Saturday, December 26, 2009

bazi seyler biter, sessizce.. fark etmezsiniz bile bittigini. bi sabah uyanmissin bitmis.. o artik yokmus, bir varmis bi yok olmus... caba sarf etmissin olmesin diye kurtarmaya calismissin, kemoterapi etc.. ama bitmis iste, sen bile fark etmemissin o gitmis.
fark etmissin de soyleyememissin, simdi soyluyebiliyorsun bu seni uzuyor, farkindayim cok uzuluyorsun, ama baslarken sana sormus muydu ki biterken sana sorsun?..
ani bi kalp krizi gibi iste.
bi anda olur her sey.
bazi seylerse baslar, sessizce... suskunca. ama iyidir. baslamasa bile bikac gun iyidir.
hem kim askin varligindan soz edebilir ki? ask diye bir sey var midir? yanilsamadir gecer..

Friday, December 11, 2009

-nasilsin?
-vitrine konulmus herkesin baktigi ama almadigi bir elbise gibiyim.
-ne demek bu boyle?
-herkes bakiyor, almiyor: kimi cekindiginden, kimi korktugundan, kimi kendine yenilecegini dusundugunden, kimi pahali buldugundan, kimi zor, kimi kolay buldugundan, kimi begenmediginden...
-uzmuyor mu bu seni?
-uzmez mi? denenmekten yipraniyorsun artik, askiya asilip cikarilmaktan, herkese beni alicak umuduyla bakmaktan yoruluyorsun.. her birinde ayrı bir umut, her birinde ayri bir "belki"
- ne olacak ki seni alsalar? mutlu mu olacaksin?
-bunu bilemem simdiden. belki mutlu edicem, belki alinip bir koseye firlatilicam, belki cook sevilicem hic ustlerinden cikmicam. ama tek bildigim, su an burdan kurtulmak istedigim..herkese ayni umutla bakmak istemedigim.. sana bir sir vereyim mi? "bu sefer farkli olucak hissi" var ya, o en kotusu...

Thursday, December 10, 2009

hayat yoluna koysun kirdigi yiktigi her hayali...

şimdi biz neyiz biliyor musun?
akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
birbirine uzanamayan
boşlukta iki yalnız yıldız gibi
acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
bizden diyorum, ikimizden
ne kalacak?

Tuesday, December 8, 2009

yaşamında şunları da yaşayabileceksin:
1) birisini, ona söyleyecek bir şey bulamadığın için aramak...
2) birisini, onu artık görmeyeceğini söylemek için beklemek...
3) birisini, onu görmemeye dayanamadığın için terketmek...

neler yaşamayacaksın ki!...

Friday, November 27, 2009

okyanus

yildizlar olmasaydi okyanus da olmazdi. cunku yildizlari okuyamasaydik, okyanusa acilamazdik.

okyanusa acilamasaydik ne oldugunu, ne kadar buyuk oldugunu asla bilemezdik.

o yuzden okyanusu tanimak istiyorsan ilk once yildizlara bak cocuk.

Wednesday, November 18, 2009

kendimle diyalog...

bir de delilere neden delirdiklerini soruyorlar? neden delirsinler?
durduk yere delirir mi ?
hem deli mi onlar...

Thursday, November 12, 2009

kurulmayi bekleyen bir cumle gibiyim...

evet suan ki ruh halim bu, kurulmayi bekleyen cumle gibiyim, ne bileyim limana demirlemis uyduruk her an batabilecekmis gibi duran bi gemicik belki de, cik ama asla gemi degil, gemi olmak benim ne haddime...
ya da uyandirilmayi bekleyen kedi...
bos bi kalem gibiyim, yazasim coook susasim az ama susuyorum ama hic durmadan susuyorum.
oyle bakiyorum.
diyorum ya bitkiden tek farkim hareket ediyor olmam...
sonsuza kadar susabilirim.
uzun yol kosucusu olucam artik, uzun yollarda kosucam burdan baslicam ankaraya kosarak gidicem.
boyle garip garip dusunceler var aklimda, deliriyorum muntazaman.

Sunday, November 8, 2009

hayal kirikligi vs. hayat kirikligi

uyanmıssın bir gün;uyanan kim bilmiyorsun.suskunluk üstüne suskunluk ama sen hep konusmak istiyorsun.tanımlayamadıgın bir hapishanede izleyicilik cezasına çarptırılmıssın.öylece geçip gidecek zaman,ne yaşadıgına ne hissettiğine aldırmayacak;sonunda biri gelip bir isim bulacak hissettiklerine,hayat kırıklıgı diyecek mesela...

Tuesday, November 3, 2009

".. ben çoğu geceler içiyorum. bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum. belki kendi kendimden. iki çeşit içen vardır. biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer. bir de şu çevrendekilere bak. bunlar neden içiyorlar? toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için. çekinmeden bağırmak, yüksek sesle gülmek için. dışarıda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır. sokakta gülmemek için burda gülerler. böylesi az içer. ya ben? içiyorum da kurtulabiliyor muyum? belki yalnız baş ağrısından..."

ama konuşunca dahada cok içiyorum
benim içimde hep bi şeyler
olucak ben alişmişim kendimle konuşunca
beni benden aliyorlar gibi hissediyorum
bi bakiorum benim olanlar artık
başka birinin olmuş ben yine yalniz kalmişim
işte ozaman kendimi tekrardan yaratiorum kimsenin bilmedikleriyle
işte o zaman ben meydana gelio
ama içki mereti
konuşturuyo bu yönünü sevmiorum
ya o değişicek ya ben
bu iliski boyle yurumez..
terkedilmeyi yasamak da yersiz en iyisi dost kalalim...


--benim gibi birinden...

cekilmez...

cekilmez biri oldum son gunlerde iyice, aklim o kadar karisik ki, dusunemiyorum bile artik. sadece nefes alip vermek, bi bitkiden tek farkim hareket ediyor olmak.. canim yaniyor bir de fazlaca, gulemiyorum bile cogu zaman, guluyorsam da bakma oylesine.
insan ne kadar aglar? ama ben aglama kotami coooktan doldurmamis miydim?.. sorulari kafamda donuyor...
oyle bi agliyorum bi guluyorum, ama en cok susuyorum.

"dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün "

Sunday, November 1, 2009

"supersin hacim, ayna gibi gosteriosun ama sir vermiyorsun..."
"Hayatı maruz kalınan değil edinilen bir şey olarak yaşarlar. Mum ışığı gibi yalın, gösterişsiz ve titrektirler; vicdanı sızlayanlarla ışıklarını paylaşırlar. Göz yaşları kadar kahkahaları da vardır. Çocuk ruhlu ve isyankardırlar."

-birinden...

