dior, canim arkadasimla bulustuk. hayret saatlerce bi mekanda oturduk, coook gulduk cok ozlemisim.. tabii fal konusu biraz kafa karistiriciydi yih yih yih:)
eslayla ozge geldi bi fasil da onlarla gulduk eglendik.. guzel bi gundu.. biraz yorucuydu ancak olsun, guzeldi..
gorkem canim benim, en sevdigim dostlarimdan biri zira dedigim gibi kardesim kendisi.. sevioruum fazlasiyla.. ne zmndir kafama vurmuodu iste ii oldu:)
bekliorum,
i've been waitingi'm still waiting modundayim bgn basliktanda anlasilacagi gibi. her gun gunun sarkisini secsek ne guzel olur:)

you can sleep forever, but still you will be tired you can stay as cold as stone, but still you won't find peace with you i feel i'm the meek leading the blind with you i feel i'm just spending wasting time i've been waiting i'm still waiting i've been waiting i 've been waiting i've been waiting i'm still waiting i'm with you with you it's always one step too farone step too far you can walk too far but still you won't be found you can look down on the world but still you won't find love you won't find love only with mellow are you thin enough to slide through,don't let nothin' ride u,if the sun or the moon would give way to doubt,they would immediately go out.only one swallow doesn't make a summer but u gotta start somewhere

meali: "cok az kalmis olmasina karsin hala uzak, hala erisilmez; tum cabalara ragmen, bu kadar yaklasmis olunmasina ragmen hala istenen elde edilemez durumda"

http://fizy.com/#s/1dlsl1 - ahanda sarkinin linki

Tuesday, May 11, 2010

"beni tutma, elinde kalırım, kırılırım."
bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum, bildiğim ancak aşıkken var olduğum... işte bu yüzden, benim için aşık olmak; çoktandır hasretine katlandığım yokluğum. 'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, ' demiş la rochefoucauld benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

Monday, May 10, 2010

bugun kisisel tarihimin en zor gunlerinden birini gecirdim.
suskunum. ziyadesiyle sessiz. canim yandigi kadar can yakiorum uzgunum o
nedenle caresizim.
susma vaktidir simdi. olumune susma vakti..


cok seyim var solicek hala ve hala.. ancak susmak vaktidir simdi, ne konusmaya halim ne konusmaya gucum ne de ayaga kalkmaya halim var.. ama iyiyim iste. bi sekilde ii olmak "zorundayim" kendim icin degil, onun icin..herkes kendinden cok karsi tarafin canini yakmaktan korkuor, korkuor korktukca dusuor korktukca can yakiorus.. paramparca olan bi vazo elimdeki, her sey yerlerde.. duzeltmeye calistikca elimde kalior.. o yuzden dursun oyle. zamanla diyorlar, zamanla mi gecicek bunlar.. artik yalanlara inanamayacak kadar dogrular icindeyim. susayim ben en iyisi. sonsuza kdr susayim..
sorun benim biliyorum, benim degiskenliklerim... ben bile kendime tahammul edemiyorken bi baskasindan nasil isterim bunu, ne hakkim var benim buna..

Sunday, May 9, 2010

istanbulda gecirdigim kisa ama guzel gozleri cok ozlemem nedeniyle, uyuyamiyorum ve hatta hicbise yapamiorum. sakin olmam gerek, sadece bunu biliorum, anlamam kabul etmeme yetmior en nihayetinde... gunesli pazarlardan-sunday- nefret etmemin nedeni bu sanirim. canim oyle bir yanior ki, anlatsam saatlerce susmam..
ama tam tersi artik susuyorum, susmak cesaret istior bugunlerde..
bi de delirmemem lazim da onu henuz cozebilmis degilim how?

aglayarak uyumak varmis, uyaninca nerdeyim ne zmn uyudum diormussun..