Saturday, October 31, 2009

akmayan rimel

eskiden kullaniyordum bunlardan, ama o zaman aglamiyordum ki, her aksam mecburen siliyordum gözlerimi dus alsam bi saat yuzumu yikasam gene cikmiyordu, ama,
o zaman aglamiyordum ki ben.
simdiyse,
cooook sevdigim kirpiklerimle insanlari dovebilecegim rimelim akiyor gozlerimden,
hem de her gun.
her gun rimel surmucem artik gozlerime diyorum, akiyor gecenin sonunda silmek gerekiyor, zor bi durum bu.
alismak gerekiyor, ama halim yok gidip waterproof mascara alicak...
kalsin boyle,
nasil olsa sabah goren yok.
"Gelmesen onemli degil, gelsen onemli olurdu
Gelmemen buyuk yalnizligimi doldurdu..."

Friday, October 30, 2009

ikna edilemez kisi olmak

herhalde super biseydir diye dusundugum durum. gayet de ikna edilemeyen biri olmak, duvara konussan duvarın "wayy ozlem dogrusun haci" diyecegi seye "ii geceler" diye cevap vermek. harika bise heralde:)

ki ben israri ve iddiayi hic sevmem..

Monday, October 26, 2009

don't be fooled by me

bana aldanmayın!yüzüm bir maskedir,sizi aldatmasın.binlerce maskem var,çıkarmaya korktuğum,ve,hiçbiri ben değilim...olmadığımı göstermekikinci doğam oldu."kendinden emin biri" dersiniz,sanki güllük gülistanlıkbenim için her şey...adım güven belirtir,ve,oyunumun adı"ağırbaşlılıktır".içimde ve dışımda denizler sakin,herşeyin kumandanı ben...kimseye gereksinme duymayanben...fakat, inanmayın bana,lütfen!..her şey dışta düzgün ve cilalı,hiç yıpranmayan ve her zaman saklayano maske!..altta ne güven, ne de rahatlık...altta,karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayangerçek ben!..ama saklarım bu gerçeği savunuculukla...kimsenin bilmesini istemem...zayıf taraflarımı düşündükçe,titrer ve sararırım...ya başkaları görürse iç dünyamı...gerçek ben ve yalnızlığımı!işte,maskelerimi onun için takarım...onun için, arkalarına saklanacakmaskeler yaratırım...onlar,gösterişte kullanabileceğimparlatılmış yüzlerim.beni korur, bakan gözlerden...beni olduğum gibi kabul edecek,sevecekbakışlar bulamazsam,solacak kuruyacak gerçek ben...ve,ben bunu biliyorum.beni kendi maskelerimden kurtaracak,kurduğum hapishaneden kaçıracakdiktiğim engellerden aşıracak,beni seven,beni anlayanbakışlar olacak.bana,"sen değerlisin" diyecek,"maskesizken, daha bir insansın""daha yakın, daha bir dostsun"diyecek bir bakışabeni gören bir bakışamuhtacım...benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..uyarırım seni dost!..uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,sana kendini kolayca açamayacaktır...bütün gücümle tutunacağım maskelerime,ne kadar sokulursan yakınıma,o denli şiddetli geri iteceğim seni...kim olduğumu merak ediyor musun?hiç merak etme...ben çevrendekiher erkek ve kadınım...maske takan her insanım.

Saturday, October 24, 2009

ben sen haric herkesi dusunuyorum bugun. ama herkesi. her seyi. su zamanlar gecip geri donup baktigimizda neler olacak diye dusunuyorum.
dun bi arkadasla bulustum, o kadar sessiz ve sakin gorunumluydu ki. alip lunaparka goturme istegi hissettim, yine hiiiiiiiic susmadan konustum, bilirsin benim oldugum yerde kimse konusmaz. yoldan gecenleri seyrettik en cok. durduk oyle. hani oyle durursun ya. nedense bende sarilma istegi yaratti, belki depresif kedi oldugundan. malum depresif kedilere hic dayanamam ben.
simdiyse, oyle iste bosbos oturuyoruz, ben nefes almakta zorlaniyorum burda degil de ozgede olsaydim disari cikip icseydim diyorum.
umutu ariyorum su sira cok fazla. izmirde olmak, umutla sacmalamak istiyorum.
sen haric herkesi dusunuyorum bugunlerde. sen haric herkesle aram iyi. sen haric herkes yanimda.
dusunuyorum, bu ara verme sureci gecince ne hissedices? ben su an hic bisey hissetmiyorum da.. o zaman ne hissederim cok merak ediyorum...
inanilmaz sakin ve duraganim.
izliyorum yine.
sevmedigim bi sehirde, bulunmak zorunda oldugum aslinda beni seven insanlar arasinda, duruyorum oylece...

bi sen yoksun yanimda. sen haric herkes burda..


yesilim bugunlerde, hic olmadigim kadar yesil hem de... lacivertle yazdigima bakma, otorite degil huzundur lacivert benim icin...

Thursday, October 22, 2009

son zamanlarda en sevdigim eylem bos bos masaustunu izlemek

hissizligimizden konusuyoruz karsilikli, nasil duraganlastigimizdan, boyle hicbisey fark etmeden yasadigimizdan, kendimize dondugumuzden...
"bense rol yapan bi halde herkesten uzak o kadar cok susuorum ki.... kimse inanmıyor sustuguma, ama susuorum istikrarlı bi sekilde
2 sekilde olur ya genelde anlatirsin herkse
durmadan susmak bilmeden
ama bu boleydı bole olurdu bole olsaydıı...
ama ole diil simdi susuorum...."

diyorum. cevap veriyor:
"normalde kendinle konuştugundan daha az konusucaksın
ama susmakta güzel
22 senedir yılmadan yaptıgım en nadide eylem "


kendisi dost dediklerimizden "you look so pale" -cok solgun gorunuyorsun- insani..

bi yerlerde bir seyler yanlis gidiyor hissi, bi eksiklik hissi, ne koyarsam yerine dolar bu bosluk sorulari... ama en cok da durmak... sonsuz bir kosudaymis gibi sadece durmak...
ve izlemek.

Monday, October 12, 2009

insanlar cesit cesit...

ne degisik insanlar var: cok sevdigin bi donem cok yakin oldugun, hayatinin askini aramis buldugunu sanmis kaybetmis hala ofkesini yasayan... yeni buldugu birine hayatini adayacak kadar baglanan... uzun zamandir hayatindaki insandan soguk duran ancak kaybetme korkusuyla iyi davranan...
iliskiler durumundan kisa iki uc ornek bu...
halbuki bilseler "yuzler ayni isimler baska..." her ask, sevgi, iliski whatever ayni, unique degil, sensin onu unique yapan, saniyorsun ki karsindaki...
anlamadigim,
icinde hala ofke bulunduranlar... gecmis gitmis, meshur bir kufur vardir( kufru noktalama isareti olarak kullanmak) buraya tam uyar. oysaki, her sey ayni. her sey saf bi aidiyet duygusundan kaynaklaniyor belki.
oysa,
bir de ait olamayan insanlar vardir. ne yasadiklari sehire, ne baskalarina ne kendilerine ait hissederler. evet, insanlar vardir cok severiz cooook oluruz ugruna ve biter. bu normaldir. artik saglam durmaliyiz, bunun farkindadir.
degisik sandigin her sey ayni. cogunlukla siradan. cok abartma, hayatinin anlamini kendine yukle. kaybedilebilir olanlara degil.

kaldi ki, insanlar- benim gibileri-- 100 kisiye sorsaniz "degisken, slklLhan" olarak tanimlananlar yani, ait olamazlar, ait hissetmezler. bu ozgurluktur, bir gun var bir gun yokluktur, kiralik olmasidir herseyin. satilik degil...

harikasin arkadasim sen de, bi zamanlar seni kirdi diye birine hala kin duyup yeni biriyle bir an once evlensem derken...


--eski bi yakin arkadasa yazilmistir--

Thursday, October 1, 2009

soru eklerini kullanmamak

biraz kibrisli olmak, paradokslarla yasamakkibris kiralinin dedigi gibi "tum giritliler yalancidir ben bir giritliyim" demek(evet giritlileri sonradan ogrendim, hayatim boyunca tum kibrislilar olarak bildim bunu ben), dahasi emin olmak sordugun sorudan. alacagin cevaptan. "sana bi soru sorabilir miyiiimm?" den sonra "sor" cevabi alininca "ama ben zaten sordum sorumu" demek. butun bu konformist hayattan uzakta kalmak biraz.
aslinda birazda nese sorulari boyle sormak, sener sen filmi gibi. bulunulmasi zorunlu bir yerde masanin altindan kolaya vodka karistirmak gibi.
degisik...
anlayamayacagini dusundugun insanlarin gozlerindeki umudu gormek soru eklerini kullanmak...

Friday, September 18, 2009

ayyyhh bi yasima daha girdim:) -- sevildigini bilmek...

evet bugun bir yasima daha girdim, hayir mecazi degil! gercek:) harika bir sey bu, harika bir duygu, insanlarin yanimda olmasi... 75 kisi ehehe harika:)
o kadar cok kisi kutladi ki dogumgunumuzu, harika bir sey bu, insanda mutluluk ve sukur duygusunu ayni anda barindiriyor:)
fulyacim canim arkadasim ve ummuyle kutladik ilk, sonra meltem(nesime nazın dedigi: ayyy masallah artik nazar degmicek sana:) ve husniye ablalarda sohbet:) ederek:):) eh en sonda canim babam kutladi, hayatimda en sevdigim erkek:)
sukurler olsun diyorum yeni yasima girerken; ailem sevdiklerim sagligim huzurum her seye sahibim:)

her gecen gun hayatim daha bir "harika" oluyor:)

hayatima giren herkese, herseye tesekkurler!
buyuyorum sizinle...


23 olmanin dayanilmaz hazzi:)

Saturday, September 12, 2009

ozlem bakisi:)

kuntizciimin yaptigi tanimlamalar hep yer alir bu blogta, ve en sonuncusu en yenisi:

"otogarda yada havalimanında kndisine dgru yaklaşan eşini dostunu görmüş özlemle gülümseyen kişi.."

butun fotoraflardaki bakislarima ithafen:):)

Friday, September 4, 2009

aramak, çok zor bastırabildiğim bir dürtüydü; aranmamak ise, ince bir sızı: yalnızca da 'arama' ediminde bulunmamamız değildi ilişki için yıkıcı olan : ben, seni arama eğlimime ketvurabilmemden; bundan önce, onu bastırma gereksinimi duymamdan, en temelde, seni yeterince özlemediğim; senin de, beni aramayabilmenden, beni yeterince özlemediğin, sonuçlarını çıkarıyordum - bunlar da, zaten, aynı sonuçtu...
bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.

yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
bu şehir arkandan gelecektir.
sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
başka bir şey umma-
ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.




-zamaninda bir baska ulkeye giden bir baska sehire giden birilerinin arkadasindan soylenebilecek gonderilebilecek en guzel siirken...

Monday, August 10, 2009

mucize

yaninda hic korku hissetmedigim, tumuyle guvende oldugum, aidiyet duygusu olmayan bi yere ait olamayan insandan farkli hissettigim ilk kez, yaralarimin kabuk bagladigi, sakin, guzel, hep neseli, mutlu bi insan oldugum, cocuk gibi simarabildigim tek yer onun yani belki de...

belki de bu yuzden o bir mucize...

Saturday, June 20, 2009

viyana

suan viyanada sosyal forumun en onemli gununde millet kulakliklarla simultane dinlerken ben gayet mp3 playerimi taktim gayet muzik dinliyorum, acikcasi sosyal forum, iste bilmemkimlerin kurtulusu falan umrumda degil cok fazla, aktivist olmadigimdan saygi duymadigimdan falan degil, biraz milliyetciligimden..---tabii merak konusu neden burdayim:)

coook egleniorum ama, cooooooook hele dun...

party varmis dediler, viyana 7deyiz, viyana 1deymis, eyub ARKADASI(bkz: firat arkadas:) da aldik, 48a dan gidices, eminiz, "enşildigung" diyerek gideriz biz oraya:) ciktik, 7 metro duragi yuruyup hosteldan 48a ya gittik,
gitmeden once:
deli gibi yagmur yagiyor,incecik giyindik, babetler, eyupte tshirt hatta, bizde ceket var da eh iste... karsidan karsiya gecerken falan temkinliyiz tamam turk mahallesindeyiz falan ama polizei goturur korkumuz da var, islanmayalim die bi barin kapisinin oraya gecmeye karar verdim. eyup gecme bence dedi iceri bakarak, amannnnnnnn burda her yer pub noolabilir ki derken; striptizci gibi gorunen abla kolumdan tuttu arkadan, nasil korktum:) no deutsch seklinde kacmaya calisirken kendisi inatla gelin falan diyordu.. bende yemeke eyube dun alis veris merkezindeki turk teyzeleri(hadi sizi bize cay icmeye gotureyim bak buralar cok tehlikeli daha cok gencsiniz basiniza bise gelmesin) anlatmistim yemekten once: "yaa iste 80ler turk filmi gibi, nuri alco, tecavuzcu coskun imajı aklima gelmisti ahaha" seklinde, resmen onu yasiyorduk az kaldi:) kirmizi falan dinlemedik kostuk direk:)


onemli bi nokta: yagmur giderek hizini artiriyordu...

50 farkli kisiye parlemento, muzeler falan var ya oraya gideces dierek gidiyoruz, bu arada enşildigun bizim cumlemiz oldu, kimseye de guvenmiyorz, otobuslere biletsiz biniliyor buraada, ama biz alalim noolur noolmaz 70 euro ceza vermeyelim modundayiz:) indik son durakta.

parti meraklisi insanlar olarak, basak arkadasin hala evden cikmadigini ogrendik:) ayyyy bu bina da cook guzelmis diye diye merkezdeki her yeri gezdik hatta belediye binasının altindaki cok guzel yere de girdik komediydi:)

hala yagmur yagiyor, biz sokaklarda...

en son basak aradi bu arada tamamiyle islaktik, bi yere girelim dedik, hesapta anlatigi yer cok yakindi ama gidemedik tabii:) yine 500000 kisiye sorduktan sonra, bulduk, ve sadece 25 dakika falan oturduk cunku 8de hosteldan cikmistik saat 10 bucuktu ve biz sirilsiklamdik..:) basagi gorduk gittik canim noolucak:) ne partisi:) 12 de metro kapaniyormus. basagin kardesleri aaa surdan u3 e binin cok yakin dediginde, dinlememeliydik, baskalarina da sormaliydik hem biz kimesye guvenmeyiz:) indik u3 te tek durakmis cidden
48a ya bile 7 metro duragi yurudumuz dusunulurse, hic:)

yagmur abartmisti tabii biz islak islak, indigimiz yeri bilmeyerek bulmaya calistik:) 12 ye dogru yurttaydik ama :) sokaka kimse kalmiyor tabii.. 10da kapaniyor her yer.hersey islakti ve keske biz bildigimiz yoldan gitseydik seklinde:)

tabii burada okuyanlar eglencemizi anlamiyorlardir ama,

"anlatilmaz yasamak lazim"..:)

sinitzel yemekten bi hal olduk, sistersdaki ablanin biz kendi aramizda konusurken durup: "bir iki" demesi de ayrica yaran bi olaydi..

komik iste her sey:) cooooook eglendik cook:) bu gece kendi partimizi olusturmaya gideriz heralde:) dun de party diince ne parti meraklisi insanlarmisiz yaw bizde diye diye gittik:) tabii parti olmadigindan da emindik aslinda ya... yasadiklarimiz bastan sona komediydi..


simdi de konusuyorlar, konussunlar, acikcasi umrumda degil, abrahamdan zor kurtardim pacami dun zaten:)

son soz olarak: viyana yagmuruyla ve sinitzeliyle meshur, eglence de hic tanimadigin bi insanla bi yere gitmeye calisirken yasanir:)

Thursday, June 4, 2009

mutlu und mesut

butun agladiktan sonra---e okul bitti ya, yasamam dedigim bi yerde yasadim hatta alistim buraya ya(bkz: alttaki entry: ozlemek vs. alismak)--- mutlu bi insanim su an... Niyazi Hocamizla oturduk, seviyorum boyle insanlari, iyi niyetli, icten, riyakarliktan uzak, ama bu boledir bidibidi diye kotu bi yonden baktigimizda, "o oyle degildir, kotuye yormamak lazim.." diyenleri.. Niyet cok onemli cumlesini soyluyorum yine... Coook cook keyifli bi aksamdi, Busra'nin biraktigi bosluktan cabuk bi mod degisikligine gecisimiz kolay oldu..:) --cumleye bakar misin, korku filminden hallice..-
ama suan anlatim bozukluklari yapmaya cok musaitim, kuralli cumleler yerine devrik cumleler beni anlatir.. bir suru haller icinde halim, turkceye cevirmeye cok mecalim durumundayim...


keyifle, sevgyle hatirlayacagim bi gece daha yasadim.. mutluyum.

he bi de, ben burda yasadim ya, her yerde yasadim heralde...

her sey kismet, onume cikan her iyilik ve her kotuluge sukurler olsun..:)

ozlemek vs. alismak

alistin mi?

her seye her zaman alisir misin, aiditiyet duygunun oldugunu mu fark ettin, aferin sana.. bu senin icin guzel bi asama.. alismak, insanın en fark etmeden yasadigi duygulardan biri.. default ozelliklerinden biri bu, hani ogrenme olmadan yasanilan.. alismak, yolda giderken baska bir sehire, aklinin obur sehirde kalmasidir aslinda...

ozlemek peki?
ancak, alistigin yere hissedilir...

Wednesday, June 3, 2009

soylenecek cok seyi olan ama hep susan insanlardan biri olmak.. ya da tam tersi.. fark etmiyor, onemli olan niyet derdi bi tanidik--woww tanidik olmus-, onemli olan niyet.. ben iyiniyetliyim, umutluyum, mutluyum gercek olucak hayallerim var...

Monday, June 1, 2009

basladi, yoruldum, biktim derken bitti gidiyorum!

evet butun haklari ayse'ye aittir basligin... bitti bi nevi gidiyoruz.. ama once haftasonu:

coooooook eglendik cok.. kirmizi elbisemi giyindim-evet bence de yazinin en onemli kismi bu, evet ustume bira dokuldu, ahaha coook eglendim-
buradan cikardigim sonuc: barda tanistigin adamlarin sadece biriyle gorus:) en sevimli olani ve mumkunse de koc burcu olsun:) ertesi gun tabii yine cok eglendik.. birlikte gecirdigimiz son zamanlari "harika" gecirdik-ve her an cok ozlucem ya ben bu ani hissiyle yasiyoruz.. her yaptigimiza daha bi baglilik hissediyoruz, ne kadar paylasirsak yanimiza kar kaliyor, ben duygusal bir okuz oldugum icin cool takiliyorum, en azindan oyle gorundugumu saniyorum, rol yetenegimi kullaniyorum.. ama aslinda ozlucem ben burayi.. ilk gunler, alisma, hastaliklar, sabir, derse calismadan yuksek not alma, gulme, sinirsiz gulme, dostluk--ki ciddi guzel bi dostluk...
"yillar onceydi cok da guzeldi simdi dusununce..." seklinde baslayip, " son defaymis gibi kaybederken kendimi en ucuz saraplarda..." ile devam edip sonlanan bir durum bu:) --hulyaya selam sarkitmak:)


oyle duygusal biseler yazamam, en fazla "ozlemlesmek" fiilini uygulayabilirim.. (bkz: bu blogun ilk entrysi:)

hea ben ayrintilara cok takildim, ayseyle hulya beni olduruyorlardi, inanilmaz ayrinti gecmisten gelen, coook fazla, cook eski sarkilarin calmasiyla bu bende gerginlik yaratti biraz ama, sanirim bi isaret ya da smt like that..
ayrinti insani halim had safhada su ara.. fil hafizali oldugumu biliyorum da, sasirdim:)

hayat iste,
bildigi gibi geliyor..

ben mutluyum, sadece ozlemek durumu olucak, aliskanliktan sonra tekrar ev hayatina alismak:) bakalim hayat ne getiricek, ben mutluyum...

"her sey cok guzel olacak..."

Thursday, May 28, 2009

bugun yasadigim mutlulugun degeri paha bicilemez:)

hayatimin en mutlu anlarindan birini yasiyorum:) 2 yilimi gecirdim.. herseye ragmen, herkese ragmen:) ve bitti.. sukurler olsun..

hic inanmazdim koy gibi bi yerde yasayacagima, zararli aliskanliklarimi birakacagima, tanimadagim insanlarla yasayacagima, DERS CALISACAGIMA, olumsuz halimden cikip tamamen degisecegime..

ama degistim.
ve degisiyorum.
ve bu beni cok mutlu ediyor..

"Gelecegimde herseyin iyi oldugunu bilerek guven ve huzurla ilerliyorum"
"Yeniyi sevincle karsiliyor ve kabul ediyorum"mutluyum işte, daha ne:)

mutluyum işte, daha ne:)


edit: dun bi panayir olayi yasadik ki, hayatim boyunca unutamayacagim gunlerden biridir kendisi..hos, bu ara hep hayatim boyunca severek hatirlayacagim gunler yasiyorum:)

Tuesday, May 26, 2009

2 yıl once de ayni sarkiyi dinliyordum..

kolay değil
rol yapsam da bazen
beni hiçbi' şey güldürmüyor
sorun değil
çünkü artık zaten
beni hiçbi' dert öldürmüyor

Monday, May 25, 2009

self abandonment--

hani kalkip gidesin var hep, gozlerin hep birilerini ariyor, hep birilerinden bi haber- bi msg-bekliyorsun ya, aslinda hepsi sen de, herkesten cok sen biliyorsun.. gunlerdir, yorgunlukla, hastalikla-- ki yorgunlugunun nedeni ortada, ilaclar uzun sureli ihmale gelmezmis, bir kez daha ogrendin- ugrasiyorsun ya, bi farklilik bi nefes almalik bi durum bekliyorsun ya...

aslinda hepsi sende, sen herkesten cok biliyorsun...

neye hazirsam onu yasarim diyorsun, neye hazir olduguna karar veremiyorsun, saatlerce susmak istiyorsun, saatlerce kosmak, herseyi sonsuz yapmak istiyorsun, her ardina baktiginda sasiriyorsun ne cok yasamisim diye, su an inanilmaz geliyor, peki suan ne var ya da yok hayatinda..

maskelerin yine etrafta, hangisini takip hangi rolu oynayacagina karar veremediginden elinde duruyor sadece, yoksa eminim ki yuzunde olurdu..

hersey oldugundan komplike gorunuyor gibi.

bu gibi kelimesinden uzaklasacak bir seye ihtiyacim var..

suan duruyorum sadece. just standing. bi adim, sadece bi adim ileri goturecek bir seylere ihtiyacim var...

lutfen,
bir an once karsima cik.. ben kendimi daha fazla hirpalamadan..

Tuesday, May 12, 2009

i'm sick n tired, always being sick n tired..

hicbise yetmiyor sanki bana, hiic bir sey.. aklimda onlarca dusunce, huzur ise bi anlik gelip geciyor, sonrasi tekrar dongu...

baslik beni oldukca acikliyor su gunlerde.. gokanla bile konusmak istemiyorum, mumkunse oldukca uzak olalim, mumkunse uzunca bi sure susalim... herkes kendi dunyasinda cunku.. birlikte ama yalniz belki de her iki taraf, ama her iki tarafta karsidaki zarar gormesin diye susmayi tercih ediyor, sustuklarimiz da buyuyor icimizde iste...

aslinda haksizlik ediyorum sanki icimden ona bilemiyorum ki..

belki ben yanlis goruyorum, belki hersey oldukca stable, ama ben unstable bi insanim oldum olali, duraganlik hep beni bunaltti, kacip gitme istegi dogurdu..

bozcaada'daki gibi olsun istiyorum hayat... dusunmeye gerek olmadan... yilin 3 ayi hep gidicem oraya karar verdim:) hatta 4ümüz birlikte we hope...

yarin Efsun Hanim geliyor, super aklimdaki bi'cok seyi rahatlikla sorabilecegim insan:)

2 gun sonra da izmire gidiyorum..


bir haller olmus sana yine
bırak gun yanından gecip gitsin
yarın sansını yeniden denersin


Sunday, May 10, 2009

bozcaada trip-- mutluluk, huzur, arkadaslik, gunes, sarap kokulu sokaklar, hayat...


coooooooook eglenceli bir gundu coook..:) hayatimin en guzel gunlerinden birini gecirdim:) bozcaadaya gittik, super otesi bir yer, kucucuk bir ada, geyikli var oncesinde, hem de ne kadar guzel bir sahile sahip:) ordan feribotla... kucucuk evleri mukemmel, sokaklari daracik... sarap kokan sokaklara sahip...
4umuzde (hulya, ayse, nur, ben:) coook eglendik:) sokaklarda gezdik, sahilde sarap ictik, bol bol foto cektik:) en guzel ani ne zamandi diye sorsalar valla her andi derim:) o derece guzeldi.)

manyak bi kedi vardi, bi kopegi kosturdu tabii biz yarildik.. geyikli de denize dussek kazara diye baktik, walla cok sevinirdik denize dussek, bahaneyle girmistik olurduk, o kadar guzeldi ki..

sarap aksesuarcısı vardi ki, evlere senlikti..

sokak sokak buyucu, falci falan aradik.. karsimiza cikmasini bekledik daha cok:) oyle diyelim:) ama cikmadi:( izmir buyuculerini okumus bi insan olarak normaldir boyle hissetmem..:)

4 kere sansimizi denedik, 3. oluyor gibiydi, olmadi, belki de hulyayla ben "pek atesli taraftar" kismina dahilizdir:) ama denemek bile iyiydi, helecanliydi, kesin o kibar insanlar da neler kacirdik diye uzuluyorlardir:)

coook ozlucem burayi cook:)

tamamen arkadaslik dostluk guzel gunler hatirlaticak bugun bize... o kadar keyifli huzurlu ve degisilimezdi hersey:)

iyi ki variz:)

hersey harikaydi... yazayim yazayim diyorum ama bu kadar guzel bir gunun ardindan ne denir ki:)

huzura erdim walla, huzurlu bir yer.. mutlu olabilir bir insan orada rahatlikla.. bi’ton tas aldim:)


ne denir ki,
hayat iste:) her zaman muhtesem...

Wednesday, May 6, 2009

dust free eraser-again-


gunler geciyor, sabahin korunde okula gidiyoruz 2 gundur, yarin da gidices, bi de zirva bidibidisi, planlar degisiyor bakalim..
bgnun en komik esprisi ibo'nun: 400 verios, 8.45'te gelios; 600 verelim de 6 da gelelim geyiii idi.. tabii anlayana..:) (bkz: ikinci ogretim olmanin getirdikleri:)

bugun hayatimda "onemli" saydigim, onem verdigim, onem verildigime inandigim birinden, hic beklemedigim cumleler duydum, hic hak etmedigim... naptim, engelledim, telefonunu sildim, ozel hayattan insan silmeye biraz yaklastim..

asil soru su: bu insanlarin hayatimda isi ne?

cevresi kalabalikti ama yalnizdi insanlarinin bir sure sonra dusundugu sey bu heralde.. zaman zaman hayatima format atmam gerekiyor, birakalim gitsinler gidicekleri yere... bana bu tarz cumleler kuran biri de daha da olmasin hayatimda... yolu acik olsun...

kabuslarla ve uykusuzlukla ugrasiorum su ara, dongu iste...

haftasonu superdi, askim burdaydi, uyurken yaninda huzur buldugum adam.. "guven" duygusunun diğer adı..:)

Friday, May 1, 2009

oturduk muzik dinlemeye calisiyoruz.. ben uzuldum, bu bana bikac yil oncesini hatirlatti, bazi sarkilar sozler bana cok benzio, kacasim geliyor boyle durumlarda, ben duyunca uzuluyorum, sanki biri ruhumu boguyor...

gece yine uyuyamadim. bi de the reader olayi yasadik ki, ilk defa bi naziye uzuldum filmde, oda icime oturdu.. onu bekliyorum.

yarin gelsin diye...

Thursday, April 30, 2009

bi' arkadas ortaminda yapilan konusmanin ardindan kalanlar..

-bak haci bisey ne kadar ustune geliosa vardir bi nedeni, bisey oluo ya, bi olumsuzluk bi boktanlik.. bil ki o bi isaret, bil ki senin icin Allah tarafindan verilmis, ne zaman aklindan geciriosun "bu ne boktan bi durum neden basima geldi" bi kat daha ayni olaydan yasiosun bi level ustu gene kotu oluo, sen yine anlamamakta direniosun, bi level daha ustune gelio... anlamak lazim, kabul etmek lazim, susup kabul etmek lazim, vardir bunun da bi nedeni demen lazim; o zaman olay degisio, olumlu tarafa gecio...

hayat ne tuhaf vapurlar falan

bir bilgenin sabrini ta$irabilecek kadar saldirgan, bir kediyi sakinle$tirebilecek kadar uysal, bir toplulugu gulmekten kirip gecirebilecek kadar pozitif, yanindakileri intihara surukleyebilecek kadar negatif, butun gece dansedebilecek kadar enerjik, butun gun uyuyabilecek kadar yorgun, bir haftalik i$i yarim gunde bitirecek kadar hizli, yarim gunluk i$i bir haftaya yayabilecek kadar yava$, bir gelincik kadar narin, bir cam agaci kadar guclu...

Wednesday, April 29, 2009

bi adim ilerleyememek..


Choose life. Choose a job. Choose a career. Choose a family. Choose a fucking big television, Choose washing machines, cars, compact disc players, and electrical tin openers. Choose good health, low cholesterol and dental insurance. Choose fixed- interest mortgage repayments. Choose a starter home. Choose your friends. Choose leisure wear and matching luggage. Choose a three piece suite on hire purchase in a range of fucking fabrics. Choose DIY and wondering who you are on a Sunday morning. Choose sitting on that couch watching mind-numbing sprit- crushing game shows, stuffing fucking junk food into your mouth. Choose rotting away at the end of it all, pishing you last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked-up brats you have spawned to replace yourself. Choose your future. Choose life... But why would I want to do a thing like that?

RENTON: I chose not to choose life: I chose something else. And the reasons? There are no reasons. Who need reasons when you've got heroin?





deli gibi bir seyler yazmak istiyorum bir seyler soylemek istiyorum; saatlerce konusayim saatlerce dusuneyim-ki bunu yapiyorum zaten...
ancak kafami karistiran biseyler var, biliyorum, cunku hissediyorum; neyle alakali bilmiyorum, ne oldugunu nasil ogrenebilirim bilmiyorum..
uyuyamiyorum ayrica da.
"hayran olunasi" kelimesini cok seviyorum bu ara, kim icin ne icin kullanildiginin bir onemi yok.

bugun benim icin coook onemli bir sunum yapicam, ama sanki yapmicakmisim gibi hissediyorum.

hersey kismet iste... umutla en son gorustugumuzde sordugum "kimbilir bi daha ne zaman gorusuces" sorusuna, "bilmiyorum ozlemcan hersey kismet" demesi geliyor aklima.

cok arada bir yerdeyim.
uzunca bir sure susmak istiyorum, daha az konusmak, daha az iletisimde olmak istiyorum.

hep bir seyler bekleme havasindayim, kimden ne bekliyorum hicbi fikrim yok.

organizer a ihtiyacim var: ozlem saat 10da ilacini iciceksin, 12 de 2 tane ceviz yemelisin, 1 bucukta ogle yemegini ye, arada su ic, derslerine calis, soru cozmen gerekli, saat 2 giyin hadi okula gec kalma, bgn sali su diziyi izlemelisin, dexter var geceleyin... sakin ol, insanlara sabir goster birazcik, herkes herseyi bilmeyebilir, seninde coook sey ogrenmen gerek, bi ton kitap var ne zaman okumayi dusunuyorsun bunlari.. bi sonraki adimini belirledin mi?..

tabii tum bu durumlara tepkim: i choose not to choose the life..

Tuesday, April 28, 2009

beceriksizlik vs. sabır

sabir coook onemli bir sozcuk.. kimileri cok sabirlidir, bekler, beklemenin zevkine vararak bekler; sonucunu alir-hakkiyla alir... kimileri(like me) sabirsizdir, her an her sey olsun bitsin ister, volatile bir ruha sahiptir cunku, beklemek onun icin angaryadir, gecer gider zaten zaman bir anda...
ve sabirsiz oldugu olcu de belirsizdir-beceriksiz- ikinci tip modeller... cunku "bastan savma" kelimesi hep duyagelmistir, cunku slklLhandlr, cozum arayislari kisa surelidir, kimi zaman normalize eder durumu,ama cogunlukla da bahanedir...
hassastir da ayni zamanda, kirilgan gibi durmayan kirilan tiplerdir genelde.
ben de zamana inanmak istiyorum. benim icinde normal surede gecsin, 3 dakikadan fazla sursun ilgim bir seylere, aklimda tutabileyim, gereksiz tum ayrintilari hatirlarken, onemsizleri unutmayayim istiyorum...
cok sey mi istiyorum..

zamanim, zamansin, zamaniz...

Wednesday, April 8, 2009

"biz kırıldık daha da kırılırız
ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
hırsız da bilmiyor çaldığını
biz yeni hayatın acemileriyiz"

cemal süreyya
"oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok,kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte."

masumiyet-zeki demirkubuz

Monday, April 6, 2009

ben her bahar gitmek isterim

"Ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim. Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun... İstemek de güzel. ...


her bahar aşık olmuyorum--sanmam oluyorumdur zaten asik bi insanim aklim pek basimda degil,
ama her bahar gitmek istiyorum o kesin..
benim icin fark etmez, bahar bana hem mutluluk hem yorgunluk demek..
cok yorgun oluyorum mesela, anemi, yorgunluk, halsizlik.... ay ben cok yorgunum hali..
bi yandan da ay cok enerjik bi insanim, hic durmadan kosabilirim, dans edebilirim, gezebilirim, atlayip ziplayabilirim

yilmaz ozdil gibi yazi yazma rehberi:

benim icin fark etmez,
ben bu ara kafayi
ciddi ciddi
dolgu topuk ayakkabilara, babetlere,
renkli tshirtlere,
elbiselere,
aptal aptal sarkilara,
rujlara,
ojelere,
kendime,
kendimi onemsememeye
ve daha cok onemsemeye
takmis durumdayim.



evet aynen boyleyim:)
he mutlu muyum; evet cok:)
huzunlu muyum.. hemde nasil.. yorgunlugumla alakali olsa gerek...

sorumluluklarimdan kacmiyorum suan, hala biraz kacislarim var, geri donmeye calisiyorum, zararin neresinden donulse kar; kara gecmeye calisiyorum..

uyuyamiorum tabii, dexter gibi oluyorum bazen, ic sesim susmuyor, tabii dexter'i bilen bir, bir serikatil ve bir polis... seviorum kendisini.

susan mayer sendromunu atlattim cok sukur, ama hala bi' cok yerde birden yasiyormus hissini yasiyorum...

cok karisik bi haldeyim, durmadan kafam karisik- aslinda cok acik...

uyuyamiorum ya, manik donem tabii...

bu arada kesinlikle inanamiyorum, ben bu ameliyati nasil oldum, nasil elimde boyle bir izle yasiyorum, nasil kabul ettim, nasil da kuzu kuzu sakince durdum ameliyat masasinda, simdi kendisi aciyor, acisini hissettirdikce de ben inanamiyorum hala...

"varsin boyle gecsin omrum, neseyle dolsun bari her gunum..." modundayim.

iste her bahar gitmek istiyor bunye..


Saturday, March 28, 2009

28.03.2009

"...yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. yavaşlıkla anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır..."

milan kundera, "yavaşlık"

Monday, March 16, 2009

mixed

Sakinim, çok sakinim.. Sakin olmaya çalışıyorum. İnsanlara alışmaya calisiorum,zor durumlarla basa cıkmaya calisiyorum. Yoruldum ama gucluyum yine de. Neden bu kadar kirilmaya acik duruyorum, cok mu caresiz gorunuyorum acaba, gercekten oyle miyim...Sorgulama surecine girmesi bir insanin yasayabilecegi en zor durumlardan biri sanirim. Kendini herkesten daha cok elestiren insanlarin yapmasi durumu ise daha da can acitici oluyor.

Hos aman cok da umrumda yani... Parami alir giderim o da mumkun.

Wednesday, March 4, 2009

spring water

ben bilmem benim icin bahar geldi, bi cok seyi iplemiorum walla, gunes falan super, su temmuz ayı da gecerse walla benım ıcın super olucak...
istanbula gittim, ankaraya gidicem nisana, sonra tekrar istanbula gidicem, bu konuda endiselerim war ama cok da onemli degil acikcasi...
genel olarak mutluyum

Thursday, February 19, 2009

hayal kirikligi vs. hayat kirikligi

çok uzun zamandır süregelen, insanı ayakta tutan, belki de yaşama bir az daha bağlayan, peşinde koşturup dururken sonucunun ne olacağı pek de umursanmayan, önemli olanın sadece kendi yarattığı dünyada biraz daha huzur bulmak istemenin sebebi olan hayallerin, gerçekle bir şekilde karşılaşması anındaki şoktur hayalkırıklığı..

şok anını atlatmak kısa süre gibi görünse de bir ömür gider aslında, tüm geçmiş, tüm gelecek yok oluverir belki de o kısacık şok süresi içinde..boşluğa düşüverir insan dünyası yok edilmiştir hiç ummadığı anda, o kısacık zamanda..yeni bir dünya kurmaya zaman yetmez, zaten sebep de kalmaz çoğu zaman o an geçene kadar..

bakakalınır öylece şok anı atlatılınca..hiçbir şey söylenmez, söylenecek bir şey de yoktur zaten..kimse suçlu değildir aslında gözlerden akan yaşlar için de dahil olmak üzere..kimse bilmiyordur ki o varolan ve artık boşluğa karışan hayaller dünyasını..

daha sonra kırıklar temizlenir, kalbin en derin köşesine süprülür kalıntılar..bir daha açılmamak üzere kitlenir süpürülenlerin kapısı daha birçok kapının üstüne..

hayal kirikligi vs. hayat kirikligi

çok uzun zamandır süregelen, insanı ayakta tutan, belki de yaşama bir az daha bağlayan, peşinde koşturup dururken sonucunun ne olacağı pek de umursanmayan, önemli olanın sadece kendi yarattığı dünyada biraz daha huzur bulmak istemenin sebebi olan hayallerin, gerçekle bir şekilde karşılaşması anındaki şoktur hayalkırıklığı..

şok anını atlatmak kısa süre gibi görünse de bir ömür gider aslında, tüm geçmiş, tüm gelecek yok oluverir belki de o kısacık şok süresi içinde..boşluğa düşüverir insan dünyası yok edilmiştir hiç ummadığı anda, o kısacık zamanda..yeni bir dünya kurmaya zaman yetmez, zaten sebep de kalmaz çoğu zaman o an geçene kadar..

bakakalınır öylece şok anı atlatılınca..hiçbir şey söylenmez, söylenecek bir şey de yoktur zaten..kimse suçlu değildir aslında gözlerden akan yaşlar için de dahil olmak üzere..kimse bilmiyordur ki o varolan ve artık boşluğa karışan hayaller dünyasını..

daha sonra kırıklar temizlenir, kalbin en derin köşesine süprülür kalıntılar..bir daha açılmamak üzere kitlenir süpürülenlerin kapısı daha birçok kapının üstüne..

yeniden yıkılamayacağını sandığı yeni bir dünya kurma sebebi çıkana kadar gerçekle başbaşa kalır insan..sonra birgün yeniden inşa etmeye başlar yeni dünyasını..umutla, kendince sevinçle, kendince sağlamlığıyla..yeni bir yıkıma göğüs gerebileceğini sanarak yaşamaya başlar..ne kadar süreceği bilinmez..

Sunday, February 8, 2009

ankaraya da alistim---paintball insani-- meclis stajeri

coooook mutluyum...
ankarada TBMM de staj yapiore, cogu kisiye nasip olmucak bise bana oldu, cok da mutluyum, bizimkilerde geldi ankaraya, meclis dis isleri komisyonu...:) cooooooook degisik ve cok guzel bir 3 haftamiz geciyor, 3.hafta yarin basliyor, bugun de paintball daydik.. ay ne keyif o ööle:) yukarida yagmur asagida camur hiiiiic bana misin demedi, kardem de karsi takim cengaveriydi:):)
cook eglendim..
staj arkadaslarimi cok seviore, en cok da komisyon arkadasim elifi ve tabii ki ahmeti:) iyi bi ekip olusturduk heralde: yerinde duramayan ahmet, sakin ve agirbasli ve olgun? diyebilecegim elif tam tersi de ben:)
bu kadar zit olup, bu kadar iyi anlasabildigim nadir insanlardan elif can:)

iyi ki tanisim diyecegim insanlardan ikisi de:)

cook mutluyum ben bu ara kisaca, insan mutlu olunca pek biseler yazasi gelmiyor sanirim..
feyza ve efsun hanimin etkileri buyuktur bunda:)

stajdaki diger kisileri(bkz: nihal apla) (bkz: buyukelcimiz:) (bkz: kuyu cadisi:) ahaha
bilahere yaziiciiiiiiiim simdi coooooook yorgunum.. need to sleep:)

Monday, January 19, 2009

kapitalizmin kölesi, izmir sevgilisi

Izmiri coooook seviorum cooook... Soyle bi alsancaga insem ara sira da olsa, soyle bi yurusem, eski gunleri hatirlasam..cook mutluyum cook... seviorum iyi ki bu sehirde yasiyorum..
Yine bi ton sac ve cilt bakim urunu aldik, tabii ki cagdas finansman teknigi olarak Ozge'yi kullanarak tabii..:) Bu ne alma istegidir, bu ne anlamsiz bir istir, ne pahaliliktir.. Ama napalim bolluk ve bereketi kendimize cekiyoruz, tabii sukrederek...

Thursday, January 15, 2009

neseli bir ameliyatın anatomisi

evet ben ameliyat oldum.
hemde sol bilegimden. sag elimden daha cok kullandigim elimin bileginden. hemde hersey cok cabuk oldu, şen şakrak gülerken falan-tabii canım yanarken- aldilar kisti.
hersey neşeli bir şekilde doktorun yanina gidip "eaa bu bilegimdeki de cok cirkin duruyor ne ki bu ne ola?" şeklinde sormam ve doktorunda en neşeli haliyle: " yaaw bu cok buyumus biz bunu alalim" demesiyle başladi.
5 dakika sonra bir odada, doktorun yardimci beni ameliata hazirliordu. hazirlama isleminin en korkunc kismi su igne idi. normalde de igneden hic korkmayan, aglamayan bi insan olan ben, bu sefer aglamamak icin kendimi zor tuttum, zira; hizla ve ozgeden--hasta bakicim-- :) duydugum kadariyla dondurerek? vurmus igneyi. tabii direk damara vuramazdi, orda damar yok cunku.(ben gormedigime gore yoktur di mi:)
doktor geldi sonra, eheheh modunda bi sen sakrak, bi islem yapti-evet hala sakindim- guluorlar, konusuorlar falan bana "baslayalim mi?" dediginde baslamis bile doktorumuz, bir seyler aldilar hissettim-hissediyorum, ama bir yandan konusuyorum falan da bir yandan:) -as always-
canimin acisinin en cok arttigi nokta, doktorun: "burda bir parca var onu almazsak tekrar cikar ama" dedigi noktaydi, iste bu anda kafami kaldirip elime baktim, kanlar yarik seklinde bana bakiyordu, canim cok aciyinca doktora "kalsin gerek yok siz onu almayin cidden bak ya da bi igne daha vursaniz, benim aci esigim de cok dusuktur bikbikbik" konusuyorum, doktor bu sirada tamam bitti falan dedi, acinin zirveye ulastigi noktada konustugum icin yine aglamadim...:)

sonra kalktim hemen, dikilisini falan izledim merakla-- "estetik nerde? bu estetik olmucak galiba? olsun yara izlerini severim ben..." seklinde bu islemde bitti.
hastabakicim:) ozge ile hicbir sey olmamis gibi eve geldik, tabii ben sol elimi kullanmamayi beceremiorum.. ilaclari falan iciyorum ama, aciyor tabii.. olsun napalim..

ozge cok gurur duydugunu soyluyor, aglamadigim icin, sakince oturdugum icin...

anyway, tabii ki bende kendimle gurur duyuyorum:)

Tuesday, January 6, 2009

anlamak

anladim ki,
sozlerimi soyliceim degilsin sozlerime deger veren degilsin. sana bise anlatmaya calismak, duvara birsey anlatmaktan daha zor, ya da sana solediklerimi duvara anlatsam ne cok sey ogrenirdi benim hakkinda.

yikimlarima sende dahil olmak istiyorsun sanirim,
nasil olmak istiyorsan oyle ol ben sana artik bise demicem.

dunku mail olayinda daha okumadan kizip bagirip cagirip, sonra da sabah tesekkur etmen..."ironi" diyorsun ya, iste ironi bu.
ama ben gulmuorum.
tek sorun bu.

ofke ve uyku

sakinim..
sakinim..
sakin olmaya çalışıorum...

uykum bolundu, uykum bolundu, uykum bolundu...
sinirlerim bozuldu.

sakin olmaya calisiorum, ofkelenmemeye calisiorum, hosgor diorum yok, yani olmuor..

rahatsiz etmeyin yani bok var sanki.


Monday, January 5, 2009

sen beni yenemedin cunku ben seninle oynamadım

hayatimin ozeti iste.
bu kadar.

bugun 2 kere ofke patlamasi yasadim, cok cok cok degisken bir ruh haline sahibim. bi ara tamamen tukenmislik sendromu yasiordum, 5 dakika sonra ise gayet mutlu mesut kahkalar atiyordum. az once de oyle gayet mutluydum sonra uzuldum.
burda yazan kisi sen bilme bu yaziyi okuma da. zira gerek gormuyorum.
zaten okutur muyum sana,
sanmiorum ne blogumun adresini gondereyim ne baska bise..

finallere 1 saat calismadan giriorum. cok halsiz ve yorgunum.

ama iyiniyetime kimse inanmiyor. uzgunum.
3 yildir tanidigin bir zamanlar cok yakin oldugun adam da...
cok kisa zamanda tanistigin, seni birkac kere goren adam da...
sevgilin olan hayatini verebilecegini dusundugun, her adiminda dusundugun adam da..

bu kadar mi kotuyum ben, bu kadar mi evil bi halim var, bu kadar mi guvenilmezim...

evet oyleyim.
o yuzden kimse guvenmesin bana.

bende kimseye iyi davranmayim. hem banane canim. herkes ne hali varsa gorsun. benim niye umrumda olsun ki... yardim istersen evet, ama otesinde ben yokum. herkesten oldukca uzaktayim.
uzak kalmayi da seciyorum, bi nevi "yalnizim cunku raziyim..." durumu.

belki en guzeli. kimse tanimasin bilmesin beni, gerek gormuorum, oyunlarimi da buna gore oynucam bundan sonra. ne kadar gizlenirsem o kadar acik ediorum demek ki.

her an gidebilir halime aldaniyorlar belki, belki umursamazligimdan, belki oyle gorundugumden...cok da umrumda degil zaten. ne onemi var kim hakliysa...

"herkes gibi" bu uzdu beni. tam da nazim hikmet tekrar turk vatandasligina gecmisken...:
gönlümle baş başa düşündüm demin
artık bir sihirsiz nefes gibisin
şimdi ta içinde bomboş kalbimin
akisleri sönen bir ses gibisin

maziye karışıp sevda yeminim
bir anda unuttum seni, eminim
kalbimde kalbine yok bile kinim
bence artık sen de herkes gibisin